katıldı.
Avrupa Birliği son yirmi yılda Orta Asya cumhuriyetleri
makamları ile onlarca konferans ve toplantı düzenleyerek bu ülkeleri ayrı ayrı
da muhatap olarak almışlardır. Görünen o ki Avrupa Birliği ve bu birliğe bağlı
kurumların hepsi Doğu Blokuna bağlı Cumhuriyetler özellikle de Orta Asya
cumhuriyetlerine nüfuz etmek için aşırı bir çaba göstermektedir. Avrupalı Makamlar Orta Asya cumhuriyetlerine yatırım yapmak
ve yeni yeni ayağa kalkan bu
cumhuriyetlere ekonomik yardımlar bahanesi ile Batı’ya bağlı kurumlar ve
grupların bu havzaya girmesine zemin hazırlamak istiyor. Ancak bu sürecin
devamında Batılı hükümetler bu ülkeleri kendilerine bağlı hale getirmenin yanı
sıra, insan hakları, ifade özgürlüğü ve medya özgürlüğü bahaneleri ayrıca
Batılı yaşam tarzını empoze etmek sureti ile pratikte kendi isteklerini bu
ülkelere dayatmak istemektedir.
Avrupa Birliği 2007 yılından itibaren ciddi olarak Orta Asya
ülkeleri ile iş birliği yapmak için uzun vadeli planlar hazırlamış ve uygulamak
istemiştir. Bu planların hazırlanması ve uygulanması ise bu birliğin bölgede
varlığını geliştirmesinin yanı sıra pratikte Orta Asya bölgesindeki küresel bir
aktör olarak konum açmasını ve bu konumu pekiştirmek istediğini gösteriyor.
Siyasi görüş sahibi ayrıca eski Avrupa Birliği siyasi makamı Federica
Mogherini mevcut ayda bu hususta şöyle
bir açıklamada bulundu: “Orta Asya bölgesi her daim tarihi, kültürel
geçmişi ayrıca Doğu ve Batı arasında ifa ettiği rolünden dolayı anahtar ve
önemli bir bölgedir. “
Bu hedefin gerçekleştirilmesi için Avrupa Birliği özellikle
Orta Asya ülkeleri ile insan hakları hususunda diyaloglarına vurgu yapıp bu
husustaki girişimlerinin bölgenin Avrupalılaştırılması doğrultusundaki görevi
çerçevesinde olduğunu bildirdi.
Avrupalı makamlar şimdi de Orta Asya makamları ile bu
ülkelerin yasal ve adli sistemlerini Avrupa Birliği modellerine göre
düzeltilmesi hususunda diyaloglar yürütme isteğini dile getirmişlerdir. Medeni
toplum, Avrupalıların demokrasi ve insan
hakları inisiyatif konuları da Avrupa Birliğinin bu yöndeki araçlarından
sayılır. Batılı devletlerin bu husustaki tutumları göz önünde bulundurulduğunda
ise Avrupa Birliği liderlerinin Orta Asya ülkelerini genellikle ” insani
ve mali yardımlara muhtaç gördüklerini düşündüklerini gösteriyor. Bu yüzden
Orta Asya ülkeleri, Avrupa Birliğinin çıkarlarını de göz önünde bulundurup bir
yandan da bu çıkarları tamamen yerine getirmekle mükellef hale gelecektir.
Batılı devletlerin git gide artan isteklerine karşılık ise Kazakistan gibi Orta
Asya hükümetleri, Avrupa Birliğini Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir köprü olarak
görmektedirler. Orta Asya liderleri ise Batı’nın ülkelerine yatırım yapmalarını
istiyorlar. Görünen o ki bu yüzden de Batılı kurumlar ile ortak konferanslar ve
toplantılar da Batılıların isteklerine boyun eğmek zorunda kalacaklardır.
Genel olarak şöyle bir değerlendirme yapmak mümkün. Avrupa Birliğinin Kazakistan gibi Orta Asya
ülkeleri ile ortak toplantıları bu ülkelerde sorunların çözülmesine yol
açmamasının yanı sıra onların sorunlarını de arttıracaktır. Bu alanda çoğu
bölge siyasi çevreleri de Kazakistan gibi ülkelerde yaşanan sorunların Nur
Sultan’ın Batılı kurumlar ile iş birliğinden kaynaklandığını söylüyorlar.
