Rasthaber – Amerika Savunma Bakanı James Mattis 19 Ocak cuma günü " 2018 Amerika ulusal savunma stratejisini" açıkladı.
Aralık 2017 tarihinde açıklanan söz konusu belgede eski strateji belgelerinde olduğu gibi yine Rusya ve Çin, Amerika ve müttefikleri olarak söz edilen ülkelere karşı tehdit sayıldı. Belgede “ Çin ve Rusya’nın diğer ülkelerin ekonomik, diplomatik ve güvenlik kararları üzerinde veto yetkisi kazanarak, kendi otoriter modelleri ile uyumlu bir dünya şekillendirmek istedikleri giderek daha da açık hale gelmektedir denildi. Bölgesel alanda İran ve Kuzey Kore'den Amerika için bölgesel sorunlar olarak söz ediliyor.
11 sayfadan oluşan Amerika ulusal savunma strateji özetinde İran adı 6 kez geçiyor. Aslında bu belge ulusal savunma adı yerine, Amerika ulusal saldırı stratejisi olarak zikredilmelidir. " 2018 Amerika ulusal savunma strateji” belgesinde yine İran'a karşı bir çok temelsiz suçlama yönetiliyor. Örneğin İran’ın şiddet tohumları ekmeye devam ettiği, Ortadoğu bölgesinin istikrarı için en büyük sorun olduğu, nükleer silah programı izlediği veya terörizme destek vererek bölgeyi istikrarsızlığa sürüklediği, nüfuz hilali oluşturarak bölgede nüfuzunu pekiştirerek istikrarsızlık oluşturmakla bölgesel hegemonyası kurmakla suçlanıyor.
Belgede ayrıca Pentagon'un İran'ı sözde dizginleme çalışmalarına devam edeceği belirtiliyor. Pentagon bunu bölgede koalisyon oluşturarak gerçekleştirmeye çalışacaktır. Aslında Pentagon’un söz konusu belgede İran'a karşı suçlamaları, bizzat Amerika'nın Ortadoğu bölgesinde hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği girişimleridir. Aslında Washington gündem saptırarak yaşanan şiddet ve istikrarsızlık oluşturan olayları İran'a nispet vererek, kendini bölgede barış yalnısı ve destekçisi olarak tanıtmak istiyor. Halbuki Amerika başkanı Donald Trump'ın bizzat itirafına göre Amerika'nın eski hükümeti, washington'un bölgedeki hedefleri doğrultusunda IŞİD terör grubunu oluşturdu ve başta Suudi Arabistan olmak üzere Washington’un Arap müttefikleri, bölgede sözkonusu tekfirci terörü desteklediler. Fakat İran, Amerika, Siyonist rejim ve Suudi Arabistan ürünü tekfirci IŞİD teröristlerin bölgeden temizlenmesinde önemli rol oynayarak, dünyayı büyük bir terör belasından kurtarmış oldu.
İran’ın bölgede nüfuz ve istikrarsızlık hilali oluşturma suçlaması konusuna gelince; Amerika'nın kastettiği şeyin, siyonist rejimin bölgedeki varlığı için en büyük tehdit sayılan direniş ekseni ise, İran bu konuda kendisi ile övünüyor. Füze programı konusunda ise, İran yine her zaman füze programı ve cephaneliğin düşmanların saldırı ve tehditlerine karşı önleyici en önemli unsur olduğunu belirterek, hiçbir zaman saldırı niyetinde olmadığını belirtmiştir.
Buna rağmen Amerika'da uzman Dave Zakhim, İran’ın hybrid savaşı'nda Amerika'dan her zaman daha başarılı olduğunu itiraf ediyor. İran’ın bölgesel politika ve girişimleri de her zaman Amerika ve bölgesel müttefiklerinin savaş planlarını etkisizleştirme doğrultusunda olmuştur.
Amerikalı askeri uzman Harry Kazianis de şimdi İran ile karşı karşıya gelme zamanı olmadığını, bu konunun Trump takımının başlıca meselesi olmaması gerektiğini belirterek, bu konularla uğraşmanın sadece Amerika'nın daha büyük sorunlara karşı zayıflamasına sebep olduğunu ifade ediyor.
Nitekim İran halihazırda Amerika ve başta Suudi Arabistan rejimi ve siyonist rejim olmak üzere bölgesel müttefiklerinin yıkıcı siyasetleri ile mücadele ediyor ve bu da Washington’un öfkesini sebep oluyor
