Arabistan ve müttefiklerinin muhalif görüş korkusu

rasthaber

Abdulbari Atvan, Ray El-Yom gazetesinde çıkan köşe yazısında, Arapsat üzerinden yayın yapan el-Meyadin kanalının kapatılması için uyguladığı baskılar nedeniyle Suudi Arabistan’ı eleştiri topuna tuttu.İşte Atvan’ın o yazısı:Suudi yetkililerin, merkezi başkent Riyad’ta bulunan ve Arabistan’ın yaklaşık üçte bir hisselerine sahip olduğu Arapsat uydusu üzerinden yayın yapan el-Meyadin kanalını kapatmak için ileri sürdükleri bahane ve gerekçeleri kenara bırakalım, biz daha önemli ve daha tehlikeli bir olgudan söz ediyoruz ve oda, Suudi yetkililerin kimin sadık, kimin özgür, kimin tarafsız, kimin düşman, kimin dost, kimin profesyonel, kim amatör olduğunu, Arapsat, Nilesat veya başka herhangi bir Arap uydusunda kimin kalması ve kimin gitmesi gerektiğini belirleyen bir taraf haline gelmeleridir.Arabistan’ın ve müttefiklerinin muhalif görüş korkusuSuudi Arabistan, bu ülkenin körfez işbirliği konseyindeki müttefiklerinin çoğu ve Yemen’de öncülüğünü yaptığı Arap koalisyonu, Ensarullah hareketine bağlı uydu kanallarının kapatılma kararını verenlerdir. Söz konusu ülkeler bundan öncede bir Arap ülkesi olarak Arapsat uydusunda hissesi bulunan Libya’nın resmi kanallarının yayınını durdurma kararı almışlardı. Suriye kanalları için de aynı kararı aldılar. Genel olarak bu ülkelere muhalif her görüş yasaktır. Çünkü muhalif görüşten, mali ve teknik açıdan her ne kadar fakir ve sefil de olsalar muhaliflere bağlı medya tribünlerinden korkuyorlar. Oysa sürekli mantar gibi her tarafta biten basın kollarına ve medya imparatorluğunu elinde bulunduruyorlar ve finanse etmek için milyarları harcıyorlar.Suudilerin girişimlerine karşı Arap ülkelerinin sessiz kalmasının nedeniSuudi yetkililerine bu gücü ya da vetoyu kimin verdiğini veya neden Mısır, Irak, Cezayir, Fas, Kuveyt, Ürdün ve diğer birçok ülkenin bu duruma karşı sessiz kaldığını bilmiyoruz. Suudi yetkililer hangi hakla Araplar ve Müslümanlar adına, Arap Birliği ve ona bağlı kurumlar adına istedikleri kanalı kapatıyor ve istedikleri kanalı açık bırakıyorlar?Arabistan’ın medya karartmasından direk askeri müdahaleye yönelmesiTüm bunları yapan ve fazlasıyla yapmaya devam eden Suudi yetkilileri halihazırda, geçen otuz yıl boyunca ustalaştıkları medya karartma savaşı dairesinden çıkıp doğrudan askeri müdahaleye yönelmiş bulunuyorlar ve bütün bunları da milletleri destekleme, sosyal adalet değerlerini yayma, demokratik değerleri hakim kılma ve bağımsız olan adil bir yargıyı tesis etme sloganıyla yapmaktadırlar.Eğer Suudi Arabistan’a ve onun yörüngesindeki diğer müttefiklerine bağlı medya imparatorlukları profesyonelliğin, objektifliğin ve tarafsızlığın zirvesinde olsalardı ve sırtını belli hiçbir ajandaya dayamadan muhalif görüşe saygı duysalardı ve kendi misafirleri için siyah, kırmızı ve sarı listeler yapmasalardı bizim için bu hiddetlenme ve saldırı anlaşılır olurdu. Eğer biz yanılıyorsak, o zaman zahmet değilse buyurun el-Arabiye’nin objektifliğini, el-Cezire’nin profesyonelliğini özellikle Yemen, Mısır, Libya ve Suriye bağlamında bize açıklayın. Körfez ülkelerinin, özellikle Arabistan’ın parasıyla çalışan 100 aşkın İslami kanalın mutedil ve taifeci olmadığına ilişkin bize bir şey söyleyin.Suudi yetkilileri, İranlı yüzlerce hacının can vermesine karşı İranlıların nasıl tepki vermesini bekliyorlardı?İranlı bir konuğun el-Meyadin kanalında hac faciası nedeniyle Arabistan’ı eleştirmesinin Suudi yetkilerce bu kanalın kapatılma nedeni veya gerekçesi olarak dile getirilmesi, güzel bir söz ve makbul bir gerekçedir; fakat Suudi yetkililerine şu soruyu sorma hakkımız var: 300’den fazla İranlı hacının ayaklar altında can vermesi, kayıp olan onlarcasının da hakkın da hala hiçbir bilginin alınmamış olması ve Suudi yetkililerin gerek İranlı hacıların gerekse diğer ülkelerin hacılarının durumu konusunda şimdiye kadar bir açıklama yapmamalarına karşı İranlı yetkililerin nasıl bir tepki vermelerini bekliyordunuz? Yoksa, Suudi yetkililer Mina faciasında oğlunu kaybeden bir babanın, babasını ya da annesini veya her ikisini kaybeden bir insanın, Arabistan’ın hac mevsimi sıradaki olumlu ve üstün hizmetlerini anlatarak bu merasimi iyi düzenlediğinden ve hacıların can güvenliğini sağladığından dolayı Haremeyn-i Şerifeyn’in hadimi olan yönetimi temcit edip teşekkür etmesini mi bekliyorlar?Mina faciası üzerinden iki ay geçtiği halde henüz bu facianın kurbanlarının sayısıyla ilgili belgeli bir istatistik yapılmış değilHac faciasının üzerinden iki aydan fazla geçti ama hayatlarını kaybedenlerin sayısı veya kayıpların durumu hakkında hala ilmi ve hakiki bir istatistiği duymuş ya da okumuş değiliz. Binlerce kamaranın kayıtlarına rağmen bu cinayetin nasıl yaşandığı ve kimin sorumlu olduğu konusunda şimdiye kadar güvenilir bir bilgiyi okumadık veya işitmedik. Gerçeği araştırma komitesinin kurulmasına rağmen tek işittiğimiz şey, Arabistan kralı hac işlerini denetleyen yüksek komite başkanı ve hacıların can güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan veli ahdine, bu yılın hac merasiminin düzenlenmesinde gösterdiği büyük başarısından dolayı bir kutlama mesajını yayınlamış olmasıdır.En gelişmiş silahların satın alınması için 300 milyar dolar harcandı.Arap dünyasının ve belki de bütün dünyanın en fakir ülkesi Yemen, yedi aydan buyana her gün Amerika’nın ürettiği en gelişmiş 200’den fazla uçakla bombalanmaktadır ve kimi isterlerse öldürüyorlar ve neyi isterlerse tahrip ediyorlar. Hatta süt ürünleri fabrikasını, düğün merasimini bile hedef alıyorlar. Diğer yandan ise Yemen’in denizden, havadan ve karadan muhasara altına alınması ve bu durumun devam etmesi, 20 milyondan fazla Yemenliyi kıtlıkla karşı karşıya getirmiş ve Yemenli vatandaşın önünde, ya açlıktan ya da bombaların altında ölmekten başka bir seçenek bırakmamıştır. Tamam, Husiler de bombalıyor ve öldürüyorlar fakat onlarla savaşmaya gidenler kimlerdi? Kim savaşın fitilini önce yaktı? Kim geçen üç yıl boyunca en gelişmiş ve en öldürücü füze ve silahları satın almak için 300 milyar dolardan fazla harcama yaptı?Bu konuları dürüstçe ve tarafsız olarak yazmak, bize ve başkalarına yasak. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un Arabistan’ın Yemen’e açtığı savaşta yaklaşık 10 bin Yemenli vatandaşın yaşamını yetirdiğine ilişkin açıklamasını tekrarlamak bize yasak. Mina faciasından bahsetmek bize yasak. Bu faciada ölenlerin tam olarak kaç kişi olduğunu bilmek için talepte bulunmamız yasak; ölen hacıların sayısı 760 kişi mi? Yoksa 2200 mü? Veya 4000 kişi mi? Suudi yetkililerin bu faciadaki her türlü ihmali veya kusuru konusunda söz etmemiz yasak. Arap ülkeleri ile NATO arasındaki ortak plandan bahsetmemiz ve Libya’yı militanların denetimindeki yenilmiş bir ülke haline getirmek için yaptıkları plan hakkında konuşmamız yasak. Nasıl ki bundan öncede 1990 yılında Kuveyt savaşından sonra muhasara yüzünden hayatını kaybeden bir milyona aşkın Iraklının acılarını paylaşmamız yasaktı. Veya Amerika’nın Irak’a karşı başlattığı savaş ve uyguladığı ambargo nedeniyle yaşamını yetiren bir milyondan fazla Iraklı ile empati yapmamızın yasak olduğu gibi. Bu konuları dile getirirsek dürüst ve objektif değiliz, belki amatör, Mecusi ve İran’ın kiralık adamı olarak yaftalanıyoruz.Suudi Arabistan’ın ve müttefiklerinin gurur ve zorbalığına karşı sabrımız tükenmek üzereKibir ve zorbalığınıza karşı sabrımız tükenmek üzere. Siz bu şekilde devam edin, Arap dünyasının ezilmiş fakir kesimlerin ekseriyetini ve vicdanları uyanık kimseleri kedi rejimlerinize karşı birleştireceğinizi size müjdeliyoruz. Bizi Arabistan’dan kovun. Televizyon kanallarınıza ve hava alanlarınıza bizi almayın, istediğiniz kadar bize küfür savurun, biz yine de yazacağız, yazmaya devam edeceğiz hatta eğer duvarların üzerinde de olsa. Her zaman muzaffer olacak olanlar, Arap mazlumları ve milletleridir.Çev: Mehmet GönülWelayet News

Bu Haberi Paylaş