siyonist rejim askerlerinin Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinde
yürüttüğü Filistinlilere karşı şiddet olaylarının ardından Amerika sonunda bu
olaylara tepki gösterdi.
Beyaz Saray güvenlik konseyi danışmanı Jake Sullivan Pazar günü
İsrailli mevkidaşı ile yaptığı konuşmada
” Washington’un şiddetli
olaylar özellikle de Beytülmukaddes’teki
şiddet olayları ve de Filistinli ailelerin
Şeyh Cerrah mahallesinden atılması hususunda kaygılı olduğunu”
açıkladı. Burada önemli olan nokta bu
sözde kaygı dolu açıklamaların ardından Jake Sullivan’ın bir kez daha Siyonist
Rejim İsrail’in güvenliğini destekleme taahhüdüne bağlı olduklarına vurgu
yapmasıdır. Jake Sullivan Filistin İslami Direniş Hareketi-HAMAS’ın Gazze’den
füze yağdırması ve işgal altındaki topraklara ateşli yanan balonları
göndermelerini de kınadı.
Biden hükümetinin Siyonist rejimin özellikle Doğu Kudüs’teki
Filistinlilere yönelik suç eylemlerine karşı ikiyüzlü duruşu ve bu konudaki
sahte endişesi ortadadır. Çünkü temelde siyonist İsrail, Washington’un tam ve
kapsamlı desteği olmadan Filistinlileri sınır dışı etme planlarını ilerletemez.
Zaten bu destek olmasaydı İsrail 1967’nin işgal altındaki
topraklarındaki Filistinlilerin evleri, çiftlikleri ve yerleşim alanlarını
yıkıp alanını genişletemezdi. Uluslararası toplumdan gelen eleştirilere rağmen,
Amerika Birleşik Devletleri her zaman İsrail’in tüm eylemlerini tam olarak
desteklemiştir ve İsrail’in en büyük mali ve askeri destekçisi olup, yıllık 3,8
milyar dolar yardımı da sağlamıştır. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın
başkanlığı döneminde bu destek görülmemiş seviyelere ulaştı ve Trump yönetimi,
Kudüs’ü siyonist rejimin başkenti olarak kabul ederken işgal altındaki Golan’ın
da bu rejime ilhakını kabul etti.
Trump, Yüzyılın Anlaşmasını öne sürerek Filistinlilerin
aleyhine İsrail’e benzeri görülmemiş tavizler verdi ve yönetiminin son
döneminde bile, Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 30’unu İsrail’e katma planını
kabul etti. Gerçi Siyonist Rejim İsrail bu planını hala hayata geçirmemiştir. Şu de, insan haklarını savunduğunu iddia
eden Biden hükümeti, özellikle Doğu Kudüs’te Filistinlilere karşı yasadışı ve
insanlık dışı eylemlerinin devam etmesini önlemek için İsrail’e karşı bir
baskıya başvurmadan sırf pasif bir şekilde endişelerini dile getirdi.
Filistinlilerin savunma eylemlerini de kınayan Biden yönetiminin
bu tutumu Amerika’da geniş çapta eleştirildi. Bağımsız ABD Senatörü Bernie
Sanders, Biden yönetimini işgal altındaki Kudüs ve Batı Şeria’daki Siyonist
şiddeti konusunda sağlam bir tavır almaya çağırdı.
Doğu Kudüs’ün merkezinde yer alan Bab el-Amud bölgesi, son
günlerde Siyonist güçler ile Kudüs halkı arasında çatışmalara sahne oldu.
Filistinliler, İsrail’in Kudüs’teki Yahudileştirme programını ve Mescid-i
Aksa’ya bitişik olan mahallenin Bab el-Amud bölgesinin kapatılmasıyla Mescid-i
Aksa’nın mekansal ve zamansal olarak bölünmesine izin vermeyeceklerinde ısrar
ediyorlar. İsrail’in bir mahkeme kararına dayanıp Filistinli aileleri Mescidi
Aksa yakınındaki Şeyh Cerrah mahallesinden zorla ihraç etmeye çalışması Filistin
halkının direnişi ve uluslararası kınamaların tepkisine yol açmıştır.
Bu arada Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve dünyanın birçok
ülkesi ve hatta Avrupa Birliği dahi, Siyonist rejimin son zamanlarda
Filistinlileri Doğu Kudüs’ten kovma ve El Aksa Camii’nde kısıtlamalar arttırma
eylemlerini kınadı ve bu eylemini sonlandırmasını talep etti. Ancak Amerika,
İsrail’in sınır dışı etme ve 1967 işgal altındaki topraklarda yerleşmesi de
dahil olmak üzere Filistin karşıtı eylemlerini desteklemeye devam ediyor ve bu
yasadışı eylemleri sona erdirmek için herhangi bir adım atmıyor ve atmayacaktır
da.
Parstoday
