Müzakere heyetinin medya ekibi üyesi Said Acerlu, ABD’nin gönderdiği son metne değinerek şunları söyledi: “Nükleer konu başlığında Washington önceki talebinden geri adım attı ve artık yalnızca ‘nükleer malzemelerin durumunun belirlenmesi’ ifadesini gündeme getiriyor. Ancak Hürmüz Boğazı konusunda hâlâ İran yönetimi üzerinde ısrar ediyoruz.”
Müzakere heyetinin medya ekibi üyesi Said Acerlu, Fars Haber Ajansı Siyasi Haberler Grubu’nun “Sepehr-i Siyaset” özel programında, ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne gönderdiği son teklif metninin ayrıntılarına değinerek, yeni teklif metninde öne çıkan iki önemli konunun Hürmüz Boğazı ve nükleer mesele olduğunu belirtti. Acerlu, nükleer konuda ABD’nin tutumunun müzakerelerin ilk günlerine kıyasla belirgin şekilde değiştiğini vurguladı.
“ABD, müzakerelerin ilk günlerindeki aşırı taleplerinden geri adım attı” diyen Acerlu, müzakerelerin ilk aşamasında Amerikalıların İran’ın nükleer malzemelerinin ABD’ye transfer edilmesini istediğini, ancak İran İslam Cumhuriyeti’nin bu talebi kabul etmediğini söyledi.
Acerlu’nun açıklamasına göre, müzakerelerin ilerleyen aşamalarında nükleer malzemelerin ABD dışındaki bir ülkeye gönderilmesi ve ardından imha edilmesi veya bertaraf edilmesi önerileri de gündeme geldi; ancak bu önerilerin hiçbiri İran tarafından kabul edilmedi.
Müzakere heyetinin medya ekibi üyesi, ABD’nin gönderdiği son metin taslağında artık nükleer malzemelerin transferi veya imhası konusunun yer almadığını, bunun yerine yalnızca “durumunun belirlenmesi”, “malzemelerin geleceği” veya “malzeme meselesinin çözüme kavuşturulması” gibi ifadelerin kullanıldığını belirtti.
Acerlu, İran’ın nükleer malzemelerinin transferi ya da imhası konusunda hiçbir taahhütte bulunmadığını vurgulayarak, müzakerelerde ilerleme sağlansa bile bu malzemelerin geleceğine ilişkin görüşmelerin sonraki aşamalara bırakılacağını ifade etti.
Acerlu ayrıca Hürmüz Boğazı konusuna da değinerek şunları söyledi:
“Bu konuda hâlâ bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır. Bizim vurgumuz, Hürmüz Boğazı üzerinde İran yönetiminin hâkim olması gerektiği yönündedir.”
