Kılıçdaroğlu, partisinin 37. Olağan Kurultayı’ndan sonra yaptığı ilk
açıklamada, Muharrem İnce ile ilgili olarak henüz disiplin süreci
düşünülmediğini söyledi.
Cumhuriyet’ten İpek Özbey’e konuşan Kılıçdaroğlu’nun
açıklamaları şu şekilde:
– Bir açıklama yaptınız ve iddiaları parti yönetimi
olarak yanıtladınız. Muharrem İnce’yi disipline vermeyi düşünüyor musunuz?
Bu aşamada hayır.
– Peki hangi aşamada?
Partiye zarar veren hiç kimseyi partide tutmak istemeyiz.
– Muharrem İnce CHP’ye zarar veriyor mu, kime yarıyor bu
kargaşa?
Bunun takdirini kamuoyuna bırakıyorum.
– İnce, sizi muhalefetin tek adamı olmakla itham etti.
Kurultay döneminde de bu yönde eleştiriler aldınız. Doğru mu, tek adam mısınız?
Öncelikle şunu söylemek isterim, kurultay, gerçekten de çok
güzel bir atmosferde gerçekleşti. Pandemi döneminin tüm koşullarına uyuldu.
Hiçbir yerden, medya mensupları dahil şikâyet gelmedi. Kurallara uyarak gereği
yapıldı. Söylem olarak da son derece başarılı bir kurultaydı. “Kurultayı neden şimdi
yapıyorsunuz?” diye eleştiriler geldi. “Partiler kongrelerini yapabilir” diye
açıklama gelince, yaptık. Çünkü sonbaharda tablonun ağırlaşabileceğini
görüyorduk, ki zaman bizi haklı gösterdi. Önümüzdeki dönemde, Covid-19’la
ilgili olarak çok daha kötü bir tabloyla karşı karşıya kalabilir Türkiye.
– CHP’yi sağa kaydırdığınızı düşünenler var, ne
diyorsunuz?
Hayatımda duyduğum en saçma şeylerden birisidir bu. Az önce
ifade ettiğim parti içi demokrasiyi işletecek, taşeron işçileri gündeminin en
baş konusu yapacak, apartman görevlileri için kadınlar için gençler için
işçiler için gecenizi gündüzünüze katacaksınız.. Adalet için Ankara’dan
İstanbul’a yürüyeceksiniz.. Herkes için ve her alanda adalet için mücadele
edeceksiniz, sonra da yok CHP sağa kaymış. Bu eleştirileri yapanların pek
çoğunun solculuğu “sözde” solculuktur, gardrop Atatürkçülüğü gibi, gardrop
solculuğu, kantin solculuğudur. Biz “Taşeron işçilerine kadro” diyene kadar,
kimsenin aklına gelmiyordu o kardeşlerimiz. Kimse “Bu ülkede 100 binlerce taşeron
işçi var, onların hakları ne olacak” diye sormuyordu bile. Acaba emekliye iki
maaş ikramiye, bu sözü söyleyenlerin aklına geliyor muydu? Toplumun en yoksul
kesimi olan orman köylülerini gündeme getirmek, bu sözü söyleyenlerin
akıllarına geliyor muydu? Bu sözü söyleyenler acaba kendi oturdukları binalarda
apartman görevlilerinin sorunlarını biliyorlar mıydı? Toplumun en duyarlı,
bugüne kadar sahip çıkılmamış her kesimine sahip çıktık. Bana söyler misiniz,
bunun neresi sağcılık? Rakı masalarında Cumhuriyet Halk Partisi’ni eleştirmeyi
asla kabul etmem ve doğru bulmam. Oturup, CHP’yi samimi olarak eleştirenleri
dikkatle okurum. Çünkü onlardan öğreneceğim şeyler vardır. Ama oturup kendisine
post tahsis edilmedi diye veryansın edeni samimi bulmam. Bunlardan dost da
olmaz, partiye, ülkeye yarar da gelmez.
– CHP’de Atatürk düşmanları var mı?
Hayır efendim, yok. Olamaz
‘Yeri geldiğinde eleştirirdik, onu da söyleyeyim’
– Kemal Bey, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile her
hafta bir araya geliyor, uzun telefon konuşmaları yapıyormuşsunuz, gönlünüzdeki
cumhurbaşkanı adayı da Abdullah Gül’müş, doğru mu?
Sayın Abdullah Gül, cumhurbaşkanıyken belli aralıklarla
Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne davet eder, bizim gözümüzden Türkiye’yi ve
Türkiye’nin sorunlarını dinlemek isterdi. Ben de aktarırdım, gizli kapaklı
değildi zaten. Bir devlette olması gereken geleneği sürdürmek istiyordu. Neden?
Çünkü cumhurbaşkanı devletin sigortasıdır, tarafsızlık için de yemin etmiştir.
Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrıldığı gün genel merkezimize geldi, vedalaştık,
kendisini uğurladık. Herhangi bir kavgamız yok, yeri geldiğinde kendisini de
eleştirdik, onu da söyleyeyim. Ayrıldıktan sonra en son kız kardeşimin vefatı
dolayısıyla Sayın Gül aradı, başsağlığı dileklerini iletti. Kendisine teşekkür
ettim. En son görüşme o zaman. “Her hafta görüşme” ve benzer iddiaları ortaya
atanlar birilerinin kontrolü altında olan, ruhen de rahatsız şahsiyetler.
– Peki, aklınızdan cumhurbaşkanı adayı olarak hiç
Abdullah Gül geçti mi?
Şöyle ifade edeyim: Bize gelen böyle bir şey yok. Nereden
çıktı ben de bilmiyorum. Abdullah Gül, isterse cumhurbaşkanı adayı olabilir
tabii. Kalkıp, “Olamazsın” diyemeyiz ki…
– Tabii olabilir de sizin partinizden olur mu?
Bu konuda bize gelen hiçbir şey yok. Olmayan bir konuda bir
düşünce beyan etmemizin mantığı yok. Soru şu: Abdullah Gül’den neden bu kadar
korkuyorlar?
‘Ekmeleddin Bey Cumhurbaşkanı olsaydı Ortadoğu’da bu felaket
olmazdı’
– Gül korkusundan çok mesele şu mu: Ekmeleddin
İhsanoğlu’nun adaylığında doğru karar vermediğinizi düşünenler var ve tartışma
bunun tekrarlanması üzerinden yürütülüyor…
Bugün Ekmeleddin Bey cumhurbaşkanı olsaydı Ortadoğu’da bu
felaket olmazdı İpek Hanım. Ekmeleddin Bey, Türkiye’nin yetiştirdiği ender
bilim insanlarından biridir. Başka ülkelerin, adına uluslararası yarışma
düzenlediği, ödül verdiği bilim insanımızdır ama yeteri kadar anlatamadık.
Önyargılarımız vardı, vesaire. Dünya görüşüne katılırsınız, katılmazsınız ama
Ekmeleddin Bey’in saygınlığı konusunda bugün de bir endişem yoktur.
– Abdullah Gül’den korktuklarını mı düşünüyorsunuz?
Ee, bu kadar gündeme getiriyorlarsa korkuyorlar demektir.
– Sizin gönlünüzde cumhurbaşkanı olmak yok mu?
Bizim bir ittifakımız var, adına “Millet İttifakı” diyoruz.
Bir ittifak yaptıysanız kararları ittifakın liderleriyle beraber alırsınız.
“Ben yaptım, oldu” derseniz onun adı ittifak olmaz. Bu akılcı, önyargısız bir
yanıttır. Bu yanıtın temelinde kişisel hiçbir beklenti ve çıkar ilişkisi
yatmaz. Bu yanıtın temelinde Türkiye’nin aydınlığa kavuşması ideali yatar.
Altını çizerek şunu söylemek istiyorum: Yeri geldiğinde herkes özveride
bulunmak zorundadır! Çünkü Türkiye’den daha değerli hiçbir şey yoktur.
‘Biden, Erdoğan’ın değirmenine su taşımaktan vazgeçsin’
– ABD başkan adayı Biden’ın aylar önce verdiği “Erdoğan’ı
yenmeleri için muhalifleri desteklemeliyiz” demeci birden gündeme geliverdi.
Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir defa şunu açıkça söyleyeyim: Joe Biden haddini aşmıştır.
Türkiye’de muhalefete destek verecek yegâne kaynak, millettir. Bizi başka
siyasilerle, Türkiye’yi de başka ülkelerle karıştırmamasını öneririm. Çünkü biz
“Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının
kurduğu bir ülkeyiz. Siyaseti de okyanus ötesinin çıkarları için değil, milletimizin
çıkarları için yaparız. Joe Biden, Erdoğan’ın değirmenine su taşımaktan
vazgeçsin.
