devam ederken Suriye ile diplomatik ilişkilerin başlaması gerektiğine dair
görüşler yaygınlaşmaya başladı.
Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur, Türkiye’deki Suriyeli
sığınmacı sorunu üzerinden “Hükûmet için Beşar Esad gerçeğiyle yüzleşmenin
zamanı geldi” başlıklı yazı kaleme aldı.
Uğur yazısında, “Beşar Esad kazandı” diyerek Suriye ile
diplomatik ilişkilerin başlaması gerektiğini söyledi.
İşte Fuat Uğur’un “Artık Şam hükûmeti ile
diplomatik ilişki kurmanın zamanı geldi” ifadelerini kullandığı yazısı şu
şekilde:
“Yaklaşık 4 milyon Suriyeli sığınmacı 2011’den beri
ülkemizde.
Muhalefet en aşağılık ırkçı söylemlerle, Suriyeli
sığınmacılardan rahatsız olan halkı en ufak bir olayı köpürtüp kışkırtarak
bir iç karışıklık ve kaos planını uygulamaya sokmuş görünüyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli şimdiye dek
söylediklerini önceki gün çok daha net sözlerle tekrarladı:
“Bayramda ülkesine giden bir daha dönmesin. Bu, adı
konulmamış bir istiladır…”
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise “Suriyeli
kardeşlerimizin onurlu gönüllü ve onurlu geri dönüşleri için gayret
gösteriyoruz” dedi bir ay önce ifade ettiği “Onları geri
göndermeyeceğiz” sözlerinin ardından.
Ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu son
noktayı koydu:
“Bayramda ülkelerine giden Suriyelilerin dönmelerine izin
verilmeyecek…”
Bana göre yanlış. Çünkü çözüm sığınmacıların
bayramda yakınlarını görmelerini engellemek değil. Onlar orada iş
imkânlarına sahip olsalar geri dönerler mi? Diyelim ki gittiler ve geri
döndürülmediler, ne olacak? İşsizlik ve al sana oradan ülkemize yansıyacak yeni
bir sorun daha. Onların boşalttığı işlerde bu pahalılıkta
bile burnundan kıl aldırmayan Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı “işsiz”ler çalışacak mı? Tabii ki hayır.
Anlıyoruz, sıkıntı Cumhur İttifakı’nda derinden
hissedildi.
O hâlde artık şu gerçekle yüzleşme
zamanı geldi:
Beşar Esad kazandı!
Zamanınızı almayacağım, sebeplerini şimdi
Millet İttifakı’nın bileşeni olan Ahmet Davutoğlu’na sorun, o daha
iyi bilir.
“Onu oraya getiren Cumhurbaşkanı Tayyip
Erdoğan’dı” diyeceksiniz ki elhak haklısınız. Zaten 27 Haziran
2019’da “Erdoğan’ın en büyük hatası; Davutoğlu” başlıklı bir
yazı yayınlamıştım, hatırlayanlar olacaktır.
Bunları konuşmak için çok geç.
Madem Suriyeliler üzerinden tahrik ve
provokasyonlar yapılıyor, bir yandan buna karşı önleyici tedbirler
alırken, diğer yandan da Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi onların onurlu
ve gönüllü geri dönüşlerinin şartlarını hazırlamak gerekir.
Nasıl?
Yukarıda ima ettim.
Artık Şam hükûmeti ile diplomatik ilişki kurmanın zamanı
geldi.
Bunun için uzun uzun, etraftaki Amerikan
muhiplerinin kafa karıştırıcı laflarını dinleyip de vakit
geçirmenin manası yok.
Ortadaki başarısızlığı kabul edip adım atmak,
Mısır’da olduğu gibi duygusallıkla vakit öldürmek yerine ülkelerin
çıkarları doğrultusunda ilişki zeminini oluşturmak gerek.
Şam hükûmeti biliyorsunuz Türkiye’nin Zeytin Dalı,
Barış Pınarı gibi operasyonlarından, diplomatik bir dille karşı çıkıyor gibi
görünse de aslında memnun. Üstelik Türkiye bu sayede onları YPG dâhil pek çok
terör grubundan korumuş oldu. Dahası çok iyi biliyorlar ki Türkiye Suriye’nin
toprak bütünlüğünden yana.
Beşar Esad’ın geri dönüşler için tam 11 adet AF YASASI
çıkardığı, geri dönenler için toplumsal uzlaşma masaları kurulduğu,
eski ikametlerine yerleşmelerine, vatandaşlık almalarına yardım edildiği
belirtiliyor. Türkiye ana akım medyası bu haberleri vermiyor. Bunu aşmanın yolu
belki de Şam Hükûmeti’nin Türkiyeli gazetecilere ve yazarlara bu konuda
yapılan çalışmaları göstermek üzere kapılarını açması, şeffaf biçimde,
gazetecilerin peşine Muhaberat’ı takmadan onların özgürce durumu
yerinde incelemelerine izin vermesidir. Madem böyle çalışmalar var ve 100 bine
yakın insan bu çabalar sonucu ülkelerine geri döndü, yerinde görmek en iyisi.
Tekrar diplomatik ilişkiler
meselesine dönersek…
Sayın Cumhurbaşkanı yakın çevresinde yükselecek
mırın kırınlara aldırmaksızın, bu meseleyi ilgili kurum
bürokratlarının alt düzeyde temaslarla sürdürme
eğlencesinden çıkarırsa çabuk yol alınır.
Problem emin olun “Bayramda göndermemek” ve
benzeri gaz almalarla bitecek gibi görünmüyor.
Son not:
Bana göre Suriyeli sığınmacılar ülkemize entegre
edilmeli. Avrupa Birliği ülkelerindeki sığınmacı oranları
Türkiye’nin en az 2-7 katı. Türkiye’de göçmen ve sığınmacıların nüfusa oranı
yüzde 2,5. Misal 83 milyon nüfuslu Almanya’da yaklaşık 22 milyon göçmen
var. Yani nüfusun yüzde 26,7’sine karşılık geliyor. Fransa’da yüzde 11,6,
İspanya’da 13,8, İtalya’da yüzde 9,4, İngiltere’de yüzde 12,4…
Bizde ekonomik sorunların faturası muhalefet tarafından
sığınmacılara çıkartıldığı, iktidar ahlaksız bir yöntemle bu insani mesele
üzerinden seçim kaybettirilme tehdidiyle sıkıştırıldığı için tüm bunları
yaşıyoruz esasında.
Kızsak da kızmasak da gerçek bu. O hâlde yapılacaklar
belli:
İstikamet Şam!
Heyette üst düzey siyasetçilerle birlikte.
Emin olun bu diplomatik ilişki Türkiye’ye bölgede farklı
ve olumlu açılımları da beraberinde getirecektir.”
