ardından İran’a karşı nükleer yaptırımlara tekrar başladı. Bu tek yanlı
yaptırımlar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2231 sayılı kararına
aykırıdır. Gerçi Washington İran ile nükleer işbirliğini yaptırmadan muaf
tutmaya mecbur kaldı fakat şimdi bu işbirliğini de yaptırım listesine aldı.
Bu bağlamda Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Amerika’nın
Bercam (Nükleer Anlaşma) ile ilgili nükleer muafiyetleri iptal ettiğini ve İran nükleer
programları ile ilgili iki İranlı bilim adamını yaptırıma aldığını duyurdu.
Pompeo konu ile ilgili attığı tweette “İran’da Bercam ile
ilgili nükleer projelerin yaptırım muafiyetine son veriyorum ve 60 günde
yürürlüğe girecek. İran nükleer faaliyetlerinin yoğunlaşarak devam etmesi bu
işbirliğinin sona ermesini gerektiriyor” yazdı.
Pompeo başka bir mesajda da şöyle yazdı: Ben ayrıca İran’ın
nükleer zenginleştirme programının koordinatörleri Mecit Agayi ve Emced
Sazgar’ı yaptırıma alıyorum. İranlı bilim adamları seçmek zorunda: ya barışçıl
bir şekilde yayılma alanının dışında çalışırlar ya da yaptırım tehlikesi ile
karşı karşıya gelirler.
Pompeo ve Tom Cannon liderliğindeki cumhuriyetçi senatörler
İran’a baskı uygulamak ve de Bercam anlaşmasında geriye kalanları da yok etmek
için söz konusu muafiyetleri yok etmeye çalışıyorlar.
ABD Hazine Bakanlığı Dış Varlıklar Kontrolü Ofisi de daha
önce Washington Post gazetesinin konu hakkında yayınladığı detayları onayladı.
Reuters de Amerika’nın Buşehr nükleer elektrik santral ile işbirlği muafiyetini
90 günlüğüne uzattığını fakat İran ile Rus, Çin ve Avrupa firmalarını nükleer
işbirliği muafiyetini uzatmayacağını duyurdu.
Batılı uzmanlara göre söz konusu muafiyetlerin hedefi
İran’da zenginleştirme oranını azaltmak ve nükleer programlar hakkında değerli
bilgiler kazanmaktır.
İran, Çin ve Rusya gibi 4+1’in bazı üyeleri ile ortak
nükleer işbirliğini kendi nükleer santrallerinde yürütüyor. Amerika’nın tek
yanlı yaptırımlarına rağmen Washington İran ile nükleer işbilriği alanında bazı
muafiyetlere uymak zorundaydı. Tabi ki bu konu, Trump’ın hayırseverliği ile
değil mecburen yapılırdı zira İran ile barışçıl nükleer işbirliği, Bercam
anlaşmasının bazı maddeleri arasındaydı.
Buna göre Amerika’nın dönem hükümeti İran’a nükleer
programlarda kullanılacak bazı ürünlerin ihracatına izin verdi. Trump yönetimi
ise Mayıs 2018’de anlaşamadan çekilmesine rağmen İran ve diğer üyeler arasına
nükleer işbirliini yaptırımlardan muaf tuttu. Amerika böylece İran’ın
zenginleştirmeyi belirli bir düzeyde tutarak yükseltmemesinden emin olmak
istiyordu.
Buna rağmen 2019’un ortalarında ağır su ve düşük seviyeli
zenginleşmiş uranyum satın alınması muafiyetini kaldırdı. Amerika’nın bu
hareketi tamamen Bercam ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2231 sayılı
karara aykırıydı ve sırf Trump yönetiminin zorbalığı ve diğer ülkeleri İran ile
nükleer işbirliğinden vaz geçirme hedefi ile gerçekleşti.
Fakat çıkmaza girmiş olan Amerika’nın maksimum baskı siyasetleri
doğrultusunda Trump yönetimi şimdi de çaresizlikten dolayı, İran ve 4+1
arasında var olan nükleer işbirliği kırıntıların muafiyetini bile kaldırdı.
Amerika’nın ian özel temsilcisi Brian Hook, “Washington’un İran’a karşı
stratejisinin ekonomi baskı, diplomatik tecrit ve askeri önleyicilik” olduğunu
söyledi.
İran Amerika’nın baskılarına ve isteklerine teslim
olmayacağını defalarca vurgulamıştır. Trump yönetimi ise Siyonist rejimin
istekleri çerçevesinde İran’ın özellikle zenginleştirme başta olmak üzere her
türlü nükleer faaliyet ve kabiliyetine karşıdır. Fakat İran ise Amerika’nın
“maksimum baskı” siyasetine karşı “maksimum direniş” siyseti ile barışçıl
nükleer alandaki faaliyetleri gibi kendi yasal hakkı üzerine direniyor. İran
4+1 ülkeleri ile nükleer işbirliğinin kesilmesi durumunda bile kendi yerli
imkanları ve bilim adamlarının çalışmalarını ile ortak nükleer işbirliklerini
sonuca ulaştırabilir.
