toplantısında konuştu. Akşener, “Bundan yirmi sene önce, yaşadığı
haksızlık karşısında, nasıl Sayın Erdoğan’ın yanına koştuysam, bu sefer de
Ekrem kardeşimin yanına koştum. Nasıl Emine Hanım’ın yanına koştuysam, Dilek
kızımın yanına koştum” dedi.
Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Çocuklarımıza sahip çıkmak iktidarın görevi değilse
kimin görevidir. Koskoca Türkiye’nin gücünü kullanan iktidar çocukları
koruyamıyorsa, mesuliyet almaktan kaçıyorsa ortalıkta ülke yönetiyorum diye
gezemez. Siz bostan korkuluğu musunuz? Sadece kendi zenginliğinizi sağlamak
için mi oradasınız? O koltuklarda sarayda sefa sürüp, özel uçakla maça gitmek
için mi oturuyorsunuz? Beni Nur Elif ilgilendiriyor, onun için senden hesap
soracağım. Sen bu memlekette varlık içinde yaşarken, sefa sürerken yokluktan
ölen çocuklarımız için senden hesap soracağım.
Türkiye patolojik semptomlar gösteren tehlikeli zihniyetler
tarafından yönetiliyor. Sosyopat bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Bunu
iktidar mensuplarının her hareketinde görüyoruz. Beceriksizlikleriyle
fakirleştirdikleri asgari ücretlinin, emeklinin, memurun maaşlarında yaptıkları
düzenlemede görüyoruz. Bu ne cürettir, bu ne utanmazlıktır, bu ne
saygısızlıktır. Hayırdır Sayın Bakan sadaka mı dağıtıyorsunuz? Aile
şirketinizde sosyal sorumluluk projesi yürütmüyorsunuz. Şimdi de milletimizle
dalga mı geçmeye başladınız? Fındık kadar aklınız, incir çekirdeği kadar
vicdanınız varsa söylediklerime kulak verin; bu ülkenin sahibi aziz ve cefakar
Türk milletidir. Haddinizi bilin. Bu milletin haysiyetiyle oynamayın. Madem
hazineye bereket gelsin istiyorsunuz hatırlatayım; hırsızlığın, yolsuzluğun,
ahlaksızlığın olduğu yerde bereket olmaz.
‘Bu karar, Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim gündemidir’
Geçtiğimiz Çarşamba günü, İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanımız, Ekrem İmamoğlu hakkında verilen, hapis ve siyasi yasak kararıyla AK
Parti iktidarının; millet iradesini bastırmaya çalışan, bir vesayet rejimi
olduğu, bir kez daha, gözler önüne serildi. Yargıyı, demokrasiye karşı, bir
sopa olarak kullanan, 28 Şubat zihniyetinin, günümüzdeki temsilcisi olduğu, bir
kez daha açığa çıktı. Seçimle alamadıkları İstanbul’u, hatta düzelteyim,
seçimle alamayacakları İstanbul’u, yargı yoluyla almak için, yine bir
rezilliğin, peşine düştüler. Kadınlara “sürtük” demenin, suç sayılmadığı bu
ülkede, İçişleri Bakanı’nın “ahmak” sözünü iade etmek, suç sayıldı. Belediye
Başkanı’na “ahmak” demek meşru; ama ahmak sözünü iade etmek, suç sayıldı.
Aslında, Haziran ayında görülen davada, yargı kararını vermişti. Kararın
açıklanmasına, iki gün kala, davanın hakimi değişti. Yani, seçimleri iptal
ettikleri gibi, hakimi de iptal ettiler. Sonra da, bu saçmalığa ceza verecek
bir hakim bulmak için, tüm Türkiye’yi taradılar. Ve sonunda, AK Parti
teşkilatıyla, boy boy fotoğrafları olan bir hakimi, davanın başına atadılar.
Sonuç? Sonuç ortada. Planlı ve programlı bir şekilde, siparişle çıkartılan,
absürt bir ceza kararı… Bakın, altını çizerek söylüyorum: Bu karar, Recep
Tayyip Erdoğan’ın seçim gündemidir. Bu karar, millet iradesine yapılmış,
vesayetçi bir müdahaledir. Bu karar, Türk demokrasisine vurulmuş bir darbedir.
Bundan yirmi sene önce, yaşadığı haksızlık karşısında, nasıl
Sayın Erdoğan’ın yanına koştuysam, bu sefer de, Ekrem kardeşimin yanına koştum.
Bundan 20 sene önce, nasıl Emine Hanım’ın yanına koştuysam, bu defa da, Dilek
kızımın yanına koştum. Linç edilmeye çalışıldığında, Nasıl Kemal
Kılıçdaroğlu’nun yanına koştuysam, bu defa da, Ekrem İmamoğlu’nun yanına
koştum. Ey Akit, 1999’da Kocaeli’nde milletvekili adayı olan, Meral Akşener’i
panik içinde arayıp bizi ziyaret et dediğinizde, seçim çalışmasını bırakıp
İzmit’ten sizi ziyarete gelmiştim.”
‘Ne cürettir, ne utanmazlıktır’
açıklamalarını eleştirdi. Akşener, “EYT’li kardeşlerimizin durumuna
ilişkin, sorulan bir soruya, ‘EYT mi?’ diye cevap veren, Nebati Bakan,
birbirinden ciddiyetsiz açıklamalarına, geçtiğimiz günlerde, bir yenisini daha
ekledi. Çıktı, hiç utanmadan, zerre sıkılmadan, bu milletin gözünün içine baka
baka; ‘Asgari ücretliye de, memura da, emekliye de, ne verilse haklarıdır. Dar
gelirliye, fakir fukaraya vermek, bereket getirir’ dedi. Yanlış duymadınız.
Aynen böyle dedi. Bu ne cürettir, ne utanmazlıktır” şeklinde konuştu.
