Erdoğan Meclis Açılışında Konuştu

rasthaber
Rasthaber – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’nin 28. Dönem 2.
Yasama Yılı açılışı dolayısıyla Meclis Genel Kurulundaki konuşmasında, yeni
yasa yılının milletvekilleriyle birlikte ülkeye ve millete hayırlı olması
temennisinde bulundu.

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde iradelerini sandığa
özgürce yansıtarak ülke demokrasisinin gücüne güç katan tüm vatandaşlara tekrar
teşekkür eden Erdoğan, bu vesileyle milli iradenin temsilcisi olarak
Meclis’teki yerlerini alan 28. Dönem milletvekillerini tebrik etti.

Meclis’in faaliyete geçtiği 23 Nisan 1920’den bugüne kadar
yüce TBMM çatısı altında Türkiye’ye hizmet eden milletvekillerinin her birine
ayrı ayrı şükranlarını sunan, vefat eden milletvekillerine Allah’tan rahmet
dileyen Erdoğan, Büyük Millet Meclisinin ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal
Atatürk’ü rahmetle andı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hangi unvanla olursa olsun
Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi ve güçlenmesi için emek veren, ter döken
herkese millet adına teşekkür ederek, “Vatan topraklarının
müdafaası, milletimizin birliği, ülkemizin bütünlüğü, devletimizin bekası
uğrunda bin yıldır canları pahasına mücadele eden şehitlerimizi ve gazilerimizi
tazimle yad ediyorum. Rabbim tüm şehitlerimizin ruhlarını şad, mekanlarını
cennet eylesin
” diye konuştu.

‘Milli hazinemizin en büyük mirası bu yüce kurumdur’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclisin her açılışında 103 yıl
önceki heyecanı tekrar yaşadıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Yeni yasama yılında teklifleriyle, muvafık-muhalif
görüşleriyle, temsilcisi oldukları milletle olan yakın irtibatlarıyla, milli
iradenin üstünlüğü ilkesine bağlılıklarıyla, bu çatı altında ülkemize,
milletimize, şehirlerimize hizmet verecek, katkı verecek tüm
milletvekillerimize başarılar diliyorum. Sizlerden, milli ülkümüz olan Türkiye
Yüzyılı vizyonuna yakışır fikri ve fiili eserler bekliyoruz. Binlerce yıllık
devlet geleneğimizin, iki asrı bulan demokrasi arayışımızın, ilk yüzyılını
geride bırakmak üzere olduğumuz Cumhuriyetimizin, çok partili siyasi hayata
geçişle birlikte şekillenmeye başlayan demokratik teamüllerimizin, velhasıl göz
kamaştırıcı milli hazinemizin en büyük mirası işte burasıdır, bu yüce
kurumdur.”

Her ülkenin meclisinin kendi tarihi, kültürü, istiklali ve
bekası için önemli olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ancak TBMM’nin
ilki Milli Mücadele, ikincisi 15 Temmuz’da olmak üzere iki defa gazilik
payesiyle şereflenmiş; darbelerden cuntalara nice badireleri atlatarak dimdik
ayakta kalmış, vesayetin tüm baskılarına rağmen daima milletin safında yer
almayı başarmış bir kurum olarak tüm parlamentolar içinde özel bir yere sahip
bulunduğuna inanıyorum. Milli Mücadele gibi bir destanı; yokluklar, ihanetler,
karanlık hesaplar içinde zafere ulaştıran Meclisimizin, bugün de Türkiye
Yüzyılı’nın ufkunu aydınlatacağından şüphe duymuyorum” 
değerlendirmesinde
bulundu.

‘Türk devletlerinin büyük bölümünün ilk asrına gücünün
zirvesinde girdiğini görüyoruz’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık ilk asrını tamamlayan
Cumhuriyetin hüdayinabit değil, binlerce yıllık zincirin son halkası olarak
ilan ve inşa edildiği gerçeğinin, evlatların zihinlerine kazınması gerektiğine
işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gazi Mustafa Kemal’in 29 Ekim 1923 günü Meclis
kürsüsünde dile getirdiği şu ifadeleri sizlere hatırlatmak, gençlerimizin de
dikkatine getirmek istiyorum: ‘Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği
kabiliyet, istidat, idrak, kendi hakkında suizanda bulunanların ne kadar gafil
ve ne kadar tetkikten uzak insanlar olduğunu pek güzel ispat etmiştir.
Milletimiz, haiz olduğu evsaf ve liyakatini, hükümetinin yeni ismiyle cihan-ı
medeniyete daha çok suhuletle izhara muvaffak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti
cihanda işgal ettiği mevkiye layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir. Bu
yüce müesseseyi vücuda getiren Türk milletinin son dört sene zarfında ihraz
ettiği zafer, bundan sonra da birkaç misli olmak üzere tecellilerini
gösterecektir. Milletin teveccühünü daima istinat noktası telakki ederek hep
beraber ileriye gideceğiz.’

Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonraki süreç, Gazi’nin hayal
ettiği hızda ve içerikte yürümemiş olsa da bir asır sonra aynı hissiyatla
burada buluşmamız, kurucu iradenin geçerliliğini sürdürdüğüne işaret ediyor.
Nitekim tarihe baktığımızda, geniş bir coğrafyada kurulan Türk devletlerinin
büyük bölümünün, ilk asrına gücünün zirvesinde girdiğini görüyoruz.
Cumhuriyetimizin önünde katedecek hala epeyce bir mesafe olması, bize daha
yapacak çok işimizin bulunduğunu anlatıyor. ‘Kimsesizlerin kimsesi’ olarak tahayyül
edilen Cumhuriyetimiz, inşallah bu vasfına tam manasıyla Türkiye Yüzyılı’nda
kavuşacaktır.”

‘Yamalı bohçaya dönen Anayasa’nın 2023’ün Türkiye’sini
taşıyamadığı açık’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, maziden atiye kurdukları köprüyü ne
kadar sağlam tutarlarsa Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirme azimlerinin de
o kadar güçlü olacağını; bunun için topyekun millet ve onun temsilcileri olarak
farklılıklarını zenginlik haline dönüştürerek, ortak hedeflerine sıkı sıkıya
sarılmaları gerektiğini vurguladı.

Geçen 21 yılda Türkiye’nin kalkınma ve demokrasi
altyapısının eksiklerini tamamlayarak bu doğrultuda atılacak daha büyük
adımların zeminini hazırladıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Hamdolsun artık Meclisin kapısına kilit vurulduğu,
milletvekillerinin istiskale maruz bırakıldığı, başbakanların ve bakanların
idam sehpasına gönderildiği, vesayetin milli iradeyi hiçe saydığı dönemler
geride kalmıştır. Meclisimiz ve milletimizle omuz omuza vererek hep birlikte
yazdığımız ’15 Temmuz Destanı’, bu bakımdan bir dönüm noktasıdır. İki asırlık
yönetim sistemi arayışlarımızın zirvesi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet
Sistemi’ne geçişin, tarihimizde ilk defa siyasetin, Meclisin ve milletin ortak
kararıyla gerçekleşmesi aştığımız bir diğer önemli eşiktir.

Şimdi önümüzde yeni bir görev ve yeni bir fırsat var. Bu da
ülkemizi, Cumhuriyetin ilk yıllarının ardından tekrar yeni ve sivil bir
anayasaya kavuşturmaktır. Genel Kurul salonumuzdaki Başkanlık kürsüsünün hemen
arkasında yazan ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.’ ilkesinin hakkını,
ancak bu şekilde verebiliriz. Türkiye’yi, 12 Eylül darbe yönetiminin 41 yıl
önce milletimizin sırtına sardığı mevcut anayasa kamburundan kurtarmak
hepimizin en öncelikli sorumluluğudur. 41 yıllık tarihinde uğradığı irili-ufaklı
20’den fazla değişiklikle adeta yamalı bohçaya dönen bu Anayasa’nın 2023’ün
Türkiye’sini taşıyamadığı açıktır. Bu gerçeğe ekonomiden diplomasiye, adaletten
hak ve özgürlüklere çok geniş bir yelpazede farklı vesilelerle şahit
oluyoruz.”

Erdoğan, TBMM’nin 28. Dönem 2. Yasama Yılı açılışı
dolayısıyla Meclis Genel Kurulundaki konuşmasında, yeni anayasa meselesinin, 10
seneyi aşkın süredir Türkiye’nin ve Meclisin gündeminde olduğunu, yarım kalmış
olsa da bu doğrultuda atılan bazı adımların bulunduğunu ifade etti.

Cumhur İttifakı olarak 2021’de yeni anayasa için kendi
hazırlıklarını yaptıklarını, diğer siyasi partileri de hazırlıklarını yapmaya
ve kamuoyuyla paylaşmaya davet ettiklerini belirten Erdoğan, bu samimi davetin
karşılık bulmadığını vurguladı. Erdoğan, şöyle devam etti:

“Lafa gelince sürekli darbe anayasasından şikayet
edenler, iş somut adım atmaya gelince, ne yazık ki konfor alanlarının dışına
çıkmak istemediler. Buna rağmen biz ümidimizi asla kaybetmedik. Her anayasanın
ayrı bir hikayesi vardır. Türkiye, 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarıyla,
dönemlerinin olağanüstü şartları içinde tanıştı. Bugün ülkemizin şartlarının,
ilk defa demokratik sistemin kendi tabii işleyişi içinde bir anayasayı
hazırlamaya ve milletin takdirine sunmaya uygun olduğuna inanıyoruz.”

Erdoğan, Türk demokrasisinin ulaştığı olgunluk seviyesinin,
anayasa meselesinde 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan kötü geleneği tamamen
sona erdirmeye fazlasıyla yeterli olduğunun altını çizdi.

‘Yeni anayasa çağırımıza katılmaya davet ediyoruz’

Anayasanın başarısı, her siyasi partinin, her toplumsal
kesimin, her bireyin kendini içinde bulacağı ve “Benim” diyerek
sahipleneceği kapsayıcı bir metin olmasıyla orantılı olduğuna işaret eden
Erdoğan, devletin ve milletin ortak geçmişini, ortak geleceğini kuşatmayan bir
anayasanın ülkeye fayda getirmeyeceğini belirtti.

“Cumhurbaşkanı olarak şahsım ve Cumhur İttifakı
partileri olarak, grubu olsun olmasın tüm partileri, tüm milletvekillerini, tüm
toplumsal kesimleri, bu konuda sözü ve teklifi olan herkesi, yapıcı bir
anlayışla yeni anayasa çağırımıza katılmaya davet ediyoruz.” diyen
Erdoğan, şöyle konuştu:

“Darbecilerin direktifi olarak değil, gerçekten milli,
yerli, sivil, vizyoner bir anayasa isteyen herkes bu çağrının muhatabıdır.
Anayasa metninin kısa veya uzun olacağı, hangi konuları içerip hangilerini alt
düzenlemelere bırakacağı, milletin her bir ferdinin ortak manifestosu
niteliğini nasıl taşıyacağı, bütün bunların tamamını hep birlikte konuşup,
tartışıp, kararlaştırabiliriz. Yeter ki meseleye, ülkenin ve milletin temel
değerlerine, kırmızı çizgilerine, Türkiye Yüzyılı hedefimize uygun şekilde
hüsnüniyetle ve uzlaşmaya açık şekilde yaklaşabilelim. Bunu başardığımızda
diğer tüm konuların üstesinden geleceğimizden asla şüphe duymuyorum. Türkiye,
milletimizin hayali olan böyle bir anayasayı hak ediyor. Türkiye, ülkenin ve
toplumun gerisinde kalan değil, önünü açan, aydınlatan, ufkunu genişleten bir
anayasayı hak ediyor. 15 Temmuz gecesi darbecilerin ölüm kusan silahlarına
meydan okuyan bu necip millet, demokrasi mücadelesini sivil anayasayla
taçlandırmayı fazlasıyla hak ediyor. Biz de diyoruz ki, bu özlemi daha fazla
geciktirmeyelim. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını yeni anayasayla
taçlandıralım.”

