‘ABD ve İsrail, Suriye’de Başarısız Olduklarının Farkındalar’

rasthaber

Rasthaber – İsrail'in İran'ın Suriye'den çekilmemesi durumunda "Esad'ı öldürürüz" açıklamalarını ve Rusya'nın Suriye'ye S-300 sevkiyatını durdurma girişimini değerlendiren Gazeteci Bursa "Bu ABD, İran ve Rusya'ya mesaj niteliğinde" dedi. Prof Dr. Ünal "İsrail ve ABD Suriye'de yürüttüğü vekalet savaşında başarısız olduğunun farkında" diye yorum yaptı.

İsrail'in Suriye'ye dönük son derece tartışmalı tutumu son haftada yaşanan iki gelişmeyle bir kez daha tırmandı. Uzun süredir İran'a karşı savaş rüzgarları estiren İsrail, bu kez Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı ülkesinde İran'ın faaliyetlerine izin vermeye devam etmesi halinde öldürüp yönetimini devirmekle tehdit etti. İsrail'in eski savunma bakanı Moşe Yalon, Rus hava savunma sistemi S-300'ün Suriye'ye sevk edilmesini istemediklerini, bunu engellemek için Rusya ile irtibat halinde olduklarını söyledi. Peki İsrail'in bu tutumunu nasıl değerlendirmeli? Bu tavır Ortadoğu'daki denkleme etki edecek şekilde eyleme dökülür mü? Uzmanlar, bu soruların yanıtlarını Sputnik'e verdi. Konuyu Sputnik'e değerlendiren ilk isim Atılım Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal oldu.

İsrail'in sertleşen söylemlerinin Suriye ordusunun gösterdiği başarıyla "paralel" olduğuna işaret eden Ünal "Suriye kuvvetlerinin son aylarda, hatta 2016 yılından itibaren sahada gösterdiği başarı ve elde ettiği üstünlük karşısında Amerika ve İsrail ikilisi, vekalet savaşlarıyla Suriye'de elde etmek istediklerini elde edemeyeceklerini görmüş durumdalar. Özellikle son aylarda hepimiz görüyoruz ki Suriye, Doğu Guta'yı temizledi. Oradaki küçük direniş bölgelerinin tamamını ele geçirdi. Ardından Suriye hükümet kuvvetleri kuzeye doğru yöneldiler. Önemli stratejik mevkileri, ve bilhassa 2012'den beri direnişçilerin, teröristlerin elinde olan kara yollarını ele geçirmeye başladılar" dedi.

‘ABD VE İSRAİL VEKALET SAVAŞLARIYLA BAŞARILI OLAMADIKLARININ FARKINDA'

Suriye ordusunun gösterdiği başarının ABD ve İsrail'in vekalet savaşları yürüterek Suriye'de başarılı olamayacaklarını anlamasıyla sonuçlandığın işaret eden Ünal "Bütün bunlar beraberinde şunu getirdi: Amerika ve İsrail, vekalet savaşlarıyla istediklerini elde edemeyeceklerini anlamış durumda. Bu yüzden de İsrail doğrudan İran'a yöneliyor. Ancak ‘İran, Suriye'den çekilsin' demek şu soruyu akla getiriyor: Suriye'deki PKK'lılar, yabancı, cihatçı, ruh hastası savaşçılar neden çekilmiyor? Suriye'de Suudi Arabistan ve diğer ülkelerin desteği ve parasıyla on binlerce, yüz binlerce insanın kanına giren teröristler çekilmiyor da neden İran çekiliyor? Yani, neticede Suriye egemen bir ülke ve egemen bir ülkenin davetiyle bir başka ülke orada faaliyet gösteriyorsa orada bir sorun yok" diye konuştu.

Ünal "Ayrıca, bugün ‘İran, Suriye'den çekilsin' demenin bir sonraki adımı ‘Rusya, Türkiye'den çekilsin' demek olacaktır. Yani ABD ve İsrail vekalet savaşıyla yapmak istediklerini yapamayınca, bu defa da meseleyi doğrudan savaşa çevirme tehditleri savuruyorlar. Bunun da altyapısı zayıf. Çünkü bu ikili ta 11 Eylül'den bu yana, hatta Afganistan'dan başlayarak yürüttükleri kanlı savaşlarda milyonlarca insanı ya doğrudan öldürdüler ya da ölümlerine sebebiyet verdiler. Ama giriştikleri bütün savaşları da kaybettiler. Afganistan, Irak ve Suriye'de başarılı olamadılar. En son Lübnan seçimleri gösterdi ki Lübnan'da da başarılı olamadılar. Hizbullah, Suudi Arabistan'ın oy alınabilmesi için birebir dağıttığı paraya rağmen muazzam başarı gösterdi. Dolayısıyla, önümüzde böyle bir uluslararası ve bölgesel ortam varken, vekalet savaşıyla elde edemediklerini doğrudan savaşla elde etmeye çalışmak son derece tehlikeli" dedi.

‘ABD'NİN TUTUMU İRAN'IN EGEMENLİĞİNİ TARTIŞMAK'

ABD Başkanı Donald Trump'ın olası bir ‘İran'la nükleer anlaşmadan çekilme' kararını da değerlendiren Ünal "Diyelim ki (ABD Başkanı Donald) Trump, birkaç saat sonra kararını açıklayacak ve Amerika'nın İran'la olan nükleer anlaşmadan çekildiğini ilan edecek. Peki altı imzacısı olan bir anlaşmadan ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesi anlaşmayı geçersiz kılmaya yeter mi? Kaldı ki, şu saat itibariyle yaptığım araştırmalarda Avrupalı ülkelerin bu anlaşmaya sadık kalacaklarını ilan etmesi söz konusu. Zaten Rusya veya Çin'den bu anlaşmanın aleyhine en ufak bir şey söylenmiş değil. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu da, İran'ın nükleer silah girişimi olduğuna dair hiç bir bilgi veya belgeye sahip olmadığını söylüyor. Bu aşamada iki sorun ortaya çıkıyor. İran'la yapılan nükleer anlaşmaya sadık kalacağını açıklayan ülkeler ve nükleer silah üretimine dair bilgi veya belgeye sahip olmadığını söyleyen UAEK varken, ABD anlaşmadan çekilmesini nasıl gerekçelendirecek? Anladığım kadarıyla İsrail'in zorlamasıyla ‘Yalnızca nükleer silah yapmaktan vazgeçmesi yetmez, karadan karaya atılan bu balistik füzeleri de üretmesin' gibi bir söylem geliştirdi. Ancak bunu söylediğiniz anda, bir ülkenin doğrudan doğruya egemenliğini tartışmış oluyorsunuz" dedi.

Ünal "Çünkü bu balistik füze yapımı, Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması kapsamına girmiyor. Bir sonraki aşamada da İran'a çıkıp ‘Kardeşim, ben senin hava kuvvetlerin olsun istemiyorum' diyecektir o zaman. Ayrıca, iş sadece İran'la sınırlı da kalmayabilir. Aynı şeyi bize de söyleyebilirler. Çünkü biz de balistik füzelerde mesafe kat etmiş durumdayız, 1000 kilometre menzillere yaklaşmış durumdayız. Veya dostane söylüyor gibi yaparak nasıl ‘S-400 alamazsınız' diyebilirler? Böyle bir uluslararası sistem olamaz. Dolayısıyla, bunu zorladıklarında bütün dünyadaki inandırıcılıklarını sıfırla çarpmış olacaklar" diye konuştu.

Bu Haberi Paylaş