gerçekleştirdiği ilk temasın ardından diğer siyasi partilerle de görüşmeler
yapılması bekleniyor. Edinilen bilgiye göre, iktidar bu hafta içinde CHP
temsilcileriyle bu konuda bir görüşme yapacak.
CHP içinde infaz düzenlemesine olumlu katkı verilmesi görüşü
öne çıkarken, partinin bazı suçlarla ilgili kırmızı çizgileri bulunuyor. CHP;
bazı suç türlerinde infaz indirimi anlamına gelebilecek herhangi bir
değişikliğe sıcak bakmıyor. CHP’de iktidarın teklifinin belli olmasının
ardından partinin düzenlemeyle ilgili çalışma yapacağı ifade edilirken, bazı
suçlara karşı “af”fa partinin hiçbir esneklik göstermeden tamamen karşı olduğu
belirtiliyor.
CHP; “uyuşturucu baronları, uyuşturucuyu imal edenler,
satanlar ve uyuşturucu ticareti yapanlarla” ilgili bütün suçlarda infaz
indirimine karşı çıkıyor. “Uyuşturucu suçlarında yalnızca arkadaş kurbanı
olanlarla ilgili rehabilitasyon temelli bir düzenleme yapılabilmesi” konusuna
ise kısmen açık kapı bırakılıyor.
CHP ayrıca kadına yönelik her türlü şiddet suçlarının da
infaz düzenlemesi kapsamında olmasına sıcak bakmıyor. Çocuk istismarı
suçlarının da infaz indirimi ya da iyi hal uygulaması kapsamına alınmasına
karşı çıkılıyor.
‘İstismar ediliyor’
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, infaz düzenlemesi
konusunun 2 yıldır istismar edildiğini; “MHP’nin bu konuda verdiği teklife bile
sahip çıkmadığını” anımsattı. Özel, “Kadına şiddet, çocuk istismarı suçlarında
herhangi bir düzenlemeye karşı çok katıyız. Uyuşturucuyla ilgili de imal
edilmesi, satışı ve ticareti gibi suçlarda da karşıyız. Uyuşturucu baronlarına
karşı çıkıyoruz” dedi. Ailelerin “arkadaş kurbanı” olarak ifade ettiği,
arkadaşının üzerinde uyuşturucu yakalandığı için ağır ceza alan hükümlüler
bulunduğunu belirten Özel, “Bu gibi suçlarda rehabilitasyon temelli
düzenlemeleri düşünebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.
‘Cezaevleri risk
altında’
TBMM Adalet Komisyonu
üyesi CHP Antalya Milletvekili Rafet Zeybek de koronavirüs salgını dolayısıyla
cezaevlerinin büyük risk altında olduğuna dikkat çekerek, bu konuda iktidarın
acilen bir düzenleme yapması gerektiğine işaret etti. Cezaevlerinde çok sayıda
çocuk, yaşlı, hasta mahkûm olduğunu söyleyen Zeybek, “Bu kişilerin sağlık
hizmetlerine erişimlerinde kolaylık sağlanması için gerekli düzenlemeler
yapılmalıdır” diye konuştu.
78’LİLER GİRİŞİMİ’NDEN İNFAZ DÜZENLEMESİ DEĞERLENDİRMESİ:
‘CEZAEVLERİNİ BOŞALTMA ZAMANI’
78’liler Girişimi, Cumhur İttifakı’nın koronavirüs
salgınının ardından hızla çıkarmaya çalıştığı infaz düzenlemesine ilişkin
açıklama yaptı. Türkiye’nin toplumsal ayrışmalar ve düşmanlık ölçütüne varma
potansiyeli taşıyan gerginlikler, artan ölçüde derinleşen sosyal, siyasal,
ekonomik krizler tablosuna tanıklık ederken, koronavirüs salgını ile karşı
karşıya kalındığının belirtildiği açıklamada özetle şöyle denildi: “Koronavirüs
bizim gibi ayrım yapmıyor, aksine bütün ayrımları yok ediyor. Türkiye gerçek
bir beka sorununu şimdi yaşıyor. Yaşamak ve yaşatmak için birleşmek zorundayız.
Yaşama paydasında birleşmek, bütün ‘ayrı gayrı’ları ertelemek zorundayız.
Koronavirüsten korunmanın şimdilik önerilen temel yolu, temizlik önlemlerini
uygulamak ve kendini toplumsal ilişkilerden yalıtma. Türkiye’de 250 binin
üzerinde tutuklu hükümlü, kapasitesini aşan, asgari temizlik ve kendini
yaşadığın topluluktan yalıtılma koşulları olmayan bir ortamda toplu olarak
yaşamlarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya. Cumhur iktidarı ne kadar durumun
ciddiyetine uygun davranıyor pek emin değiliz ancak cezaevleri ile ilgili infaz
yasası üzerinde çalışıldığını kamuoyuna açıkladı. Ancak koronavirüs tehlikesi
altında dahi ayrıştırma gibi ciddi bir sorun var. Açıklandığı kadarı ile adli
suçların bir kısmı ile ‘terör suçları’ ayrımına gidiliyor; ‘Terör’ suçları
başlığı altında, siyasi tutuklu ve hükümlüleri cezaevinde tutacak bir infaz
yasası hazırlanıyor. Devletin kendine karşı ‘suç’ işleyeni cezaevinde tutması,
yurttaşa karşı ‘suç’ işleyeni salıvermesi başlı başına bir garabet zaten.
Toplumun varlık yokluk günlerini yaşadığı bu zor günlerde dahi toplumsal
ayrıştırmayı güncelleştirmenin bir manası var mı? Üstelik toplumsal afetleri
toplumu birleştirmenin harcı yapma fırsatı doğmuşken. Sonuç olarak, kanun
önünde herkes eşittir. Adli tutuklu, siyasi tutuklu ayırımı nesnel
hukuki/kanuni yaklaşım değildir; siyasi bir yaklaşımdır. Devletin kendi
‘suçlusunu’ cezaevinde tutması, yurttaşın ‘suçlusunu’ salıvermesi hukuki
değildir; ayrımcılıktır. Toplum yoruldu. Rahatlamayı ve normalleşmeyi bekliyor.
Toplumsal ayrıştırmayı güncelleştirmek maşeri vicdanı zorlar. Adil ve rasyonel
bir çözüm gerekiyor. Hangi tutuklu ve mahkûm grubunun salıverilip salıverilmeyeceği
gibi bir ayrıştırma yolunu tercih etmek gerçek bir adaletsizliktir,
hukuksuzluktur. Tutukluların tutuksuz yargılanması, hükümlülerin
mahkûmiyetlerinin ertelenmesi biçimindeki çözüm dahi günümüz koşullarında
irrasyoneldir. Adil ve rasyonel çözüm: Genel aftır.” CUMHURİYET