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk
dönemindeki tecrübelerin ışığında ortaya çıkan iyileştirme ihtiyacını da yeni
anayasa çalışmaları kapsamında değerlendirebileceklerini böylece, yeni
anayasayla birlikte yönetim sistemi tartışmalarını ilanihaye sona erdirme
imkanının bulunacağını dile getirdi.

Türkiye’yi ve milleti, Türkiye Yüzyılı anayasasına
kavuşturmak için her türlü kolaylığı gösterdiklerini, her türlü uzlaşmaya açık
davrandıklarını ifade eden Erdoğan, diğer siyasi aktörlerden ve partilerden de
aynı yapıcı yaklaşımı beklediklerini söyledi.

‘Milletimizin gösterdiği birlik, beraberlik ve dayanışma
tüm insanlığa örnek gösterilecektir’

Toplumların, sadece ortak zaferlerle değil, ortak acılarla
da yoğrularak millet ve devlet olduğunu, Türkiye’nin 6 Şubat’ta ortak acıyla
güne uyandığını aktaran Erdoğan, 11 şehirdeki 14 milyon insanı etkileyen, 50
binin üzerinde can kaybına ve 850 bin bağımsız birimin kullanılamaz hale
gelmesine yol açan depremin, yakın tarihin en büyük felaketlerinden biri
olduğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada böylesine büyük
bir alanda, bu kadar çok insanı etkileyen bir afet karşısında, bu derece hızlı
toparlanıp önce arama-kurtarma, ardından acil yardım ve barınma hizmeti
sağlayabilen başka devlet örneği yoktur. Buna rağmen elbette kimi aksaklıklar,
eksiklikler, gecikmeler olmuştur, belki hala da vardır. Ancak milletimizin bu
felaket karşısında gösterdiği birlik, beraberlik ve dayanışma asırlar boyunca
hayırla yad edilecek, tüm insanlığa örnek gösterilecektir. Devlet olarak
imkanlarımızın tamamını bölgenin en hızlı şekilde ihyasına hasretmiş
durumdayız”
 diye konuştu.

Depremzedelerin iaşe ve ibate hizmetlerinin sistematik bir
şekilde sağlandığını bildiren Erdoğan, bölgede kurulan 186 bin konteynerde
yaklaşık 600 bin vatandaşın barındığını anlattı.

Yaklaşık 327 bin hanedeki 1,3 milyon vatandaşın yararlandığı
kira yardımı ve diğer yöntemlerin devreye alınmasıyla açıkta kimsenin
kalmadığını belirten Erdoğan, şehirlerin yeniden inşa çalışmalarının süratle
ilerlediğini ifade etti.

Erdoğan, yapımına fiilen başlanan konut sayısının 200 bini,
yerinde dönüşüm için başvuranların sayısının ise 212 bini geçtiğini aktararak,
şunları kaydetti:

“Yakında inşası tamamlanan deprem konutlarının hak
sahiplerine teslimine başlıyoruz. Bu yılki ek bütçeyle bölgeye 762 milyar lira
tahsis etmiştik, 2024’te bu rakam 1 trilyon lirayı geçecek. Eylülün ilk haftası
açıkladığımız Orta Vadeli Program’daki önceliklerimizin başında da deprem
bölgesindeki yaraların sarılması yer alıyor. Depremin ülkemize toplam
maliyetinin 105 milyar doları bulacağı hesaplanıyor. Böyle bir meblağ, gelişmiş
ülkeler dahil tüm ekonomiler için çok büyük bir yüktür. Üstelik Türkiye, diğer
alanlarla birlikte ekonomide de ciddi mücadeleler yürüten bir ülkedir. Ülkemize
yönelik her saldırının bir tarafında ekonomik hesaplar bulunuyor. Buna bir de
Kovid-19 salgınının ve kuzeyimizdeki savaşın yol açtığı krizlerin ekonomik
sonuçları eklenince şartlar ülkemiz için daha da zorlaşmıştır. Biliyorsunuz,
dünyanın kendi içine kapandığı küresel sağlık krizinde biz, önceliğimizi
istihdama ve üretime vererek, farklı bir yol izlemeyi tercih ettik. Hamdolsun,
bu sayede salgın krizini en az hasarla atlattık.”

