Rasthaber – BismillahiRahmanniRahim,
Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.
«Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Allah’ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler, (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler. » (Hac-53)
Bu yazımda Corona virüsün yaptıkları yıkımdan bahsetmeyeceğim ve daha farklı bir bakış açısı ile « vardır bunda bir hayır » diyerek söze başlayacağım ve bize gösterdiği bazı gerçeklerden bahsedeceğim.
Herşeyden önce bu virüs ; Bir laboratuvar virüs olup, Savaş amaçla kullanılan bir silah olup, Ekonomileri etkileyip, amaçları insanları tehdit aracı olarak kullanılmış olmasıdır. Birlerinin dünyayı kendi laboratuvarları gibi kullandığı ve bir takım çıkar hesapları için insanların perişan ve umutsuz hallerinden rantlar sağladığı açıktır. Bunu yapan şeytani güçler ne bir millet ait nede bir inança aitlerdir. Dünyadaki Kaos’dan beslenen adına « karanlık güçler » dediğimiz kabala zihniyetine hizmet eden yapıdır. Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz gibi insanı güzelliğe, hakikate ve kurtuluşa yönlendiren Allah’ın seçtiği ilahi önderleri olduğu gibi buna karşın insanları ateşe ve zülüme yönlendiren şeytani önderlerde vardır ki virüsü kullanan zihniyet budur. Dolaysıyla Dünya insanların artık Hakikati görmelerinin vakti gelmiştir. « Kalplerinde hastalık olanları (insanları) görürsün, kâfirlere (Allah karşı olanlara) yardım etmekte yarışıyorlar. “Başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz” diyorlar. Fakat yakın bir zamanda Allah fetih nasip eder veya kendi katından bir emir verirse, içlerinde gizlediklerinden dolayı pişman olanlardan olurlar. » (Maide;52)
İnsan oğlu öylesine bir savaşla karşı karşıyadır ki bu savaş füze ve bombalarla olan bir savaş değildir. Adına soft savaş diyeceğimiz biolojik savaştır. Fakat aşırı derecede oportünist ve görünmezdir. Çünkü virüsün dostuda ve düşmanıda yoktur.
Fakat kendi varlığını (çıkarını) sürdürebileceği her türlü zemini arar. Eğer kişi kendisini koruma altına ve tedbirini almaz ise virüs, o kişini kolokater (oda arkadaşı) olur. Fakat bu arkadaşlık o kişide yıkıma sebep olur. Virüsü piyasaya süren odaklar mutlak kendi ve kendi grubuna antidotunu uygulamıştır. Yaptıkları Antidot, virüsle bir nevi anlaşma yapmak gibidir. Virüsü piyasaya sürenlerle, virüs arasında aşırı derecede benzerlik vardır. « ne dost ne düşman » sadece çıkar ve yaşamını sürdüreceği organik yapılara ihtiyacı vardır. Dolayısıyla Antidota sahip olmayan kişiler virüsün besin kaynağındır. Fakat bunula birlikte, virüsün tabiatta karışılacağı etkenler vede interferanslarla yapacağı mutasyonları acaba hesap etmişler midir !? Yani virüs kendi sözünde duracak mıdır !? Bir bumerang gibi « kendim ettim kendim buldum » şarkısındaki gibi kendilerini piyasaya sürenlere bulaşmayacak mıdır !? Allah’ın o zalimlerin hesabı üzerinden, zalimlere hesap yapmasıdır ki bunu büyük olasılıkla o karanlık güçler hesaba katmışlardır! Fakat Allah’ın şeytana yaptığı imtihanı hatırlarsak ! Şeytan imtihanında, bilgisi ve tecrübesinin verdiği kibirden ötürü bilerek hata yapmış ve kaybetmiştir ama o kendi seçeneğidir. Burada insanı kullana güç, farklı bir yoldan insanı insan ile savaştırmaktadır. Virüsü piyasaya süren ve virüsten etkilenecek olan insanlardır. Dolaysıyla virüsü kullana gücün fikri & zihniyeti ve hedefi şeytan ile aynıdır.
Bu virüsün çıkış sebebi ne olursa olsun bu musibette ki güzellik; Allah’ın bizleri uyandırması, gerçekleri görmemizi ve kendimize gelmemizi istemesidir. Yani Bir Rahmettir. Tabi bunu görecek anlayacak ve kendi düşüncesine hakim olabilecek insanlar için bir uyanma, kendine gelme, titremedir. İnsan oğlu kendisini vahşi kapitalizmin oyunlarına öylesine kaptırmıştır ki özgür iradesini kaybetmiştir. Sistemin kendisine empoze ettiği interaktif bağlantılara, yapılara tam anlamıyla köle olan, insani özelliğini yitiren, tam olarak sistemin bir tüketim oyuncusu olan insana bu virüs, insanın kendisine gelmesi için bir fırsat doğurmuştur. İnsanın Kendisine, Ailesine bağlanmasını, heva ve hevesleri ile ömrünü Cafe-shooplarda, AVM’lerde, lüzumsuz gezilerde, çevresinde kokuşmuş olan yapılarda & ortamlarda, sırf hayvani arzularını tatmin etmekle zamanını, parasını israf etmesini önüne geçmesidir. İnsanı tefekküre itmesidir; Kendimi nasıl korurum ? Neden korurum ! Ne için korurum ? Kimden
korurum ? soruları ile kendisi ile yüzleşmeye itmiştir. Ölümü hatırlatmış, Öleceğini hatırlatmış, ölüm sonrası hayatı hatırlatmış, yada sorgulatmıştır. İyi ve kötüyü tekrardan tanımlamış ve kısacası İnsana insan gibi yaşama değerlerini tekrardan hatırlatmıştır. Netice itibari ile « Bir musibet 1000 nasihattan iyidir » tekerlemesini ve Allah’ın şu ayetini hatırlatmıştır ; « Aslında hoşlanmadığınız bir şey, belki de sizin için hayırlıdır; sevdiğiniz ve arzuladığınız bir şey de, olur ki sizin için şerli ve zararlıdır. (Her şeyin doğrusunu ve hayırlısını) Allah bilir, siz bilmezsiniz. » (Bakara-216)
Bu tip belalar, insanları kendi özlerine döndürebilir! Ama sadece niyetleri, virtüel olan dünyanı halüsinasyon kanıp, hırslarıyla, kibirleriyle, egosantrik yapılarıyla, insanlara hükmetme & yönlendirme, sömürme, inançlarına yön verme arzularına tabi olanlar hariç. Onların gerçekleri kavrayacakları gün, onlar için çok geç olacaktır.
Mustafa Kemal TASPINAR
