Çöküşün Gölgesi ve İç Savaş İhtimali

rasthaber
Rasthaber –  Trump destekçilerinin ABD Kongresi’ne saldırısının yıl
dönümüne yaklaşık iki hafta kaldığı için, çok sayıda siyasi gözlemci hatta ordu
komutanı ABD’de derinleşen boşluklarla ilgili endişelerini dile getirmekte ve daha
da ileri giderek ülkede bir çöküş hatta iç çatışma tehlikesi konusunda uyarıda
bulunmaktadır.

Son birkaç gün içinde, emekli Tümgeneral Paul Eaton, emekli
Tuğgeneral Steven Anderson ve emekli Tümgeneral Antonio Taguba, The Washington
Post tarafından yayınlanan bir makalede, ABD’nin parçalandığı ve bir sonraki
seçimlerden sonra en kötü senaryolara hazırlanması gerektiği konusunda
uyardılar.

Bahse konu bu komutanlar; “ABD Kongre Binası’ndaki
ölümcül isyanın birinci yıldönümüne yaklaşırken, biz – hepimiz eski üst düzey
askeri yetkililer – 2024 başkanlık seçimlerinin ardından ve ordumuzun içindeki
ölümcül kaos potansiyelinden giderek daha fazla endişe duyuyoruz, bu da tüm
Amerikalıları ciddi risk altına sokacaktır” diye yazdılar. Gerçek şu ki,
ABD’nin medyada on yıldır sunduğu pembe resmin aksine, ülke şu anda birliğini
kurtarma yolunda tökezliyor.

Çöküşle ilgili endişeler neden artıyor?

6 Ocak’taki Capitol (Kongre Baskını) olayları, diğer büyük
olaylar gibi, şüphesiz Amerikan düşünce kuruluşlarının ve araştırmacıların
odağına yerleşti. Daha önce, bir tür Amerikan neo-Faşizmi olarak
“Trumpizm”, ABD’nin Trump taraftarları ve muhalifleri arasında
bölündüğü konusunda hemfikir olan siyasi araştırma merkezlerinin bir çalışma
konusu olmuştu.

Saldırının yıldönümünün arifesinde, ABD’nin olası çöküşüyle
​​ilgili endişelere yol açan iki konu var. Birincisi, anketler seçmenlerin
yaklaşık yarısının ülkenin çöküş zamanının geldiğini düşündüğünü gösteriyor.
İkinci ve daha önemli konu, siyasi gözlemcilerin aklını 2024 seçimlerinden
sonra bir askeri darbe ihtimalinin meşgul etmesidir.

Kanıtlar, Kongre saldırısına katılanların çoğunun gazi
olduğunu ve hatta askeri personel hizmeti gördüğünü ortaya çıkardığında, bu
daha da ciddi bir durumu ortaya koyuyor. Bir siyaset sosyoloğu bakışıyla bu,
Amerikan toplumunun Kongre’yi ele geçirmeye çalışan radikal bir kesiminin ABD
ordusunda olduğu ve bir sonraki seçimlerde Trump destekçileri ile muhalifleri
arasında bir çatışma çıkması durumunda silaha sarılmaya hazır olduğu anlamına
geliyor.

Biden boşlukları doldurmakta yetersiz kaldı

Joe Biden’ın 20 Ocak’ta göreve başlamasından bu yana iç ve
dış politikadaki performansı, Amerikan toplumunun bölünme ve gerileme
hareketini hızlandırdı.

Seçim kampanyaları sırasında Demokratlar ve Biden, bölünmüş
bir ulusa, Amerikan halkına birliği yeniden sağlamak için Biden’a oy vermesi
gerektiğini iddia etti ve kazanmadıkları takdirde ülkenin parçalanıp çökeceği
konusunda sürekli uyarıda bulundular. Biden göreve geldikten yaklaşık bir yıl
sonra öyle bir şekilde hareket etti ki pek çok sert Demokrat, başkana karşı
muhalefete katıldı.

Son birkaç aydır, anketlerin büyük çoğunluğu Amerikan
vatandaşlarının Biden’dan memnuniyetsizliğini ve Beyaz Saray liderinin azalan
popülaritesini açıkça gösterdi.

PBS / NewsHour / Marist Poll tarafından 20 Aralık’ta
yayınlanan yeni bir anket sonucu, Başkanın kamuoyu gözündeki kabulünün yeni
kayıtlarda düşük olduğunu ve seçmenlerin yarısından fazlasının performansından
memnun olmadığını gösteriyor.

Bu ankette, Amerikalıların yaklaşık yüzde 55’i Biden’ın
Beyaz Saray’daki ilk yılını onaylamazken, yüzde 44’ü ilk yıl performansından
kesinlikle hoşnutsuzdu. Sonuç, Biden’ın popülaritesinin geçen Ocak ayında
Biden’ın koltuğuna oturmasından bu yana yüzde 20 düştüğünü gösteriyor. Anket,
yüzde 4 hata payıyla 1400 yetişkin arasında 11-13 Aralık tarihleri ​​arasında
yapıldı.

Ayrıca, Ipsos ve ABC News tarafından yapılan yeni bir anket,
Amerikalıların yalnızca yüzde 28’inin Biden’ın enflasyonu düşürmeye
çalışmasından memnun olduğunu ve diğerlerinin yüzde 69’unun hoşnutsuz olduğunu
gösterdi. Bu anketlerin iletecek bir mesajı var: Amerikalılar Biden’ı ülkede
barış ve istikrarın kurtarıcısı olarak görmedikleri gibi, aynı zamanda siyasi
ve sosyal açıdan da bölücü bir faktör olarak görüyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri’nin sosyal boşlukları

Amerikan siyaset ve medya çevrelerinin ABD’den göstermeye
çalıştığı imajın tam tersine, ülkenin geniş bir siyasi fay hattı var. Şu anda
en önemli ve aktif fay hattı, faşizmin rengini ve kokusunu alan ırkçılıktır.
Bugün Cumhuriyetçi Parti adeta neo-Faşist ve beyaz üstenci faaliyetlerin yuvası
haline geldi. Trump’ın 2017’de iktidara gelmesi, yıllardır toplumun en alt
katmanlarında yaşayan bu grupların faaliyetlerini gün yüzüne çıkarma şansı
verdi.

Şu anda, Cumhuriyetçilerin ve beyaz sağcıların büyük bir
kısmı, siyahlar ve diğer renkli insanların yanı sıra radikal beyazların yerini
almak istediklerini düşündükleri “yasadışı yabancılar” olarak
etiketledikleri kişilerle varoluşsal bir mücadele içinde olduklarına
inanıyorlar.  Daha da endişe verici olan
nokta, Trump’ın destekçisi oldukları bu ırkçı nüfusun, Biden’ın zaferinin
hileli olduğuna ve onu meşru başkanları olarak tanımadıklarına derinden
inanmasıdır.

Ayrıca, Amerika’nın birçok eyaletindeki vatandaşlar,
bölünmeye ve bağımsız yeni ülkelerin doğuşuna derinden inanmışlardır. On
yıllardır, özellikle Alaska, Teksas, New Hampshire, New York ve diğer
eyaletlerdeki insanlar ayrılma hakkında konuşuyorlar ama gündemleri hiçbir yere
varmadı. Şu anda da Florida, Pensilvanya, Wisconsin ve Michigan gibi birçok
eyalette ayrılık yanlısı hiziplerin gelişmesiyle derin farklılıklar var.

El-Vagt

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın