Akşener: Erdoğan, HDP’yi Kapatmaz Çünkü…

rasthaber
Rasthaber –  Medyasocope’ta gazeteci Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayan
İYİ Parti lideri Meral Akşener, ittifak tartışmalarına ilişkin “Seçmenimizi
tanıyorum. Cumhur İttifakı ile el ele tutuşmayı boş verin, hafif yumuşasak bile
terliğini çıkarıp, bizi eve kadar kovalarlar. Cumhur İttifakı bizim aklımızdan
geçmiyor. Asla böyle bir şey yok
” şeklinde konuştu.

T24’ün aktardığına göre Meral Akşener’in
açıklamalarından satır başları şu şekilde:

  • Düzenli
    artışı olan ve seçmenin dikkatinin döndüğü bir siyasi parti konumundayız.
    5 veya 6 şirkette grup üyesiyiz. Parti adına tek başımıza bir anket
    yaptırmadık. Son bir şirketle beraber 6 şirketin ortalaması ile kendimizi
    ölçebiliyoruz. Bu da memnun ediyor. Ancak bunun arka planında biz
    makulün peşindeyiz. Çok uzun zamandır kutuplaştırma üzerinden bireyler
    bazında birbirimizi dövüştürmek üzere bir dil var siyasette. Sen
    düşmansın, ben düşmanım diyorlar. Biz bu dili terk ettik. Biz esnafın,
    işçinin, köylünün, gencin önce ekonomik daha sonra sosyal problemlerini
    görüp, sesi oluyoruz. Daha sonra da onların sesi oluyoruz.
  • Birincisi
    Cumhur İttifakı’nın bileşenleri, paydaşları görüyorlar ki ortada Ak Parti,
    ortanın sağında Milliyetçi Hareket Partisi Bahçeli, solunda tam olarak
    değil ama merkezin yan tarafında Doğu Perinçek.
  • Bunlar
    yılların politikacıları ve gelecek seçimlerde bu işin olmayacağını
    görüyorlar. İktidarın Türkiye’yi, Türkiye’nin de iktidarı taşıyamadığını
    görüyorlar ve bu nedenle Cumhur İttifakı’nı genişletmek istiyorlar.

‘Cumhur ittifakı aklımızdan geçmiyor’

  • Ben
    seçmenimizi tanıyorum. Hatta şöyle demiştim, Cumhur İttifakı ile el ele tutuşmayı
    boşverin hafif yumuşasak bile terliğini çıkarıp, bizi eve kadar
    kovalarlar. Cumhur İttifakı bizim aklımızdan geçmiyor. Asla böyle bir
    şey yok. Sayın Erdoğan hem bizim hem de partimizin düşmanı değil. Bahçeli
    değil, Doğu Perinçek de değil.
  • Büyük
    Birlik Partisi bu kadar önde durmuyor. Pek çok şey Türkiye’de yanlış
    gidiyor. Biz elimizi ovuşturarak, daha fazla olsun, herkes perişan olsun,
    daha sonra da bu iktidar gitsin gibi bir anlayışın içerisinde de
    değiliz.Çözümlerimizi ortaya koyduğunuz için Cumhur İttifakı’na yakınmışız
    gibi görünüyor ancak biz sisteme karşıyız ve partimiz olmadığı dönemde de
    sisteme karşı durduğumuzu açıklamıştık. Ben bireysel olarak Türkiye’nin
    yarısını dolaştım.
  • Biz
    keşke haklı çıkmasaydık ama haklı çıktık. Biz 2017 yılındaki referandumunda
    çalışırken, İYİ Parti yoktu. Bizler bireysel olarak çok çalıştık.
    Söylediğimiz her şey de doğrulandı. Meseleye sayın Erdoğan gitsin gözü ile
    de bakmıyoruz.

‘Erdoğan’ın seçilemeyeceğini düşünüyorum’

  • Buradan
    Ak Parti’ye oy veren arkadaşlara sesleniyorum. Erdoğan seçilemedi ve ben
    seçilemeyeceğini düşünüyorum. Diyelim ki Millet İttifakı’nın getirdiği
    aday Cumhurbaşkanı oldu. Ak Partili kardeşlerim, bu sistem içerisinde
    yaşamak isterler mi? İsteyeceklerini düşünmüyorum. Bu sistem
    Türkiye’yi taşımıyor. Sayın Erdoğan uzlaşma masasına gelmez. 2017’de Hayır
    üzerinden milletimizi bilgilendirmeye gayret etmiş bütün partilerin olması
    gerekir, ana muhalefet partisinin ebetteki Türkiye için uzlaşma masasına
    oturması gerekir.
  • Saadet
    Partisi 24 Haziran’a giderken başkanlık sistemi konusunda biraz farklı
    düşünüyordu ancak bugün onların geldiği nokta da burası.

 Cumhurbaşkanı adayı olacak mı? 

  • Ben
    bu soruya çok net cevap veriyorum. Seçimli bir sistemde başbakan
    seçilmeyi, Cumhurbaşkanı seçilmeyi bu ülkede yaşayan her vatandaş ister.
    Bu çok onurlu bir görev olduğu için ister.
  • Biz
    Türkiye’nin geleceğini zora sokacak herhangi bir adımın veya herhangi bir
    hedefin bir parçası olmayacağız. Ben kendi adıma söylüyorum. O kadar hızlı
    tüketiliyor ki Türkiye’de her şey. Ben isimler üzerinden de konuşmayı
    yanlış buluyorum.

‘Bizi Demirel ve Erdal İnönü’ye benzettiler’

  • Benden
    hoşlanmayanların dahil, hakkını teslim ettiği bir siyasetçiyim. Bana
    baktığınız zaman şeffaf olduğumu görürsünüz. 31 Mart’ta biz sayın
    Kılıçdaroğlu ile bazı mitinglere gittik, ben merkez sağda ciddi bir taban
    politikacılığı yapmıştım. DYP döneminde siyasi olarak 7 kere Diyarbakır’a
    gittim. Demirel ve Erdal İnönü’ye benzettiler bizi Kılıçdaroğlu ile.
    Bunu sık sık dile getirdiler. Ben 7 Haziran 2015 seçimlerinde A Haber’de
    çok çirkin bir iftiraya uğradım.
  • İlginçtir
    sayın Erdoğan beni arayıncaya kadar o cenahtan ses çıkmadı. MHP
    cephesinden de beni seven arkadaşlarım ne olduğunu anlamaya çalıştı.
    Tunceli’deki bir gazeteden bana bir mesaj gönderdi genç bir arkadaş,
    diyordu ki orada ‘fikirlerimiz oluşmayabilir ama Meral Akşener namusumuz
    olmalıdır’ diye… Hayata bakışımı değiştirdi bu. O arkadaş ile de daha
    sonra görüştüm. Çok ciddi şekilde solculuğu benimseyen bir arkadaştı. O
    dönemde destek çıkan herkese teşekkür ediyorum. Demek ki biz haksız
    yere tekmelenmiş bir insana, mahalle ne derse desin elimizi uzatmamız
    gerekirmiş. Ben de ne olursa olsun el uzatacağıma yemin ettim. O yemini
    etmemi sağlayan da genç arkadaştır. Ben senin kaşın şöyle, senin kaşın
    şöyle demiyorum.
  • Karakterin
    böyle bunu da demiyorum ama eylem, söylem, tutum üzerinden çok açık
    eleştiride bulunuyorum. Damat Bakan gitti. Ben sayın Albayrak’ın şahsını
    ve karakterini hiç eleştirmedim. Sadece yaptığı işi bilmemesini, doğru
    dürüst bilgisinin olmamasını sadece nepotizm üzerinden oraya oturmuş
    olmasını eleştirdim. Sayın Kemal Derviş zamanında Türkiye büyük bir
    ekonomik kriz yaşadı. Herkes servetinin yüzde 50’sini kaybettiği dönemde.
    Kemal Derviş geldi daha sonra ekonomik istikrar paketi açıkladı. Sonra
    Bahçeli seçim istedi. Daha sonra Ak Parti geldiğinde bu paketi devam
    ettirdi. Sonra biz Türkiye olarak büyümeye başladık. Borcu, harcı yola
    konuldu. Ama biz o zaman ekonomik istikrar programını, sürdürülebilir
    kalkınma programına çeviremedik.
  • Para
    bulduk ve bu para ithal mamullerinin tüketildiği bir ortama dönüştürüldü.
    Para bol oldu, büyüdük ama tabana yayılamadı. İstikrar yaratmaya ve
    üretime gidemedik. Bugün istikrarı sağlayın yeniden para
    bulursunuz. Ak Parti’nin başındaki Erdoğan her konuyu çok iyi
    bildiğini için ekonomiyi de iyi bildi ve ülkenin bütün yatırımı betona
    yapıldı. Biz bugünkü iktidardan farklı olarak coğrafyamızı ekonomik
    coğrafya olarak tanımlıyoruz. Erdoğan bütün ilişkilerini şahsi olarak
    adlandırdığı için Suriye’de Lübnan’da gittik.
  • Kurumsal
    iletişim, kurumsal ilişkiler üzerinden yürümek yerine kişiler üzerinden
    gidiliyor. Biz inşaatı reddetmiyoruz ancak bunların yanına tarımı,
    teknolojiyi ve katma değer üreten ürünleri koyacaksınız. Türkiye bugün
    tıkanan sistemin faturasını parlamenter sisteme çıkardı ve partili
    başkanlık seçimi ile Türkiye’nin uçacağını söyledi.

‘Sermaye transferi söz konusu’

  • Adaletin
    olmadığı yerde yatırımın sahibinin kafaya göre değişen bir kararla benim
    geleceğimde söz sahibi olması, endişe yaratır. Bu nedenle de bugün ne para
    bulunabiliyor ne de başka bir yatırım yapılabiliyor. Kamu- özel sektör
    projesi sayesinde geçmediğimiz yollar, gitmediğimiz hastaneler nedeniyle
    paralar ödedik. Burada tamamen sermaye transferi söz konusu. Ve yolcu
    garantili havalimanları. Bütün bunlara baktığımız zaman servet transferi
    oluşturulduğunu görüyoruz.
  • Yandaş
    kayırma denilen bir sistem oluşturuldu. Yurt dışı finans, kredi kaynakları
    var ve bunlarla ilgili de fi tarihinde çıkmış bizim de imzaladığımız bir
    sözleşme var. Ancak bunların da masaya oturulup konuşulması gerekiyor. 5
    milyon yolcunun gitmediği havalimanına, 12 milyonluk yolcu garantisi verirseniz
    siz soyulursunuz demektir.
  • Ben
    20 Ocak 2020’de gezmeye başladığım zaman esnaf kan ağlamaya başlamıştı.
    Daha pandemi yoktu, giyim satan bir mağazada çalışanlar kendi aralarında
    oy birliği ile işten çıkarma gerçekleştirmişler. Evli olan, durumu daha
    kötü olanları tutmuşlar.
  • Her
    yerde böyle hikayeler gördük, daha sonra pandemi geldik. Çok iyi bir
    ekonomik kadromuz var. Durmuş Yılmaz bizde, Erhan Usta, Cihan Paçacı,
    İsmail Tatlıoğlu da bizimle. Bu arkadaşların bir alt grupları da
    var. 

‘Benim de 90 bin liram gitti’

  • Biz
    10’a bin lira geri ödemesiz para verilmesini önerdik. Ailelere de kişi
    başına 550’ler lira para verilsin dedik. Bunun gibi birçok şey söyledik.
    Büyük sanayi şirketlerinde batma olursa, pandemiden dolayı ya da daha
    öncesinden bir iflasa yönelik durum olduğu zaman çok ucuza yabancılar
    alır. Bunun önüne geçmek için de kendini düzelttikten sonra rayiç
    bedelden sonra. Size satmak kaydı ile geri alın dedik. Bunların hiçbiri
    yapılmadı. 20 bin lira bir bütçe açıldı ve krediye çevrildi.
  • Benim
    de 90 bin liram gitti. Ankara’ya 45 bin lira, İstanbul’a da 45 bin lira
    bağışladım ancak el koydular. Biz şöyle bir şey yaptık önce İl
    Başkanlarımızla, daha sonra Genel İdare Kurulumu üyelerimizle ve
    milletvekillerimizle bir toplantı yaptık. Ve hangi siyasi yapıyı
    istiyorsunuz diye sorduk. O zaman sayın Ümit Özdağ, hayır tek başımıza
    girelim dedi.Ancak bütün kurulların tamamı bir kişi hariç, İl
    Başkanlarında oy birliği ile biz ittifak ile girmeye karar verdiler ve biz
    bunu Cumhuriyet Halk Partisi’ne götürdük ve bizim teklifimiz üzerine
    konuşmalar başladı.
  • Ankara
    alınacak gibi gözüküyordu ancak İstanbul’du benim hedefim. İstanbul’un
    alınmasının neye tekabül edebileceğini, muhafazakâr insanları da sosyal
    demokratları da bilen bir politikacı olarak bunun önemli olduğunu ve
    gerekirse çırak çıkalım dedim.
  • Cumhuriyet
    Halk Partisi 100 yıllık parti. Biz daha küçük bir siyasi yapıyız. İyi ki
    de bu teklifi götürmüşüz. Bu kararı veren herkese teşekkür ediyoruz. 24
    Haziran’da birinci turda sayın Muharrem İnce’nin alacağına orta sınıf
    seçmen inandı. Birinci turda kazanılabileceğine inandı.

‘Bu tarz şeyler her partide olur’

  • Bütün
    hileler masa başında, sandık başında yapılır. İstanbul’da hem bizim hem de
    Cumhuriyet Halk Partililer sandıklara çok ciddi anlamda sahip çıktı. Buğra
    Kavuncu yedirilmez. Benim Buğra Kavuncu’yu bugünden genel başkanlığa
    hazırladığımı düşündü bir takım arkadaş, diyelim ki doğru olsa o kadar mı
    bu arkadaşlar siyasetin dışındaydı. O kişiyi ben şimdiden yerime
    hazırlayayım, bu iyi bir şeydir.
  • Biz
    güçlü karakterlerin yer aldığı bir siyasi partiyiz. Bizim partimizde
    herkes düşünebilir ancak yol yordam farklıdır. İsmet Sezgin ve Tansu
    Çiller arasında yaşanılanlara bakalım. Bu tarz şeyler her partide olur
    ancak şimdi siz bir kişiyi FETÖ’cülük ile suçlarsanız, bugün FETÖ bir
    terör örgütüdür. Siz FETÖ’cülükle suçlarsanız bir kişi, bu ciddi bir
    meseledir ve ispatlamanız gerekir.

‘İstifa eden her arkadaşımın arkasından çok üzüldüm’

  • Bu
    bir iftira mıdır, doğru mudur? İsnat sahibi arkadaşlar teslim etmek
    zorundadır. Bir partinin il başkanının beğenilmemesi gibi bir durum
    olabilir ancak FETÖ’cülük ile suçlamak çok farklı. Buğra Kavuncu’yu
    çeşitli şekillerde eleştirmek mümkün ancak 24 Haziran’da bana karşı bir
    suçlama yöneltildi, biz kampanyanın yarısını bu suçlamalara cevap vermek
    ile ayırdık.
  • Benim
    çok canım yandı. Ben istifa eden her arkadaşımın arkasından çok üzüldüm.
  • Ama
    ben istifayı bir irade beyanı olarak gördüğüm için saygı duyarım. ben
    yazdığım için sorumluluğu var ama birinci sıraya yazılmış arkadaşları ben
    yazdım. Orada bulundukları seçimlerde İYİ Partililer onlar için çalıştı. O
    insanların da haklarını helal edip etmeyeceğini zamanla göreceğiz. 

‘Sayın Bahçeli’nin sözleri içerisinde katıldığım bir şey
var’

  • Erdoğan,
    HDP’yi kapatmaz çünkü HDP çok iyi bir manivela. Belli grupları dövmek
    için. Sayın Bahçeli’nin sözleri içerisinde katıldığım bir şey var. Uzun
    tutukluluk. Türkiye’de uzun tutukluluklar var.
  • Eğer
    hukuki olarak bir sorun vardıysa, uzun tutukluluk dönemlerine yönelik
    olarak kişin cezalandırılması gerekiyor. Ben Erdoğan’ı tanıyorsam bu HDP
    manivelasının elinden gitmesini istemez.
  • Türkiye’de
    ne 80 öncesinde ne de 80 sonrasında böyle bir dil hiç olmadı. Biz
    birbirimiz fikirler üzerinden tanıyan insanlar topluluğu idik. Canını
    sıkılanın vatan haini diye suçlandığı bir Türkiye haline geldik. Etnik ve
    mezhep aidiyetleri üzerinden insanlara sövüldüğü bir güne geldik. İster
    ümmetçi gelenek, ister dindar alanda orada da yoktu bu. Büyük ortağı
    destekleyen trol tipli insanların yazdıklarına, çizdiklerine bakıyorum
    gerçekten şoktayım. Şimdi böyle bir sistemde, sayın Erdoğan HDP’yi buranın
    içerisinde özneleştirip kapatmayı aklından geçireceğini düşünmüyorum.
  • Sayın
    Bahçeli’nin ise elinde belge, bilgi veya kanaat varsa, Twitter yerinden
    ortağına ayar vermek yerine bir araya gelip bunların yapılması gerekiyor
    diye söylemelidir. Bahçeli iktisatçıdır ve bugüne kadar bu işsizler ne
    olacak her 3 gencin biri işsiz, 4 yıllık üniversite mezunu gençler işsiz.
    Mühendislikten mezun olan ancak devre yapmayı bilmeyen üniversitelerden
    mezun olan çocuklarımız var.
  • Ancak
    ne sanayide iş görüyorlar, içlerinde pazarcılık yapanları var. Babasından
    utandığı için gündüz uyuyan gençler var. Çiftçinin gençleri var. Bunlara
    dair gıda güvenliğinin önemi bir kez daha ortaya çıktı ancak Bahçeli’den
    bu sorunların çözümüne ilişkin hiçbir şey duymadık.

‘HDP üzerinden bize çemkiriliyor’

  • Anayasa
    Mahkemesi’nin varlığı Türkiye’yi korumak yani. Şimdi oradaki mesele şu.
    Kan davası dediğim şey şu. Bir dava ise o dava her birimiz için PKK’dır.
    HDP üzerinden sürekli olarak bize çemkiriliyor.
  • Görülmeyen
    bir şey var. Her iki taraf da Türk. Bize bir taraf HDP’ye sıcak bak diyor,
    diğeri daha farklı bir şey söylüyor. HDP’ye yönelik suçlamalar var. Şimdi
    bu suçlamaların cevabını Kemal Kılıçdaroğlu’na ya da Meral Akşener’e
    sormak yanlış. Bir süre sonra Kürtlere hakaret ediliyor.
  • 31
    Mart’a giderken bir gazetede belediyelerin adaylarını kimlik numaraları
    ile PKK’lı diye yayınladı.
  • İpin
    ucu nereye gitmiş. Ciddiyetinizi takının biraz. Devlet yönetmek ciddiyet
    ister. Ben bir kâğıt imzalamışsam gereğini yapmak kardeşim. Terörün içi
    boşaltılıyor. Bu iğrençlik ve ciddiyetsizliktir.
  • Bizim
    29 arkadaşımızdan biri Kocaeli’den onu Bursa’ya çağırdım. Dedim ki
    Abdullah ne diyeceksin diye. Bana dedi ki ‘abla ben diyeceğim ki ben
    Kürdüm ama PKK’lı değilim’…
  • Şimdi
    gözünüzden kaçan bu. HDP üzerinden ister alkış ister sopa çekilen bir
    sistemde amayı koymuşlar. Her Kürt’ün PKK’lı olduğu gibi bir inanç olmuşsa
    çok vahimdir. Ve ben Abdullah’a söyledim, amayı kaldır. Çıktı dedi ki ‘ben
    Kürdüm PKK’lı değilim’
  • Sonuçta
    HDP’ye oy veren 6 milyon insanında PKK’lı olduğunu düşünebilir miyiz?
  • Türkiye’de
    bu yapılanlara, bu perspektifin kaymasına herkesin dur demesi gerekiyor. Biz
    çok açığız bu konuda. Sayın Kılıçdaroğlu ne diyor? HDP, PKK ile arasına
    mesafe koyduğunu söylesin, hay hay. Ama o güne kadar bir şey yok. Şimdi
    biz nelerle suçlanıyoruz?
  • Cevapları
    biz veriyoruz. Biz kendi partililerimiz tarafından HDP ile AKP ile, Saadet
    ile CHP ile Anayasa yapmışız. Hepsi açıkladı hayır diye. Onlar açısında da
    ‘Ehh’ diye bir durumdur. Ama AKP’de Ömer Çelik kötü sözler söyleyerek
    reddetti. Onun açıklamaları makbul sayıldı, bizimkiler sayılmadı. Biz
    makulüm peşinden koştuğumuz için, insanların ihtiyaçlarının sözcüsü olmaya
    gayret ettiğimiz için, dolayısıyla biz daha fazla sopa yiyoruz. Ama
    durduğumuz yerde duruyoruz. Biz yola çıktığımızda küçük başladığımız için
    şeffaflığa önem veriyoruz. Ben Genel Başkan olarak partimizde
    şeffaflığı strateji olarak hedef belirledim. Benim bütün odamın penceresi
    açıktır. Ben insanları hep normal hattan ararım. WhatsApp yerine. Zaten
    bir soru sorulduğunda açıklığıyla cevap veririm. Böyle bir durumumuz var.
  • Bizim
    şimdi 2800’e yakın kişi aday adayı olarak müracaat etti. Bu insanlara tek
    tek bakamazsınız. Başkanlık Divanı’nda ben şimdi şeyler komisyonlar
    kurdum. Onlar indirdiler sayıyı. Sayın Çıray, bana dedi ki biz bunları
    önlem almak için MİT’e soralım dedi. Ben Başkanlık Divanı’na getirdim,
    karar verdik. Sonuç itibariyle karar verdik.
  • Bizde
    başarıda ortak, başarısızlık da ortak. Onu anlatmaya çalışıyorum.
    Defalarca anlattım son kez anlatıyorum. Biri size geliyor ve diyor ki.
    İstanbul İl Başkanı’nız FETÖ’cü. Önce sizden Grup Başkanlığı isteniyor.
    Siz evet diyorsunuz. O arada da siz de diyorsunuz ki bu çok önemli itham.
    Bunun belgesi bilgisi var mı?
  • Geliyor
    ve resmi bilgi gelmiyor ama duyumları yazıyorsunuz. Sonra soruyorsunuz, bu
    duyumlar nereden. Bunlar Jandarma, askeriye ve MİT’ten. Ben bu ülkede
    İçişleri Bakanlığı yaptım.
  • Soruların
    resmi olarak ve nasıl sorulması gerektiğini bilirim. Çok entresan bir şey
    oldu ilgili arkadaşım Sayın Perinçek ile Meral Akşener’e devlet doğru
    bilgi vermez dedi. En ilginci budur. Devlete yalancı dediler. Ben bir
    yaşıma daha girdim. Devlet, yanıt verilemeyecek bilgiyi, size bilgi
    veremeyiz diyerek söyler.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın