Erdoğan: Türkiye-ABD İlişkileri İstenilen Yerde Değil

rasthaber
Rasthaber –  Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin
ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’i bir araya getirme arzuları
olduğunu vurgulayarak, “Henüz bunu başarabilmiş değiliz ama ümitsiz de
değilim” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) 77. Genel Kurulu’na katılmak üzere
New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, PBS televizyonuna
mülakat verdi.

“Rusya-Ukrayna savaşında şu an hangi taraf üstün?”
sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doğrusu bir lider olarak ‘Rusya mı daha
etkin, Ukrayna mı daha etkin’ arayışı içerisinde değilim. Tek arzumuz bu
savaşın barışla son bulmasıdır. Gerek Sayın Putin’e gerek Sayın Zelenskiy’e
benim ricam, tavsiyem bu olmuştur. İnsanların ölümüyle neticelenen bir savaşın
kazananı olmaz” karşılığını verdi.

‘3 milyon tona yaklaşan tarım ürünlerinin ihracı
gerçekleşti’

Tahıl koridorunu açmak için çok çaba sarf ettiklerini ve
İstanbul’daki anlaşmayla bunu gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan,
“Oradan 2 milyon tonu aşan, 3 milyon tona yaklaşan tarım ürünlerinin
ihracı gerçekleşti. Şimdi yeni bir etap, özellikle Rusya’daki ürünlerin de
dünyaya açılması. Tabii burada benim tek arzum, gelişmiş ülkelere değil, az
gelişmiş veya fakir ülkelere buradan ürünlerin sevkiyatını sağlamaktır. Bunu
başarabilirsek fakir ülkeler, az gelişmiş ülkeler hiç olmazsa bu ürünlerle
şöyle kendilerine gelmiş olurlar” ifadesini kullandı.

‘Putin de bu işi artık bir an önce bitirmenin gayreti
içerisinde’

“Rusya-Ukrayna savaşının hızlı bir şekilde bitmesi
nasıl mümkün olabilecek?” sorusu üzerine Erdoğan, burada ağırlıklı olarak
Rusya’nın tavrının çok önemli olduğunu belirtti.

Özbekistan’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile
etraflıca görüşmelerinin olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Kendilerinin de
aslında bu işi artık bir an önce bitirmenin gayreti içerisinde olduğunu
anladım. Bu gidişin sıkıntısı büyük. Bu noktada, örneğin şu anda 200 rehinenin
takası konusunda bir mutabakat sağlandı. Bu güzel bir gelişme. Çünkü bu
rehinelerle birlikte orada çok çok önemli bir adım atılmış oluyor. Şu anda onun
teknik boyutunu da arkadaşlar yürütüyorlar. Bununla birlikte güzel bir
gelişmeyi sağlamış olacağız. Diğer taraftan tarım ürünleri olayını yine tespit
ettiğimiz arkadaşlarımız, teknik kadrolar etraflıca yürütüyorlar. Bunlar da
tabii güzel gelişmeler ama burada Ukrayna’nın da Rusya’yla aynı anlayışta
olması lazım ve artık karşılıklı olarak bu çatışmaların, bu savaşın durdurulması
noktasında kararlı olmak lazım” değerlendirmesinde bulundu.

‘Bu adımlarla birlikte beklediğimiz bu iadelerin sağlanması
hakikaten işimizi kolaylaştır’

Erdoğan, ‘eğer Rusya-Ukrayna arasında bir barış
sağlanacaksa, burada alınan yerlerin iadesinin büyük önem arz ettiğini’
belirterek, “İstenen, beklenen zaten bu. Bu konuda Sayın Guterres’in
attığı adımlar da var. Bizim attığımız adımlar da var. Bu adımlarla birlikte
beklediğimiz bu iadelerin sağlanması hakikaten işimizi kolaylaştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Putin’den 2014’ten itibaren
Kırım’ı da sahiplerine vermelerini rica ettik. Bunlar aynı zamanda bizim
soydaşlarımız. Eğer bu adımı atarsanız bizi de rahatlatırsınız, Ukrayna’yı da
rahatlatırsınız, Kırım Tatarlarını da rahatlatırsınız.’ dedik. Ama maalesef o
günden bugüne orada bir adım atılamadı” diye konuştu.

‘Hiçbir lider attığı adımdan sonra ‘Ben yanlış yaptım’
demez’

“Sizce Putin, Ukrayna halkının kendini savunma
iradesini küçümseyerek aslında yanlış hesap yaptığının farkında mı?”
şeklindeki soru üzerine de Erdoğan, şunları söyledi:

“Hiçbir lider attığı adımdan sonra ‘Ben yanlış yaptım.’
demez. Bunu görmek lazım. Tabii bunu söylerken aynı şeyi Ukrayna için de
düşünmek lazım. Acaba Sayın Zelenskiy böyle bir adımı atarken ‘Ben yanlış
yaptım.’ diye düşünüyor mu veya düşündü mü? Tabii liderler girdikleri bir
yoldan geri dönüşleri çok zor olan insanlardır. Şu anda sadece Polonya’da 3
milyonu aşkın Ukraynalı mülteci var. Avrupa’nın birçok ülkelerine, bize dahi
gelen Ukraynalı göçmenler var. Bunların tümünü ele aldığımız zaman, 5 milyona
yakın göçmen şu anda Ukrayna’dan çıkmış vaziyette. Tabii bu konuda bir liderin
bu işe dayanması, yani 35-36 milyon nüfusu olan Ukrayna’dan bu kadar insanın
çıkmış olması kolay bir iş değil. Bir liderin de bunu anlatması kolay bir iş
değil. Ama liderler bu konuda kolay kolay pişmanlık duymuyor.”

‘Henüz bunu başarabilmiş değiliz ama ümitsiz de değilim’

Erdoğan, “Sizce bu işgal, Rusların
gerekçelendirebildiği bir işgal miydi?” sorusunu yanıtlarken ise şunları
kaydetti:

“İşgallerin hiçbirisinin gerekçesi olmaz. Bir işgal
noktasında bunun sebep netice ilişkisinin ne olduğunu en iyi anlatabilecek olan
bizden ziyade gerek Sayın Zelenskiy gerekse Sayın Putin’dir. En iyi onlar bunun
gerekçelerini bilir. Bu gerekçeleri değerlendirdiğimiz zaman, denge
politikalarını gözeten bir ülke olarak Türkiye, burada her iki tarafı da
dinlemekten yana. Onun için ısrarla bu liderleri bir araya getirme arzumuz var.
Bir araya getirelim, bizzat kendilerinden bunu hep dinleyelim istedim. Henüz
bunu başarabilmiş değiliz ama ümitsiz de değilim.”

‘En ideal cevabı BM, yapacağı çalışmalarla ortaya koymalı’

‘Rus birliklerinin çıktığı yerlerde toplu mezarlar
bulunduğu’ iddiasının hatırlatılmasının ardından “Sizce bundan kimi
sorumlu tutmak lazım?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Bu konuyla ilgili en ideal cevabı bana göre Birleşmiş
Milletler, yapacağı çalışmalarla ortaya koymalı. Şu anda Birleşmiş Milletler
yaptığı veya yapacağı çalışmaları ortaya koymadıktan sonra, bu konuda bir
tespit yapmak veya böyle bir açıklamaya girmek bizi denge politikası sürdüren
bir ülke olmaktan, tarafgir bir ülke konumuna düşürür ki bunu bu şekilde
cevaplamak doğru olmaz.”

‘Sayın Putin’le de Sayın Zelenskiy’le de etraflıca
görüşmeler yapıyoruz’

“BM soruşturma yaptığında bu zulümleri Rus askerlerinin
yaptığı kanıtlanırsa acaba Putin sorumlu tutulmalı mı?” sorusu üzerine ise
Erdoğan, şunları kaydetti:

“Böyle bir durum ortaya çıktığı anda zaten Putin de
bununla ilgili olarak gerekli tavrını ortaya koyacaktır. Yani Putin’i bu
noktada tamamıyla farklı bir insan olarak görmek doğru olmasa gerek. Çünkü o da
ülkesinin menfaatlerini birinci derecede savunan ve bunun da mücadelesini veren
bir ülke konumunda. Biz şu anda bu iki ülkenin savaşında, Sayın Putin’le de
Sayın Zelenskiy’le de etraflıca görüşmeler yapıyoruz. Aynı şekilde Birleşmiş
Milletler Genel Sekreteri de Sayın Putin ve Sayın Zelenskiy’le görüşmelerini
sürdürüyor. Bu ne demektir? Biz eğer bir neticeye varacaksak, bir liderin
tarafında olmakla değil, her iki liderle de görüşmeleri yaparak neticeye
varmanın gayreti içerisinde olmamız lazım. Yalnız şunu da görmek lazım, sadece
Ukrayna tarafında insanlar ölmüyor, Rusya tarafında da çok insanlar öldü.”

‘Biz şimdi rehine krizini çözmek için çalışıyoruz’

Program sunucusunun “Ama Rusya işgal
gerçekleştirdi” yorumu üzerine Erdoğan, şöyle devam etti:

“O ayrı bir konu. O yapıldığı gibi, tabii daha bu savaş
başlamadan önce bunlar olmuştu ve savaşla birlikte daha da gelişti. Son
zamanlarda biraz gerileme de oldu. Ama dediğim gibi burada özellikle Birleşmiş
Milletler’in üzerine düşen görevi süratle yerine getirmesi lazım, neticeyi
açıklaması lazım. Bu netice üzerinden de bizlerin tavrımızı ortaya tam
manasıyla koymamız gerekir. Onun içindir ki mesela biz şimdi rehine krizini
çözmek için çalışıyoruz, adımlar atıyoruz ve belli bir yere de geldik. Öbür
taraftan işte tahıl koridoruyla ilgili adımları buna dayanarak attık. Belli bir
neticeye orada da varmış bulunuyoruz. Dolayısıyla birisini tamamen bir kenara
at, öbürünü bir kenara koy; öyle olmaz. Netice alacaksak neticeye oynamamız
lazım ve şu anda ben Türkiye olarak bu neticeye oynamanın gayreti
içerisindeyim.”

‘Avrupa Birliği 52 yıldır bizi devamlı oyalamıştır’

“Şangay İşbirliği Örgütüne katılma niyetiniz var. Bu
örgütte Rusya, Çin, İran var. Bu, NATO’dan çok farklı değer ve hedefleri olan
bir örgüt. Siz ülkenizin doğunun parçası mı olmasını istiyorsunuz batının
parçası mı?” şeklindeki soruya karşılık Erdoğan, şu açıklamayı yaptı:

“Şunu çok açık net söylemem lazım, biz dünyanın
parçasıyız; ne doğunun ne batının… Bizim için ülkemizin coğrafi olarak büyük
bir kısmı doğuya aittir. Batıya ait olan kısmı ayrıdır. Ama Avrupa Birliği 52
yıldır bizi devamlı oyalamıştır. Avrupa Birliği, 52 yıldır bizi ne yazık ki
hala üye yapmamıştır. Avrupa Birliği içinde bizim durumumuzda olan bir başka
ülke yok. Hala da oyalamaya devam ediyorlar. Halbuki NATO ülkesiyiz. NATO
ülkesi olduğumuz halde NATO ülkeleri dahi Avrupa Birliği süreci içerisinde bizi
oyalamaktadır. Biz NATO’nun içerisinde verdiğimiz desteklerle ilk beşin
içerisinde yer alan bir ülkeyiz. Bizim NATO’da böyle de bir konumumuz var.

Böyle güçlü bir konumu olan Türkiye’nin böyle oyalama
taktikleriyle bir kenarda tutulması şüphesiz ki bizim için çok çok manidardır.
İster istemez farklı arayışlar içerisine girme durumunda da olabiliriz. Avrupa
Birliği 52 yıldır bizi tutacak, bizi yanına yaklaştırmayacak ve ondan sonra da
‘Niçin şurayla görüştü, niçin burayla görüştü?’ diyecek. Görüşürüm. Bu
görüşmeleri yaparken de biz Avrupa Birliği’ne bu noktada hesap verecek değiliz.
Biz dünyanın tüm ülkeleriyle görüşürüz. Ben Sayın Şi’yle de görüşürüm, Sayın
Putin’le de görüşürüm, Sayın Modi’yle de görüşürüm. Bütün ülkelerle
görüşmelerimi yaparım. Çünkü hepimiz bu dünyanın birer parçasıyız. Avrupa
Birliği üyesi ülkelerle görüşmeler yaptığımız zaman bize ‘Niçin onlarla
görüştünüz?’ diye bir soru gelmedi. Biz şu anda özellikle Şanghay İşbirliği
Teşkilatında olan ülkelerle nasıl bir tutum içindeysek onlarla da aynı tutum
içerisinde süreci işleteceğiz.”

“Türkiye olarak İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya
üyeliğini daimi olarak engellemek gibi bir niyetiniz var mı?” sorusu
üzerine Erdoğan, “Şunu bir defa görmeniz lazım, burada özellikle İsveç
terörün adeta bir kuluçka yuvasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

‘Bu teröristlere İsveç’te müsaade edilmez, biz de elimizden
gelen kolaylığı kendilerine gösteririz’

‘İsveç’te teröristlerin parlamentoya varıncaya kadar
sızdığını’ söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sürekli, Stockholm caddelerinde, teröristbaşının
paçavralarını, pankartlarını taşıyarak teröristlerin yürüyüşler yaptığını ve İsveç’teki
bizim samimi saf Türklere saldırılar düzenlediğini biz belgelerle defalarca
İsveç tarafına verdik. ‘Finlandiya böyle mi?’ derseniz, İsveç gibi değil. Onlar
bu noktada daha sakinler ve duruma hakimler. Ama İsveç’te böyle bir hakimiyet
yok. Bize sürekli bir gerekçeyle karşılık veriyorlar. Diyorlar ki ‘Anayasamızın
amir hükmü sebebiyle bu, özgürlükler kapsamında değerlendirilir.’ Ben de
diyorum ki, terörün özgürlükle alakası olmaz. Terörün özgürlük tanımı
içerisinde yeri olamaz. Dolayısıyla da bu teröristlere karşı mücadelenizi eğer
ortaya koyarsanız, bir mücadele verirseniz, biz bu konuda her türlü desteği
veririz. Tabii bununla ilgili de nihai karar merci bizim parlamentomuzdur.
Nihai kararı parlamentomuz verir.

Burada bir şeyi daha ifade etmekte fayda görüyorum, biz bu
görüşmeleri yaptıktan sonra yine Stockholm caddelerinde maalesef bu
teröristlerin devamlı yürüyüşlerini izledik. Bu ara bir seçim geçirdiler. Yeni
kazanan parti bunlara müsaade etmeyeceğini söyleyerek iş başına geldi. Temenni
ederim ki bu teröristlere İsveç’te müsaade edilmez, biz de elimizden gelen
kolaylığı kendilerine gösteririz.”

‘Olumsuz cevap vermesi zaten bu girişi engeller’

“Eğer İsveç ve Finlandiya sizin onlardan istediğinizi
yapmazsa, o zaman NATO üyeliklerini durdurma, engelleme konusunda kararlı
mısınız?” sorusunu Erdoğan, “Bu konuda NATO üyelerinden herhangi
birisinin olumsuz cevap vermesi zaten bu girişi engeller” sözleriyle
yanıtladı.

Yunanistan’ın NATO’ya tekrar girişine o zaman iktidarda olan
Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin destek verdiğini hatırlatan Erdoğan, “Eğer
‘ret’ deseydi, bugün Yunanistan NATO’da olamayacaktı ama olumlu yaklaştığı için
şu anda Yunanistan tekrar NATO’ya girme imkanını yakaladı. Şimdi burada da
benzer bir durumla karşı karşıyayız. Eğer bu dediklerimiz yerine getirilecek
olursa biz olumlu yaklaşımda bulunuruz. Ama burada terör faaliyetleri devam
ederse olmaz” dedi.

‘Asla ayrım yapmayız, yapmadık’

‘NATO’nun terör örgütlerinin yanında olan değil, tamamen
terörle mücadele eden bir kuruluş olduğuna’ işaret eden Erdoğan, “NATO’nun
beşinci maddesi, özellikle üyelerinin müşterek korunmasına yönelik bir maddedir
ve biz bunu da tabii bekliyoruz. Çünkü biz 40 yıldır terörle mücadele
ediyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Olayı Kürt-Türk meselesi olarak ele alırsanız yanılırsınız’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece İsveç ve Finlandiya’da
değil, Suriye, Irak ve kendi ülkeniz içinde de Kürtler konusu var. Bu konu
sizce nasıl çözüme ulaşır?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Bir defa önce şunu belirleyelim, olayı Kürt-Türk
meselesi olarak ele alırsanız yanılırsınız. Olay bir Kürt-Türk meselesi
değildir. Olay tamamıyla terörist ve terörist olmayanlar meselesidir. Şu anda
Suriye’nin kuzeyinde Kürt de var, Arap da var. Bizim tarafa geçtiğiniz zaman bu
boylarda Kürt var, Arap daha çok var. Benim partimin içerisinde Kürt yönetici
arkadaşlarım var, Kürt milletvekili arkadaşlarım var. Kendi içimizde herhangi
bir sorun söz konusu değil. Kaldı ki şu anda ülkemin güneydoğu, doğu bölgelerinde
biz ikinci parti konumundayız ve buralardan ciddi bir oy alabiliyoruz.
Buralarda ağırlıklı olarak Kürt vatandaşlar yaşıyor. Kürt vatandaşlarımızın
yaşadığı bu bölgelerden AK Parti olarak biz bu kadar yoğun bir oy alıyoruz.
İktidar olarak da biz bu bölgelere çok ciddi yatırımlar yaptık. Yani ‘Burası
Kürtlerin yaşadığı bölgedir, buraya yatırım yapmayalım’ diye bir şey bizim
felsefemizde yok, bizim programlarımızda yok. Türkler de benim vatandaşım,
Kürtler de benim vatandaşım, Araplar da benim vatandaşım. Biz bunların arasında
asla ayrım yapmayız, yapmadık. Şu anda da aynı konumdayız. Bizim bütün
vatandaşlarımıza yaklaşımımız aynıdır. Bundan sonra da aynen böyle devam
edecektir.”

‘Bu konu en çok bizi rahatsız ediyor’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milyonlarca Suriye vatandaşı
ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Bunların pek çoğu sizin ülkenizde yaşıyor.
Siz bu Suriye savaşı nereye doğru gidecek diye düşünüyorsunuz?” sorusu
üzerine de “Tabii bu konu en çok bizi rahatsız ediyor. Zira 4 milyon
Suriyeli bizim ülkemizde, ki bunların büyük kısmı Arap’tır, biz bunları misafir
ediyoruz” dedi.

Türkiye’de vatandaşlık verilen Suriyelilerin olduğunu,
bunların içinde doktor, mühendis, hukukçu, ebe, hemşirenin bulunduğunu aktaran
Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu kadar vasıflı insanlar sizden bir şeyler
bekliyorlar ve biz bu insanları yol ortasında bırakmadık. Elimizden gelen
desteği onlara da verdik. Fakat biz şimdi yeni bir adım attık. O da şu,
özellikle Suriye’nin kuzeyinde belli bir bölgeyi şu anda briket evlerle inşa
ediyoruz. Bu briket evler 2 artı 1 şeklinde. Banyosu, tuvaleti her şeyi
içerisinde var. Altyapılarını yaptık. Hedefimiz ilk etapta 100 bin konut yapmak
ve bunu artırarak devam ettirmek. Peki niçin bunları yapıyoruz? Bizdeki
Suriyeliler tekrar kendi topraklarına dönsün diye bunu yaptık. Orada, o
yaşanmaz çadırların içerisinde bu insanların insanlık dışı bir yaşama mahkum
edilmesine katlanmak mümkün değil. Biz bununla ilgili de Avrupa Birliği’nden
olsun birçok yerlerden destekler istedik. Ama maalesef bu destekleri alamadık.
Birçok liderle benim özel görüşmelerim oldu. Fakat öyle de olsa böyle de olsa
Türkiye kendi milli bütçesinden ve STK’ların gayretleriyle bu konutları yaptı.
Hedefimiz şimdi 250 bin briket eve bunu ulaştırmak ve şu andaki bizde bulunan
Suriyeli misafirlerimizi yavaş yavaş kendi topraklarına göndermek.”

Erdoğan, Türkiye’deki Suriyelilerin dönüşlerinin
başladığını, burada hedefin ilk etapta 1 milyonu yakalamak olduğunu söyledi.

‘Büyümede ikinci sıradayız’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’deki enflasyon sorununun
nasıl çözülebileceğine” ilişkin soruya karşılık da şunları söyledi:

“Enflasyon aşılamaz bir ekonomik tehlike değildir. Ben
ekonomistim. Şu anda yüzde 8, yüzde 9 enflasyonun bile tehdit ettiği ülkeler
var. Bizde yüzde 80 var. Biz şu anda 250 milyar dolar ihracatı yakalamış bir
ülkeyiz. Benim ülkemde marketlerde raflar boş değil. Ama Amerika’da bile bugün
raflar boş, Fransa’da raflar boş, Almanya’da raflar boş. Benim vatandaşım şu
anda istediği her türlü ürünü marketlerde bulabiliyor. Örneğin şu anda yeni bir
adım attık. O da şu, Tarım Kredi Kooperatiflerimizde ürünler çok çok ucuz
fiyatla satılıyor. Bunlar diğer zincir marketlerden çok daha düşük fiyatlı.
Bizim için şu anda enflasyon bir sıkıntıdır ama yılbaşından sonra biz
enflasyonda da bu sıkıntıyı aşacağız ve yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz.
Şu anda Türkiye’nin büyüme oranı yüzde 7,6. Dünyada şu anda ikinci sıradayız
büyümede. Bu da bir şeyi gösteriyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’de 2023’te yapılacak
seçimlere” dair soruya, “Bizim şu anda seçimleri kazanma noktasında
bir endişemiz yok. Ben meydanların dilini iyi bilirim. Şu anda yaptığım toplu
açılışlarda, meydan mitinglerinde eğer on binleri meydanlara toplayabiliyorsam,
bu halkımın bize olan teveccühünü göstermektedir. Halkımızın bize olan bu
teveccühü devam ettikçe, bizi kimse tutamaz. Çünkü alternatif yok” dedi.

Attıkları adımlarla Türkiye’nin savunma sanayisinden
sağlığa, eğitime kadar her alanda Batı ülkeleriyle kıyaslanamayacak noktada
olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Keşke gelseniz de bizim sağlık sektörünü yerinde
inceleseniz, bizim eğitim sistemimizi yerinde inceleseniz. Hepsinde Batı’yla
mukayese edilemeyecek derecede bir performansı olan ülkeyiz. Onun için
alternatifsiziz. Şu anda biz öyle bir konumdayız ki inşallah bu seçimleri de
bizler kazanacağız. Ben yüzde 52 ile Cumhurbaşkanlığını kazandım. Şimdi
önümüzdeki seçimlerde bizim hedefimiz tabii aynı şekilde kazanmak. Biz
başkanlık sistemine geçtik. Ama bizim muhalif kanat, Türkiye’de başkanlık
sistemi değil, parlamenter sistemi savunuyor, ki o parlamenter sistemde Türkiye
yıllar yılı 7 ayda, 8 ayda, 10 ayda, 13, 14, 15, 16 ayda bir seçime gitmiş,
hükümetler bozulmuş. Böyle bir ülkede istikrar olur mu? İstikrar olmadığı için
de ne oldu? Türkiye hep geride kaldı. Biz ise dedik ki başkanlık sistemine
geçeceğiz ve başkanlık sistemine geçtik. Amerika’daki sistemi de kısmen baz
aldık. Başkanlık sistemiyle beraber de Türkiye çok daha farklı bir yürüyüşe
geçti ve bu farklı yürüyüş içerisinde de gayet güzel bir yere ülkemizi getirdik.”

“Sizce şu an Türkiye-ABD ilişkileri ne durumda?”
sorusunu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdeal bir konumdadır diyemem. Çünkü
bizim şu anda Amerika’yla dış ticaret hacmimizin buralarda olmaması lazım.
Bizim Sayın Trump döneminde de belirlediğimiz bir rakam vardı, ‘100 milyar
doları bulmalıyız’ demiştik. Ama maalesef şu anda çok çok gerilerdeyiz”
diye yanıtladı.

Türkiye-ABD ticaret hacminin 20, 25, 30 milyar dolar
olmaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Bizim bunları aşmamız
lazım” diye konuştu.

‘Yaptırım, iki dost ülke için çok yanlış bir şey’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-ABD ilişkilerinin savunma
sanayisinde de istenilen yerde olmadığını belirterek, şu değerlendirmede
bulundu:

“Savunma sanayini iyi bir yere taşımamız lazım. İşte
mesela bizim F-16 meselemiz var. Biz sizden F-16 almışız. Şimdi sizden F-16
aldığımıza göre bunun gerisinin gelmesi lazım. Ama burada siyasi yaklaşımla
karar vererek F-16 konusunda Türkiye’ye hala bir yaptırım uygulama yoluna
gitmek iki dost ülke için çok yanlış bir şey. En son Sayın Biden, bunu çözme
noktasında bana söz verdi. Şu anda Biden’ın buna olumlu baktığını biliyorum.
Hatta Cumhuriyetçilerle de görüşmelerimiz oldu, onlar da buna olumlu
bakacaklarını söylediler. Şimdi F-16 konusunda eğer biz Amerika’dan istediğimiz
neticeyi alamazsak ne yapacağız? Başımızın çaresine bakacağız. Siz kalkıp da
Yunanistan’a F-16 konusunda her türlü desteği vereceksiniz, orada üsler
kuracaksınız ama Türkiye gibi NATO’daki dost ülkeye ve ilk 5 içerisinde NATO’da
her türlü desteği veren ülkeye bu desteği vermeyeceksiniz. Bu durumda
Türkiye’nin yapacağı iş de başının çaresine bakmaktır. Yoksa bunun dışında
bizim Amerika’yla sıkıntımız yok.”

 Sputnik

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın