Rasthaber – Saadet Partisi ve Vatan Partisi yetkilileri ABD, Fransa ve İngiltere'nin kanıtlanmış herhangi bir kimyasal silah kullanımı olmaksızın Suriye'ye saldırmasıyla başlayan süreçte Türkiye'nin takınması gerektiğine inandıkları tutumu Sputnik'le paylaştı.
Suriye'de kimyasal saldırı gerçekleştirildiği iddialarının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından soruşturulması talebini reddeden ABD, İngiltere ve Fransa, Duma'da kimyasal silah kullanıldığını ortaya koyan herhangi bir soruşturma olmaksızın 14 Nisan'ın ilk saatlerinde Suriye'ye füzelerle saldırdı. NATO üyesi üç ülkenin Suriye'yi hedef alan füzelerinin çok büyük kısmı Suriye hava savunma sistemleri tarafından püskürtülse de saldırının meşruiyetine yönelik tartışma ve soru işaretleri sürüyor. Peki, kimyasal iddiaların BMGK tarafından soruşturulmasını bizzat engelleyen Batı ülkelerinin attığı bu tartışmalı adımı takip eden süreçte Türkiye nasıl bir tutum izlemeli? Sputnik'in bu sorusunun yanıtını Vatan Partisi ve Saadet Partisi yetkilileri yanıtladı. Sputnik'e konuşan ilk isim Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez Türkiye'nin, Suriye'nin bütünlüğüne yönelik herhangi bir saldırıda Batı ülkelerini desteklemesinin ‘kabul edilemez' edilemez olduğuna işaret etti:
"Türkiye hükümetinin ABD, Fransa ve İngiltere'nin Suriye'ye yönelik saldırılarına ilişkin açıklamasının, Türkiye'nin tarihine, geçmişine ve coğrafyasına uygun bir açıklama olmadığı kanaatindeyiz. Hiçbir komşumuzun veya hiçbir İslam ülkesinin emperyal güçler tarafından, gerekçesi ne olursa olsun, uluslararası hukuka aykırı bir biçimde hedef alınması kabul edilebilir değil. Macron'un ‘Türkiye'yle Rusya'nın arasını açtık' şeklindeki yaklaşımı da bu saldırının hedefleri arasında Türkiye'nin de olduğunun bir ispatı niteliğinde. Bu süreç yalnızca Suriye'yle ilgili değil; Suriye, Türkiye, İran ve Irak'ı içerisine alan bir süreçtir. ABD, Fransa, İngiltere ve İsrail, Suriye'de hedefine ulaştıktan sonra geriye İran ve Türkiye kalıyor. Türkiye hükümetinin bu gerçeği göz ardı etmemesi lazım."
‘SURİYE'YE SALDIRAN ABD'YE DESTEK VERMEK PKK/PYD'Yİ DESTEKLEMEKTİR'
Türkiye'nin hem kendisinin hem de bölgenin güvenliği için Astana süreciyle kurulan ve üçlü zirvelerle pekişen siyasi çözüm sürecine bağlı kalmasının gereğini savunan Bitmez "Astana süreciyle başlayan ve Soçi ile Ankara'da devam eden zirvelerle Suriye'nin geleceğine ilişkin bir mutabakata varılması ve geçiş dönemine ilişkin planlamaların yapılmış olması bölge açısından sevindirici bir durumdur. En azından o bölgeye yönelik emperyal hedefleri zirvede olan devletlerin tesirinin dışında bir çözüm önerisi büyük bir başarıdır. Bu saldırıyı Astana zirvesinin başarısına gölge düşürmeyi, garantör ülkelerin arasını açmayı hedefleyen bir saldırı olarak görmek mümkün. Amerika, Suriye'de yaşayan mazlumların huzura, refaha kavuşmasını önceleyerek Suriye'ye saldırmıyor; bilakis bölgeye yönelik kendi planlarını gerçekleştirmek için oraya saldırıyor. (ABD) tam süreçten devre dışı kalacakken kendisini yeniden bu devreye alma noktasında bir girişim içerisine girmiş durumda" dedi.
Bitmez "Türkiye'nin, resmi ideolojisinin koymuş olduğu kırmızı çizgileri tehdit eden terör örgütlerini destekleyen Amerika'nın yanında yer almak yerine; kendisinin ve bölge insanının maslahatını önceleyerek bölgedeki ülkelerle bir iş birliğine gitmesi gerek. PKK/PYD'ye silah veren Amerika'nın politikalarını hayata geçirecek bir konuma düşmektense, bölgenin çıkarlarını önceleyen bir konumda olmalıyız. Zira gözümüzün içine baka baka PYD'ye destek veren, onlara verdiği silahları kullandıran ve eğiten ABD'yi desteklemek, Suriye'nin kuzeyindeki PKK/PYD'yi güçlendirmeye açık açık ve dosdoğru destek vermek demektir" diye ekledi.
