Rasthaber – Hürriyet gazeteşi köşe yazarı Murat Yetkin, son dönemde gündemde konu olan Trump-Erdoğan ve Erdoğan-Gökçek ilişkilerine dair bir yazı kaleme aldı.
Yetkin, "En çok neye gülüyorum biliyor musunuz? Daha düne kadar, bir gözleri belediye projelerinde Melih Gökçek’i de Kadir Topbaş’ı da diğer AK Partili belediye başkanlarını da yere göğe sığdıramayan bazı meslektaşların şimdi birden “Gitse de kurtulsak” korosunda söylemeye başlamalarına" ifadelerini kullandığı yazısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Melih Gökçek ile ilgili yaşadıklarına ilişkin olarak ''Erdoğan Melih Gökçek kayasına takılmış görünüyor'' yorumunda bulundu.
Yetkin'in Hürriyet'te "Erdoğan'ın iki derdi: Trump ve Gökçek" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili kısmı şu şekilde:
Dış siyasette ABD ile AB ile her gün “Muhtaç değiliz” restini çeken, ne ABD Başkanı Donald Trump’a, ne Almanya Şansöylesi Angela Merkel’e eyvallahı olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan iç siyasette Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek kayasına takılmış görünüyor.
Sabah siyaset muhabirlerinden Zübeyde Yalçın kıdemli parlamento muhabirleri arasında sayılır. Dün yazdığı bir haber siyaset kulislerini dalgalandırdı.
Buna göre AK Parti’nin geçen haftaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bazı parti yöneticileri arasında AK Partili bazı belediye başkanlarından nasıl en az hasarla kurtulmak gerektiği konusunda farklı fikirler ortaya çıkmıştı.
Sabah haberine göre, Erdoğan’ın Gökçek dâhil istifa etmemekte direnen belediye başkanları için “Gereğini yapmayan olursa, biz yaparız” demesi üzerine kurmayları “Partiden ihraç edersek bağımsız belediye başkanı olarak kalırlar, bu da bize zarar verir” uyarısı üzerine, istifa etmemeleri halinde bu isimlerin İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınmaları seçeneği üzerinde durulmuş. Ama bu da Partili belediye başkanları hakkında soruşturma açılması, örneğin yolsuzluk, görevi kötüye kullanma ve benzeri suçlardan yargı önüne çıkmaları anlamına gelebilecek.
Evet, Erdoğan şu sıra dış politikada ciddi sorunlarla uğraşıyor. Bir yandan Trump “Tutuklu papazı bırak” baskısı üzerine gelen iki Başkonsolosluk görevlisinin tutuklanması olayına vize işlemlerini dondurarak orantısız bir cevap veriyor. (Kararın zaten görev süresi dolmuş olan Büyükelçi tarafından alınmadığını, Trump’ın kararı olduğu artık ABD’den gelen beyanlarla anlaşılıyor.) Diğer yandan Reza Zarreb davası, Erdoğan’ın Zarrab’ın durumunu –aslında Başkonsoloslukta kaçakçılık işlerinden sorumlu olan- tutuklu görevlilerin durumuyla karşılaştırması ardından daha da ilginç bir hal almış bulunuyor. Diğer yandan Almanya Şansölyesi Merkel, Erdoğan’ın “Muhtaç değiliz” sözüne satır araları “Uğraşmayın, AB ilişkilerini keserek suçu üstlenen ben olmayacağım” diyen bir mesajla karşılık veriyor. Suriye ve Irak’taki sıcak çatışma ve ekonominin bu harekata bütçe yetiştiriyor olması ayrı bir konu.
Ama bütün bunlar bir yana, Gökçek’in ve Gökçek’in direnmesi arkasına saklanan diğer belediye başkanlarının durumu bir yana gibi tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.
Çünkü 2019 Martındaki belediye seçimlerinde (16 Nisan’da “Hayır” çıkan) Ankara, İstanbul ve diğer büyük belediyeler kaybedilirse, bunun 2019 cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine yansıması ağır olabilir. Bunun neticesi Erdoğan’ın güç kaybı, hatta belki yeniden seçilememesi de olabilir.
Yani Erdoğan, radikal kararı alsa bir türlü ki o zaman hasar ağırlaşabilir, almasa, işi oluruna bıraksa başka türlü; o zaman da otoritesi sarsılabilir.
Yani Gökçek şu sıralar Erdoğan’ın başını en az Trump ve Merkel kadar ağrıtıyor olabilir.
Kendisi de pek bir siyaset acemisi sayılmayacak Melih Gökçek bu durumun farkında ve elindeki kozu ona göre oynuyor, diğerleri de ondan cesaret alıyor.
O nedenle Erdoğan önümüzdeki günlerde siyasi hayatının en kritik kararlarından birisini AK Partili belediye başkanları, milletvekilleri ve parti yöneticileri hakkında alabilir.
Her türlü ihtimale hazırlıklı olmakta fayda var.