Dünya genelinde enflasyon oranlarının son 60-70 yılın en
yüksek seviyelerine ulaştığına, gıdadan enerjiye, ticaretten istihdama kadar
her alanda ciddi sıkıntılar yaşandığına dikkati çeken Erdoğan, gelişmiş ülkeler
dahil hemen hiç kimsenin önünü net bir şekilde göremediğini, Türkiye’nin de
ister istemez bu olumsuzluklardan etkilendiğini belirtti.

Seçimlerin ardından hem mevcut küresel ekonomik görünümü hem
de gelecek dönemde karşılaşabilecekleri muhtemel tehditleri dikkate alan bir
politikaya yöneldiklerini dile getiren Erdoğan, “Amacımız, bu hassas
dönemden ülkemizi en az kayıpla ve şayet arzu ettiğimiz neticeleri alabilirsek
en büyük kazançla çıkarmaktır” diye konuştu.

‘Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştirmeden duraksamayacağız’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve
cari fazla yoluyla ülkeyi büyütme stratejilerinin, ekonomi politikasının
omurgası olmaya devam ettiğini anlatarak, şunları söyledi:

“Milletimizin canını yakan hayat pahalılığını ortadan
kaldırmak, deprem başta olmak üzere ülkemizin acil meselelerini çözmek,
ülkemizi büyütmeyi sürdürmek için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız. Asırlık
hayalimiz Türkiye Yüzyılı’nı, diğer alanlardaki hedeflerimizle birlikte
gerçekleştirmeden durmayacağız, duraksamayacağız. Küresel ekonominin geleceğine
ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde, biz sadece umudumuzu korumakla
kalmıyor; istihdamdan ihracata her başlıkta artan tempomuzla iddialarımızı somut
çıktılara dönüştürüyoruz.”

Türk ekonomisinin başarısının herkesin hayat kalitesini
yükselten, aksi durumun ise herkese bedel ödeten bir tablo ortaya çıkardığının
asla unutulmaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, ekonominin ruhunu oluşturan
güven ve istikrar iklimini bozacak her türlü söz, tutum ve davranıştan uzak
durulması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizi, küresel
ekonominin içinden geçtiği şu fırtınalı atmosferden yara almadan sahil-i
selamete ulaştırmak, siyasetçiler olarak hepimizin milletimize karşı ortak
mesuliyetidir. Yasama organı Meclisimizin bu konuda göstereceği hassasiyet, yürütme
olarak bizim en büyük moral kaynağımız ve desteğimiz olacaktır” 
dedi.

‘İçeride veya dışarıda son terörist de bertaraf edilene
kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz’

Erdoğan, benzer bir dayanışmaya terörle mücadele konusunda
da ihtiyaçları olduğunu dile getirerek, “Ülkemize 40 yıldır çok ağır
insani ve ekonomik bedeller ödeten bölücü terör meselesini, sınırlarımız içinde
büyük ölçüde çözdük” diye konuştu.

Terör örgütünün ülke sınırları dışındaki varlığını da
ortadan kaldırarak, emperyalistlerin bölge halkının başına musallat ettiği bu
belayı Türkiye için bir tehdit kaynağı olmaktan tamamen çıkartmak istediklerini
belirten Erdoğan, “Bu çerçevede son yıllarda elde ettiğimiz
tarihi, siyasi ve askeri başarıları yeni kazanımlarla daha da ileriye taşımak
için hazırlıklarımızı yapıyoruz. İçeride veya dışarıda son terörist de bertaraf
edilene kadar, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Terör örgütünün siyaseti
yönlendirmesine ve ülkemizin kutlu yürüyüşünü engellemesine müsaade
etmeyeceğiz”
 diye konuştu.

‘ Terörün son çırpınışlarıdır’

Ankara’daki terör saldırısına da değinen Erdoğan, şu
değerlendirmelerde bulundu:

“Bu sabah, emniyet birimlerimizin vakitli müdahalesi
neticesinde iki caninin etkisiz hale getirildiği eylem, terörün son
çırpınışlarıdır. Vatandaşın huzuruna ve güvenliğine kasteden alçaklar,
emellerine ulaşamamıştır, asla da ulaşamayacaktır. Olaya müdahale esnasında
hafif yaralanan polislerimize Allah’tan acil şifalar diliyor, Ankaralı
kardeşlerimize geçmiş olsun temennilerimi iletiyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güney sınırının tamamını en az 30
kilometre derinliğinde bir güvenlik şeridiyle koruma, onun ötesindeki
faaliyetleri de mutlak denetim altında tutma stratejilerinin baki olduğunu
söyleyerek, “Atacağımız yeni adımlar sadece hazırlık, zaman ve
ortam meselesidir. Bunun için, ‘Bir gece ansızın gelebiliriz.’ sözü,
kulaklardan hiç eksik olmasın, diyoruz”
 ifadesini kullandı.

‘Mezarlıkta ıslık çalma gayreti’

“FETÖ ihanet şebekesinin, bilhassa yurt dışında
yuvalanan militanları vasıtasıyla yaymaya çalıştığı ‘yıkılmadık, ayaktayız’
havasının, bir çeşit “mezarlıkta ıslık çalma gayreti” olduğunu dile
getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Açık ve net konuşuyorum, bu ülkede bir daha asla FETÖ
yeniden dirilemeyeceği gibi, benzer örgütlerin de yeni ihanetler
sergileyebilmesi mümkün değildir. Ne devletimiz ne milletimiz ne de siyaset
kurumu böyle bir durumun ortaya çıkmasına izin verecektir. Operasyonlarımız
neticesinde adeta can çekişen terör örgütlerine siyasi hesaplarla moral
aşılamanın vebali çok ağır olacaktır. Özellikle sanat öne sürülerek milli
iradeye kastedenlerin propagandasının yapılmasını kabul edemeyiz. Kültür-sanat
gibi insanı yücelten ortak değerlerin, insanlık ve demokrasi düşmanlarının
istismar alanı haline dönüşmesine, sorumluluk makamında olan bizlerin karşı
çıkması hayati öneme sahiptir. Bunu, her şeyden ve her türlü siyasi kaygıdan
öte, 15 Temmuz gecesi çıplak elleriyle tankları durduran kahramanlara minnet
borcumuz olarak görmemiz gerektiğine inanıyorum.”

Türkiye’nin gücünün sadece içerideki imkan ve
kabiliyetlerinden kaynaklanmadığını belirten Erdoğan, “Bizim
gücümüzün asıl önemli kısmı, ortak medeniyet, tarih ve kültür mirasını
paylaştığımız, insani değerlerimizle gönüllerine girdiğimiz yüz milyonlarca
dostumuzdan geliyor” 
diye konuştu.

Bugün Türk Cumhuriyetleri’nden Afrika’ya, Balkanlar’dan
Asya’ya, Kafkasya’dan Körfez’e kadar dünyanın dört bir yanında
“Türkiye” denilince insanların gözlerinin dolduğunu, yürekleri huzur
ve güvenin kapladığını anlatan Erdoğan, “Milletimiz sevinince
sevinen, üzülünce hüzünlenen, Türkiye’nin başarılarıyla gurur duyan, 6 Şubat’ta
olduğu gibi en zor zamanlarımızda imdadımıza koşan yüz milyonların varlığı,
bizim için eşsiz bir kazanımdır. Bunun için özellikle dış politikaya daima çok
önem verdik. Kimi zaman yaptığımız fedakarlıkların, verdiğimiz emeklerin
karşılığını alamadığımız durumlar elbette oldu. Mesela Avrupa Birliği’yle
ilişkilerimiz bunlardan biridir” 
diye konuştu.

‘Kopenhag Kriterleri’ni gerekirse Ankara Kriterleri
yapar, yine yolumuza devam ederiz’

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne verdiği her sözü tuttuğunu
ancak Avrupa Birliği’nin verdiği sözlerin neredeyse hiçbirini yerine
getirmediğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Yönetimler değişse de Avrupa Birliği’nin ülkemize
yönelik adaletsiz ve ahde vefa ilkesiyle bağdaşmayan tarafgir tutumunda bir
değişiklik olmadı. Kağıt üzerinde ortaya koydukları ilkeleri, kuralları,
süreçleri hiçe sayan bir yaklaşımla ülkemize haksızlık üzerine haksızlık
yapıyorlar. Türkiye olarak 60 yıldır kapısında bekletildiğimiz Avrupa
Birliği’nden herhangi bir beklentimiz yok.

Şayet, bize karşı örtülü bir yaptırım gibi kullandıkları
vize dayatması başta olmak üzere haksızlıklarından geri dönerlerse, kendi
yanlışlarını düzeltmiş olurlar. Yapmazlarsa siyasi, sosyal, ekonomik ve askeri
olarak bizden herhangi bir beklentiye girme hakkını tümüyle kaybederler. Eğer,
artık iyice lafta kalan tam üyelik sürecini sonlandırmak gibi bir niyetleri
varsa, işin o tarafı da kendi bilecekleri iştir. Biz, demokrasi, adalet ve
özgürlükler noktasında Kopenhag Kriterleri’ni gerekirse Ankara Kriterleri
yapar, yine yolumuza devam ederiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yılda hak ve özgürlükler
konusunda hayata geçirilen, “sessiz devrim” olarak nitelenen tüm
reformları, birileri istediği için değil, milletin en iyisine, en ilerisine
layık olduğu için yaptıklarını vurgulayarak, Avrupa Birliği’ne rağmen sabırla
bugünlere getirilen tam üyelik sürecinde yeni dayatmalara, yeni şartlara
tahammüllerinin kalmadığını ifade etti.

‘Terör örgütü mensupları ve yandaşları beyhude yere
heveslenmesinler’

Avrupa Konseyinin bir kurumu olan Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin verdiği son kararların “adeta bardağı taşıran damla”
olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bu karardan cesaret alan terör
örgütü mensupları ve yandaşları beyhude yere heveslenmesinler” 
dedi.

Maşeri vicdanda mahkum olan FETÖ’cülere bu karardan ekmek
çıkmayacağını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Türkiye, bu ihanet çetesiyle mücadelesinden milim geri
adım atmayacak, herhangi bir tavize, eskiye dönüşe müsaade etmeyecektir. Bir
kez ihanet eden, unutmayın her zaman ihanet eder. Milletimiz bir defa
ısırıldığı delikten ikinci kez ısırılmayacak kadar basiret ve feraset
sahibidir. Bununla birlikte, karşımızdaki tablo, Avrupa’daki muhataplarımızın
Türkiye’nin istiklali ve istikbali uğrunda ödediği bedellere en küçük bir
saygılarının kalmadığının işaretidir.

Bazı ülkelerin etkisi altında kalarak yetkilerini aşan,
Türkiye’nin egemenlik haklarını hiçe sayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine,
sistemin kurucu üyesi İngiltere bile tahammül edememiştir. Bizim de terör
örgütleriyle aynı hizada sıralanan kurumların kararlarına ne saygı duymamız ne
de onların dediklerine kulak asmamız mümkün değildir.”

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın