Destek ve Mağdur Hizmetleri Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. Ceza adaleti
sistemi içerisinde mağdura özgü uygulamaların her zaman öncelik verdikleri ve
hassasiyetle üzerinde durdukları konu olduğunu belirten Gül, Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen yıl açıklanan Yargı Reformu Strateji
Belgesi’nde, mağdur odaklı uygulamalara yönelik açık hedeflere yer verildiğini
anımsattı.
Suça maruz kalan kişilere adli süreçte destek olmak, yalnız
olmadıklarını hissettirmek amacıyla son dönemde bu yönde birçok adım
attıklarını ifade eden Gül, çocuklar başta olmak üzere suça maruz kalan
mağdurların ihtiyaçlarını gözeterek adli görüşme odalarını kurduklarını ve
sayılarını artırdıklarını bildirdi.
Adliyelerde Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerini
faaliyete geçirmeye başladıklarını aktaran Gül, böylece kırılgan gruplara
yönelik, onların yanında yer alacak şekilde düzenlemeler ve hazırlıklar
yaptıklarını söyledi.
Gül, adli süreçte mağdurları desteklemek adına yapılan bu
çalışmaları ve gelecek dönemde yapılabilecek çalışmaları değerlendirmek üzere
bir araya geldiklerine değindi.
Her suçun kamu düzenini ve toplum huzurunu doğrudan
etkilediğine işaret eden Gül, bu nedenle suç ve suçluluk ile etkin mücadele
yürütüldüğüne dikkati çekti.
Bu mücadele adli sürecin bir tarafında suça maruz kalan
kişilerin, yani mağdurların yer aldığını dile getiren Gül, suç mağdurlarının
istemedikleri bir eyleme maruz kaldığını ve bu eylemin neticelerinin de ortadan
kaldırılmasını beklediğini söyledi.
Bakan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Adalet ancak suçlunun cezalandırılması, hakkın hak
sahibine teslimi, mağdurun gözyaşının silinmesi ve vicdanların teskin edilmesi
ile ancak tecelli eder. Bu anlamda mağdurun, mazlumun, güçsüzün hak ve hukuk
temelinde korunması ve gözetilmesi gerekmektedir. Adalet sistemi, güçsüzü
koruyabildiği ölçüde, mağdurun ve mazlumun gözyaşını silebildiği ölçüde
kendinden söz ettirir. Bu nedenle onarıcı adalet anlayışımız çerçevesinde
sanık-mağdur dengesini koruyarak mağdura tanınan hakları daha da
geliştiriyoruz. Suç mağduru kişiyi korumak, yargılama safhasında yeniden
örselenmesini engellemek temel amacımızdır. Uygulama, hukuk devleti ilkeleri
çerçevesinde maddi gerçeği ararken yeni mağduriyetlere sebebiyet
vermemelidir.”
Mağdur hakkının aslında toplumun hakkı olduğunu, onu
korumanın toplum huzuru için de önem taşıdığını ifade eden Gül, bu sayede
yargıya güven duygusunun da artacağını vurguladı.
Bir hukuk düzeninde suç mağdurunun korunması, desteklenmesi
ve hak arayışına ortak olunmasının hukukun üstünlüğüyle doğrudan ilgili
olduğunun altını çizen Gül, “Suçtan zarar gören kişiyi yargısal
mekanizmalar içerisinde kendi derdiyle baş başa bırakmak hukuk devletinde
mümkün değildir. Zira hukuk kurallar hiyerarşisi değildir, haklar toplamıdır.
Adalet bu hakların yerini bulmasıdır. Bir yandan haksızlığı yapanın yanına
bırakmazken diğer yandan mağdurun hukuka, toplumsal barışa, huzura olan
inancını tamir eden bir hukuk düzeni adildir, demokratiktir, güvenilirdir”
değerlendirmesinde bulundu.
‘Sosyal devlet olmanın gereği’
Mağduru korumanın sosyal devleti gereği olduğuna işaret eden
Gül, “Mağdurlara, suçu yetkili makamlara bildirmeleri konusunda cesaret
verici bir yaklaşım içinde olmalıyız. Özellikle kadınlara yönelik şiddet, aile
içi şiddet vakaları gibi mağduriyetlerde hukukun onların yanında, faillerin
ensesinde olduğunu uygulamalarınızla ortaya koymalısınız. Bu durum yeni
mağduriyetlerin önlenmesine ve adaletin tez zamanda tecellisini beraberinde getirir”
diye konuştu.
Adalet Bakanı Gül, devletin temel görevinin koruma
yükümlülüğü olduğunu, bu kapsamda mağdurların yeni mağduriyetler yaşamasının
önüne geçmesi gerektiğini söyledi.
Suça maruz kaldığında şikayetini dile getiren ve adli sürece
dahil olan mağdurlara yaklaşım tarzının taşıdığı öneme değinen Gül, mağdura hak
ve yükümlülüklerinin hatırlatılması ve anlatılması, adli sürecin aşamaları
hakkında bilgilendirilmesi, ikincil örselenmelerin önüne geçilmesi,
psiko-sosyal destek alabilmesi gibi tamamlayıcı adımların da mağduru önceleyen
uygulamalar olarak dikkati çektiğini hatırlattı.
Bunların yanında uzlaşma gibi onarıcı adalet anlamında çok
önemli uygulamaların da söz konusu olduğunu aktaran Gül, “Bazen bir bağış
yapmak, bir kitap hediye etmek, özür dilemek gibi bir takım fiillerle onarıcı
adaletin yerine gelebilmesi bu uygulamayla mümkün olabilmektedir” dedi.
Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde bu bakış açısıyla
çalışmaları ortaya koyduklarını belirten Gül, “Adli Süreçte Mağdur Odaklı
Yaklaşımların Güçlendirilmesi” ve “Alternatif Uyuşmazlık Çözüm
Yöntemlerinin Yaygınlaştırılması”nı hedefler arasına dahil ettiklerini
bildirdi.
Bu anlayışla yüzlerini caydırıcı adalet anlayışından daha
çok onarıcı adalet ve mağdur odaklı adalet sistemine doğru çevirdiklerini
vurgulayan Gül, “Onarıcı adalet esasen mağdur haklarının korumak ve
güçlendirmek kadar failin de adil yargılanma ve topluma yeniden kazandırılması
amacına hizmet etmektedir. Bu sistemde silahların eşitliği ilkesinden sadece
bir tarafın kazanması değil, adaletin kazanması ve dolayısıyla herkesin
kazanması anlayışı yer almaktadır.” şeklinde konuştu.
Geride kalan 18 yılda çok önemli adımlar atıldığını belirten
Gül, bu yıl haziran ayında çok önemli bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin
yürürlüğe girdiğini anımsattı.
Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi sayesinde bu alandaki adımların çıtasının daha yukarı çıktığını
söyleyen Gül, kararnameyle şüpheli veya sanıkla mağdurun temasını önleyici
tedbirler başta olmak üzere pek çok adım atıldığını anlattı.
Bakan Gül, bu kapsamda daha önce sadece aile, çocuk
mahkemelerinde görev yapan tüm uzmanların Cumhuriyet Savcıları ve tüm
mahkemelere hizmet vermesinin yolunun açıldığını hatırlattı.
Bu çerçevede “Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi
Başkanlığı” kurulduğunu, illerde de “Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri
Müdürlükleri”nin kurulmaya başlandığını ve ileride yaygınlaştırılacağını
belirten Abdulhamit Gül, şöyle devam etti:
“Bu müdürlüklerimizin temel görevi de mağdurların adli
süreçte yalnız olmadıklarını hissettirmek ve devletin müşfik yüzünü
göstermektir. Değerli çalışanlarımızdan beklentimiz, devletin bu müşfik yüzünü
göstermek, adliyeye geldiğinde mağdurun eli, kolu, gözü olmanızdır. Adliyede
‘devlet benim yanımda, mağdurun yanında, adaletin yanında’ dedirtmenizdir. Bunu
yapacak olan sizlersiniz. Yeni kuruldunuz ama bir mağdurun adliyenin kapısından
girdiğinde ‘elinden tutacağım, yalnız hissettirmeyeceğim’ diye düşünen tüm
çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.”
‘Faille karşı karşıya gelmeden yargılama süreçleri
başarıyla devam etmekte’
Özellikle çocuklara karşı işlenen suçlarda ve cinsel
suçlarda duruşma salonlarında suçun anlattırılmasının yeniden travma
yaşanmasına neden olduğuna işaret eden Gül, “Buna engel olmak adına
bildiğiniz gibi adli görüşme odaları faaliyete geçirildi. Yine uzmanlar
eşliğinde duruşmada faille karşı karşıya gelmeden yargılama süreçleri başarıyla
devam etmektedir. Bu ortamda da her bir mağdur vatandaşımızın suç mağduru
olarak ‘devlet benim yanımda’ diyebilmesi, bu duyguyu hissettirebilmesi bizim
ortak amacımızdır” dedi.
Bu uygulamanın kapsamının da genişletildiğini anımsatan Gül,
artık sanıkla yüz yüze gelmemesi değerlendirilen tüm mağdurlar ve tanık
ifadelerinin de bu odalarda alınmasının mümkün hale getirildiğinin altını
çizdi.
Adli destek müdürlüklerinin sayısını gelecek yıl 150’ye
ulaştırmayı hedeflediklerini kaydeden Adalet Bakanı Gül, “400 yeni uzman
istihdam ederek müdürlüklerimizi destekleyeceğiz. İnşallah 2021 ve devamı
süreçte alacağımız personellerimizle 813 olan uzman sayımızı 1923’e çıkarmış
olacağız” ifadesini kullandı.
