Batı’nın Yardımcı Oyuncusu Yine Sahneye Çıktı

Rafael Grossi bir kez daha işe koyuldu. Trump’ın Kulang Dağı’nı bombalama söylemleri ve İran’ın nükleer dosyasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sevk edilme olasılığı gündemdeyken, Grossi de safını belli ederek “İran’ın iş birliği yapmamasının” doğurabileceği “sonuçlardan” bahsediyor!

 Geçtiğimiz yıl 28 Şubat’ta başlayan Ramazan Savaşı’ndan yalnızca birkaç gün önce, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, skandal bir açıklamayla İran’ın zenginleştirilmiş uranyum “belasından” kurtulmaktan söz etmişti. Grossi’nin bahsettiği bu hedef, savaş başladıktan sonra Trump tarafından da İran’a saldırı gerekçesi olarak öne sürüldü.

Ajansın ABD-İsrail ekseniyle koordinasyonu, ilk olarak 12 Gün Savaşı sürecinde somutlaşmıştı. Geçtiğimiz yılın Haziran ayında Grossi’nin taraflı raporları, üç Avrupa ülkesinin İran karşıtı bir karar tasarısını kabul etmesine yol açmış; bu karardan sadece bir gün sonra İsrail, İran’a saldırmıştı!

12 Gün Savaşı’nın sona ermesi ve İran’ın nükleer tesislerinin ilk kez bombalanmasının ardından bu saldırıları hiçbir zaman kınamayan Grossi, katıldığı çeşitli söyleşilerde İran’ın nükleer tesislerinin koordinatlarını ve detaylarını adeta bir “hedef adresi” verir gibi dile getirmişti.

Nihayet geçtiğimiz Şubat ayında, İran ile ABD arasındaki üçüncü tur müzakerelerin arifesinde Ajans Başkanı; “hasar gören İran tesislerine erişim” gibi ön şartlar öne sürerek tekrar sahneye çıkmış ve bu açıklamalardan sadece birkaç gün sonra ABD-İsrail ekseni İran’a yeniden saldırmıştı!

Sayın Başkan’ın Sözlerindeki Özel Şifreler

Rafael Grossi dün Viyana’da düzenlenen UAEA Yönetim Kurulu mevsimsel toplantısında İran’ın nükleer dosyasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bu kez tarafsız bir profil çizmeye çalışsa da, konuşmasında ABD ve Batı’ya İran’a baskı uygulamaları için gerekli bahaneleri sunabilecek şifreli ifadelere yer verdi.

Grossi, İran’a ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“İran’dan beyan edilen nükleer maddelerin veya tesislerin durumuna ilişkin herhangi bir bilgi almadık; ayrıca saha doğrulama faaliyetlerini yürütmek için bu tesislerin hiçbirine erişim sağlayamadık. Dolayısıyla, NPT Kapsamlı Denetim Anlaşması uyarınca beyan edilen nükleer tesislerdeki denetim sorumluluklarımızı yerine getiremiyoruz.”

Tahran defalarca nükleer tesislerin birden fazla kez bombalanması nedeniyle buralara girişin ve denetim yapılmasının imkansız olduğunu açıklamış olmasına rağmen Grossi, müfettişlerini ABD’nin hakkında en ufak bir bilgi kırıntısı dahi elde etmek için sabırsızlandığı noktalara gönderme konusunda ısrarını sürdürüyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ajans Başkanı’nın hasar gören tesislere erişim konusundaki bu ısrarını alaycı bir dille eleştirerek daha önce şu ifadeleri kullanmıştı: “Grossi, zenginleştirilmiş uranyumun nerede olduğundan emin olmak için İran’dan derhal UAEA’ya nükleer tesislere erişim izni vermesini istiyor… İşte UAEA Başkanı’nın gerçek yüzü bu.”

Trump’tan Grossi’ye Kulang Dağı Meselesi

Hem 12 Gün hem de 40 Gün savaşlarında UAEA’nın oynadığı rol açıkça ortadayken, Rafael Grossi bir diplomat olduğunu ve ABD’nin Kulang Dağı’na olası bir saldırısı gibi bir konuya müdahale etmemesi gerektiğini yeni hatırladı! Grossi dün bir gazetecinin Kulang Dağı ile ilgili sorusuna “Ben bir diplomatım ve ulusal düzeyde alınan kararlar hakkında yorum yapmam” yanıtını verdi.

Ancak Sayın Başkan, Yönetim Kurulu toplantısının marjında gazetecilerle yaptığı görüşmenin devamında gerçek niyetini gizleyemedi ve üstü kapalı bir şekilde iş birliği yapılmamasının İran için “sonuçları” olacağını söyledi!

Geçtiğimiz Mayıs ayında Grossi, yetki alanının dışına çıkarak Hürmüz Boğazı konusuna dahi müdahil olmuş ve bu su yolunun kapatılmasından duyduğu endişeyi dile getirmişti. Bu durum İran’ın tepkisini çekmiş ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, kendisini “Hürmüz Boğazı veya İran füzeleri hakkında siyasi mesajlar vermek yerine UAEA’nın asli görevlerine odaklanmaya” davet etmişti.

Şimdi ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki çabalarının başarısızlıkla sonuçlandığı ve nükleer tesislere yapılan çok sayıda saldırının konuyu belirsizliğe sürüklediği bir dönemde Grossi, işverenlerine hizmet etmeye devam etmek üzere yeniden belirdi.

Aylar önce kendisinin itiraf etmek zorunda kaldığı şu sözleri unutmadık: “Bazıları benim İsrail’in kuklası olduğumu söylüyor.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın