ABD kamuoyunda İran’la devam eden çatışmaya yönelik hoşnutsuzluğun artması, Donald Trump yönetiminin karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri haline geldi. Amerikan vatandaşları üzerindeki ekonomik baskıyı artıran bu durum, Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçilerin siyasi konumunu da etkileyebilir. Son anketler, Amerikalıların çoğunluğunun başkanlarının krizi yönetme biçiminden memnun olmadığını ve Washington’ın açıkladığı hedeflere ulaşabileceğine ilişkin şüphelerin arttığını gösteriyor.
Bu çerçevede, Connecticut eyaletinin Demokrat Senatörü ve ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi üyesi Chris Murphy, Trump yönetiminin İran politikasını eleştirerek Amerikan halkının çatışmanın sürmesini istemediğini ve bunun ülkeye yüklediği maliyetlerin göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Trump yönetiminin askeri politikalarına yönelik sert eleştirileriyle bilinen Murphy, krizin devam etmesi halinde ortaya çıkacak mali yük, Amerikan askerlerinin karşı karşıya olduğu tehlikeler ve güvenlik alanındaki sonuçlara dikkat çekti. Senatör ayrıca çatışmanın sona erdirilmesini isterken Kongre’nin de sürecin devam etmesi konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu.
Trump’ın performansına yönelik memnuniyetsizlik yaygınlaşıyor
Yeni anket verileri, İran’la çatışmanın yönetilmesine yönelik muhalefetin Amerikan toplumunun önemli bir bölümüne yayıldığını gösteriyor. Pew Araştırma Merkezi’nin 8 Ekim 2026’da yayımladığı ankete göre, Amerikalıların yüzde 65’i Donald Trump’ın ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarını yönetme biçiminden memnun değil. Trump’ın performansını onaylayanların oranı ise yüzde 33’te kalıyor. 28 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında 5 bin 62 Amerikalı yetişkinin katılımıyla gerçekleştirilen anketin sonuçları, mart ayındaki verilerle karşılaştırıldığında memnuniyetsizliğin arttığını ortaya koyuyor. Mart ayında katılımcıların yüzde 61’i Trump’ın yönetim biçiminden memnun olmadığını belirtirken, yüzde 37’si başkanın performansını onaylamıştı. Böylece birkaç ay içinde memnuniyetsizlik artarken Trump’a verilen destek geriledi.
Amerikalıların yalnızca yüzde 34’ü İran’a karşı başlangıçta askeri güç kullanılmasına ilişkin kararın doğru olduğunu düşünüyor. Bu oran, mart ayına kıyasla 4 puanlık düşüşe işaret ediyor.
Bulgular, tartışmanın yalnızca hükümetin politikalarını nasıl uyguladığıyla sınırlı olmadığını, Amerikan toplumunun bir bölümünde askeri güç kullanma kararının kendisine yönelik değerlendirmenin de olumsuzlaştığını gösteriyor.
Washington’ın hedeflerine ulaşacağına ilişkin şüpheler artıyor
Kamuoyundaki memnuniyetsizliğin bir diğer göstergesi, Trump yönetiminin açıkladığı hedeflere ulaşma kapasitesine yönelik şüphelerin artması. Pew Araştırma Merkezi’nin aynı anketine göre, Amerikalıların yüzde 52’si yönetimin İran’la çatışmadaki hedeflerine ulaşacağına ya çok az güveniyor ya da hiç güvenmiyor. Buna karşılık katılımcıların yüzde 24’ü bu hedeflerin gerçekleştirileceğine büyük ölçüde veya çok yüksek düzeyde güvendiğini belirtiyor.
Öte yandan Amerikan toplumunun önemli bir bölümü, krizin kısa vadede sona ermesini beklemiyor. Ankete katılanların yüzde 47’si ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının bir yıldan daha uzun süre devam edeceğini öngörürken, yüzde 30’u çatışmanın altı ay ile bir yıl arasında daha sürmesini bekliyor. Buna göre katılımcıların yaklaşık yüzde 77’si çatışmanın en az altı ay daha devam edeceği görüşünde.
Bu endişeler, çatışmanın uzamasının ABD yönetimine daha fazla mali ve askeri yük getirebileceği ve ülkenin kaynakları üzerindeki baskıyı artırabileceği bir dönemde dile getiriliyor. Hükümetin hedeflere ulaşılacağı yönündeki açıklamalarıyla kamuoyunun krizin uzamasına ilişkin kaygıları arasındaki fark, Trump’ın politikalarına yönelik eleştirilerin başlıca konularından biri haline geliyor.
Ekonomik maliyetler ve Amerikan askerlerinin güvenliğine ilişkin endişeler
Çatışmanın ekonomik sonuçlarına ilişkin kaygılar da kamuoyundaki muhalefetin şekillenmesinde önemli rol oynuyor. Pew Araştırma Merkezi’nin anketine göre, Amerikalıların yüzde 73’ü İran’la çatışmanın benzin ve yakıt fiyatlarını artırmasından büyük ölçüde veya ciddi şekilde endişe duyuyor. Katılımcıların yüzde 71’i ise Amerikan askerlerinin yaralanması ya da hayatını kaybetmesi ihtimalinden kaygılı. Ayrıca yüzde 58’i ABD kara birliklerinin İran’a gönderilmesi konusunda büyük ölçüde veya ciddi şekilde endişe taşıdığını belirtiyor.
Bu veriler, krizin Amerikan kamuoyu açısından yalnızca askeri gelişmelerle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Enerji maliyetlerinin yükselmesi, çatışmanın genişleme ihtimali ve Amerikan askerlerinin kayıp verme riski, vatandaşların hükümetin politikalarına ilişkin değerlendirmelerinde etkili oluyor.
Bu koşullarda çatışmanın devam etmesi, özellikle vatandaşların ödenen bedelin hükümetin açıkladığı sonuçlarla orantılı olmadığını düşünmesi halinde, ABD iç siyasetinde daha belirleyici bir tartışma başlığına dönüşebilir.
Murphy’den çatışmanın maliyetlerine ilişkin uyarı
Chris Murphy de eleştirilerinde aynı endişelere dikkat çekti. Murphy, 24 Eylül’de ABD Senatosu Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan tasarıya karşı çıkan Cumhuriyetçileri eleştirerek bu politikaya yönelik kamuoyu desteğinin son derece sınırlı kaldığını söyledi.
Murphy, konuşmasında dayandığı verilere göre Amerikalıların yalnızca yüzde 18’inin çatışmayı desteklediğini belirtti ve Kongre’ye vatandaşların çatışmanın sona erdirilmesi yönündeki talebini dikkate alma çağrısında bulundu. Senatör ayrıca krizin güvenlik ve ekonomi üzerindeki sonuçları ile Amerikan askerlerinin karşı karşıya kaldığı riskler konusunda uyarıda bulundu.
Murphy’ye göre ABD yönetimi, bu politikanın sonuçlarını değerlendirirken yalnızca açıklanan askeri hedefleri değil, vatandaşlara, askeri personele ve ülkenin güvenlik çıkarlarına yüklenen maliyetleri de hesaba katmalı.
Trump ve Cumhuriyetçiler açısından siyasi sonuçlar
İran’la çatışmaya yönelik kamuoyu memnuniyetsizliğinin artması, özellikle Kongre ara seçimleri yaklaşırken Trump yönetimi açısından önemli siyasi sonuçlar doğurabilir. Dış politika alanındaki gelişmeler, Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki rekabetin başlıca tartışma konularından biri haline gelebilir.
Hükümet politikalarına verilen desteğin azalması, muhaliflerin eleştirilerini artırmasına ve çatışmanın maliyetleri ile elde edilen sonuçların daha fazla sorgulanmasına zemin hazırlayabilir. Dikkat çekici nokta ise desteğin azalmasının yalnızca Trump’ın siyasi muhalifleriyle sınırlı kalmaması.
Pew Araştırma Merkezi’nin anketine göre, Trump’ın performansını onaylayan Cumhuriyetçilerin ve Cumhuriyetçilere yakın seçmenlerin oranı mart ayında yüzde 69 iken ekim ayında yüzde 63’e geriledi. Bu kesimde çoğunluk hâlâ Trump’ın performansını desteklese de 6 puanlık düşüş, başkanın siyasi tabanının bir bölümünde şüphelerin arttığına işaret edebilir. Buna karşılık Demokratların Trump’ın performansına yönelik olumsuz tutumu büyük ölçüde değişmedi. Bu durum, başkanın siyasi rakipleri arasındaki muhalefetin hâlâ yaygın olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak anket verileri ve Chris Murphy gibi isimlerin eleştirileri, İran’la çatışmanın ABD açısından dış politika sınırlarını aşan bir meseleye dönüştüğünü ortaya koyuyor. Ekonomik maliyetler, Amerikan askerlerinin güvenliğine ilişkin endişeler, açıklanan hedeflere ulaşılacağına yönelik şüpheler ve kamuoyu muhalefetindeki artış, Trump yönetimi üzerindeki iç siyasi baskıyı yoğunlaştırıyor.
Bu açıdan bakıldığında, Trump’ın eleştirmenlerinin açıklanan hedeflere ulaşılamaması olarak nitelendirdiği durum, ABD iç siyasetinde ciddi bir sorun haline gelebilir. Bununla birlikte, söz konusu meselenin Kongre ara seçimlerinin sonuçlarını ne ölçüde etkileyeceği, önümüzdeki dönemdeki gelişmelere, ekonomik koşullara ve yönetimin krizi nasıl ele alacağına bağlı olacak.
