Britanya, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya, Kanada liderleriyle ilk buluşmasına
sahne olan G7 zirvesiyle ilgili Washington’ın yaptığı açıklamada, bunun
‘kurallara dayalı uluslararası sistemi pekiştirme fırsatı’ olduğu vurgulanarak
Çin’e laf atıldı. Pekin, ‘G7’nin küresel meselelerin gidişatını çizemeyeceği ve
küçük kulüplerin karar verme sürecinin yerini gerçek çok taraflılığın aldığı’
yanıtını verdi.
Eşitlik ve görüş
alışverişinin altı çizildi
G7 zirvesine evsahipliği yapan Britanya’daki Çin
Büyükelçiliği’nin Sözcüsü “Biz her zaman ister büyük veya küçük, ister
güçlü veya zayıf, ister zengin veya yoksul olsun, tüm ülkelerin eşit olduğuna
ve dünya meselelerinin tüm ülkelerle görüş alışverişiyle yürütülmesi
gerektiğine inanırız. Küresel kararların küçük bir grup ülke tarafından
dayatıldığı günler çoktan geride kaldı” açıklamasını yaptı.
BM destekli uluslararası
hukuk vurgusu
‘Tek meşru küresel düzenin, bir avuç ülkenin savunduğu sözde
sistem değil, BM destekli uluslararası hukuk olduğunu’ belirten Çin’in Londra
Büyükelçiliği, ‘Pekin’in eşit muamele ve işbirliği ilkelerini temel alan gerçek
çok taraflılığı desteklediğini ve sadece küçük bir kliğe hizmet eden sözde çok
taraflılığı reddettiğini’ vurguladı.
Kuşak ve Yol ağı ile
rekabet
Çin’in ekonomik girişimlerini hedef alan G7 zirvesinde,
Pekin’in trilyon dolarlık Kuşak ve Yol ağı ile rekabete yönelik Dünya İçin Daha
İyisini Geri İnşa isimli altyapı projesi açıklandı ve Pekin’e ekonomik
bağımlılıkların azaltılması konusu ele alındı.
‘Pekin karşıtı cephe
oluşturma çabaları başarısız olacak’
Çin Dışişleri ise Washington’ı ‘G7 ülkelerinin Pekin’e karşı
birleşik cephe oluşturmasına öncülük etmeye çalışarak ihtilafı körüklemekle’
suçladı. Bakanlık, ‘Pekin karşıtı cephe oluşturma çabalarının başarısız
olacağını, uluslararası ilişkilere daha tarafsız ve akılcı yaklaşım
gerektiğini’ söyledi.
‘Eksen doğuya kayıyor’
Pekin, Washington’un küresel meseleler üzerindeki etkisinin
azalmakta olduğunu uzun süredir savunuyor. Çin devletinin finanse ettiği Global
Times gazetesi, bu ay yayımladığı bir makalede, ‘dünyanın ekonomik ve siyasi
ağırlık merkezinin doğuya kaydığını, Avrupalı müttefiklerin bile ABD’nin Pekin
konusundaki uzlaşmaz tutumundan yavaş yavaş uzaklaştığını’ yazdı.
