FIRSATCI, GEMİSİNİ BATIRAN KAPTAN

rasthaber
Rasthaber –  BismillahiRahmaniRahim

 “Ey kavmim, ölçüyü ve
tartıyı -adaleti gözeterek- tam tutun ve insanların eşyasını değerden düşürüp-
eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”
(Hud-85)

Yaşadığımız şu ekonomik
krizde fırsatçılar kendini daha rahat göstermeye başladı ve içimizdeki
egosantrik arzularımızda daha çok tepişiyor ve her fırsatı kendimiz için bir
avantaja çevirme çabasındayız. Kimileri yaptığı ticarette stoklamayı kar üstüne
kar ekleyerek fırsata çevirmeye çalışırken tüketicilerde aldığı ve kullandığı
ürünlerden gereksiniminden daha fazla alarak stoklayıp zararını azaltma
peşinde. 

Açıklayım,
ticaret yapan fiyatlarını artırmak ve kazancının üzerine kazanç ve kar üstüne
kar yapmak isterken, alıcıda daha ucuza alayımda artan fiyatlardan etkilenmeyim
diyerek israf üzerine israf yapmakta. Her iki tarafta kar etme peşinde. Ama ne
yazık ki iki tarafta kar etmiyor her iki tarafta bindikleri gemiye durmadan
delikler açarak geminin su almasını salıyorlar. Ne yazık ki her iki tarafta
gemini batmak üzeri olduğunu egosantrik arzularını tatmin etme peşinde
oldukları için görmüyorlar. Kısaca egosantrik arzularımız bizleri kör ediyor.
Egosantrik arzumuzu hep kendini haklı çıkarmaya çalışır, sorunları /suç/hatayı
hep karşısındaki 2. veya 3.cu şahıslarda arar amma kendi hep doğrudur.

Ticaret
yapanların özür nedir? Herhangi bir tüccarla fahiş artışların sebebini sorsak
alttaki diyalog geçmekte;

-(Tüccar),
Abi dolar almış başını gidiyor!

-(Halk) Ee
sen nereye gidiyorsun?

-(Tüccar)
Abi dün aldığım ürünü bugün aynı fiyata almıyorum!

-(Halk)
Kardeşim, sen onu bana söylüyorsun, seni aldığında sana öyle söylüyor, onunda
aldığı ona öyle söylüyor diyelim.  Fakat
bunu kökü “toprak, su, hava, ateş” bunlarda Allah’ın bize verdiği bedava nimet.
Güzel kardeşim, sen bunların hangisini dolar ile ödüyorsun? üstüne üstelik
burası Türkiye ABD değil ki, tarlan toprak, suyun yağmur, ateşin güneş,
soğutucun hava. Kullandığın her türlü emek (işçi) Türkiyeli ya da daha ucuzu Suriyeli,
Afgan garibanlar.

-(Tüccar)
Abi işler öyle işlemiyor, bizlerin emekleri var, bunun mazotu var, kirası var,
vergisi var, bunları bizler bedava değil. Taşımadaki mazotu dolara indeksli,
Elektriğe 40% zam geldi, şimdi birde maaşları artıracaklar bizler fiyat
artırmayalım da ne yapalım!?

Evet, fiyat
artıralım, fakat hakkaniyet & dürüstlük çerçevesinden çıkmadan. Açıklayım,
Fiyatı artıran işverenler ve tüccarlar Harcadıkları 1 dolar ile yaptıkları 10
adet iş var ise, Fırsatçılar, fiyat artışını yaparken her bir işin masrafını
On iş masrafı olarak hesap ediyor üzerine %40, 100%, hatta %300 artırarak fiyat
veriyorlar.

Açıklayım,
10 iş = 1 dolar, 1 iş = 0,10 santim etmekte. Fırsatçılar hesap yaparken
yaptıkları 10 işteki artışının sadece 1 iş üzerine ekliyorlar. Hesabı 0,10
santim üzerinden değil de 1 dolardan yapıyor. O zaman 40%lık bir artışın
normalde 0,25 santim yapması gerekirken 4 dolar yapıyor. Fırsatçı 1 dolar
üzerinden yaptığı için 4 dolar oluyor. (Dolar üzerinden hesapladıkları içi
dolar örneği veriyorum)

Kullanılan
enerjide de bu tip bir hesabı yapabiliriz. Zamlar kW üzerinden olduğu için yani
1 kW enerjiye %40 zam geldiğiyse, 1 Watt’i 
hesaplamak için bölü (➗) 1000’dir. Çünkü 1Kilowatt=1000 Watt’tır. Hesaplanırken kW/saat olarak yapılır.

Şimdi bir
işçi, bir Kilowatt (kW) saat ürettiği 10 adet ürün varsa bizim fırsatçılar %40
artışı 10 ürün üzerinde paylaştıracaklarına tümünü 1 ürün üzerinden hesap
etmekteler. 10 adet ürün üretimindeki toplam artış 4 lira iken, bizim
fırsatçılar 0,4krş./adet yerine 4 lira/adet yapıp, artışı sadece 1 ürüne
eklemekteler yani artış %400 olmakta.

1Kw=10 adet
urun üretim %40 artış = 4 lira dolaysıyla 1 adet ürüne için 0,40kr. Artış. Eğer
urun 1TL ise artış ile 1,25 TL. Fakat siz toplam 10 adetlik üründeki artış tek
1 adet urun üzerine eklerseniz sizin 1 TL urun fiyatı 5 TL olur.

Artan
fiyatlardaki gördüğümüz hesaplamada karşımıza çıkan tablo bu. Bunu da bir isim
bulmuşlar “Krizi fırsata çevirmek” oluyor. Tabi tüm tüccarlarımızı bu
kefeye koymuyoruz amma ne yazık ki görünen köyde kılavuz istemiyor.

Bütün
bunları söylerken Dünyaca yaşamış olduğumuz bir kriz var bunu göz ardı
edemeyiz. Fakat şunu diyebilirim ki dünyanın yaşadığı bu kriz hesaplanmış bir
krizdir. Yani biline birileri kendi servetlerine servet katmış, dünya
politikalarına ve ülkelerine yön vermektedirler, aynı minval üzerinde bilinen
şeytanı güçlere Sars-cov2 pandemisi çok iyi bir fırsata çevirmişler ve de
Pandemiyi varyantlarla yaşatmaktalar. (Kendilerine bu fırsatı var etmişlerdir)

Ne yazık ki
bizler ekonomimizin bel kemiğini dolar indekslendiğimiz gibi halk olarakta
doları kendimize bir ilah edinmişiz. Çünkü hayatımızdaki tüm araç gereçlerin
değerini o belirlemekte. Bizler kendi değerlerimize sahip çıkıp yüceltmek için
hiçbir çaba harcamazken doların sahiplerine köle olmak için yaptıklarımız acı
verici bir zaafımızdır. Bizler kendimizi dolar bağımlılığından kurtarmadıktan
sonra kendi hürriyetimize asla kavuşamayız. Kendimize ait olmayan ve de sahibi
olmadığımız bir para birimine bağımlılık bizi katiyen güçlü kılmaz. Bugün
Ekonomisi ve iş gücüyle dünyaya hizmet eden Çinin yaşadığı en büyük sorun kendi
parasıyla iş yapamamasıdır. Çin parası Yen, uluslararası alışverişte kullanılan
bir ekonomik araç (para birimi) değildir. Çin’in dünya piyasasında kendi parasından
daha çok dolar bulmaktadır. (ABD ve Çin arasındaki ekonomik savaşta, Çin, kendi
para birimin doların yerine koymak istemesidir.)

Kendimize
bakarsak, Bizler Fırsatçılık yapalım derken kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz.
Hem Dünyamızı rezil ediyoruz hem de ahiretimizi. Ne yazık ki ahlaki değeri
ve ilahi dayanağı olmayan, değişken siyasi partileri kendimize bir din (yol)
edinip gerçekleri göremiyoruz.
Peygamberimizi (s.a.a) Mekke müşriklerin
sundukları zenginlik & iktidar tekliflerine karşın “bir elime dünyayı,
bir elime de ayı verseniz ben ilahi yoldan vaz geçmem
” demişti. Bizler ise
ne yazık ki ilahi değerlerimizi Dünya süsüne, lüksüne, zevkine peşkeş çekmişiz.
Bu halimizle bırakın ülkeyi kurtarmayı kendimizi kurtaramıyoruz.

Unuttuğumuz
bir şey daha var; bizleri bu halimizle yaşadığımız dünyamızı yaşanmaz hale
sokuyoruz ve bizleri kendi içinde barındıracak Dünyadan başka bir gezegenimiz
yok, olsa bile, oraya yine bizler gidemeyeceğiz, o zaman Halklar/ Kişiler
olarak elimizdeki bu güzelim dünyamıza sahip çıkıp koruyalım, israf etmeyelim,
bencilikten ve nankörlükten kendimizi kurtaralım ki Allah’ın bize verdiği bu
güzelliği kalıcı kılalım. Şeytani güçlerin bizleri dünya süsü ve mevkisiyle
aldatmalarına ve rızk korkusuyla korkutmalarına müsaade etmeyelim, boyun
eğmeyelim. Şeytan, insani insana düşman yaptı ve insanlığı insandan nefret
ettirmeye çalışıyor bunu görelim.

“Allah (cc),
bize her şeyin en güzelini en güzel ortamlarda “denge-uyum- gereklilik”
çerçevesinde vermiştir, fakat bizim yaşadığımız tüm kötülükler kendi elimizle
yapıp önümüze koyduklarımızdır.”


Mustafa
Kemal TASPINAR

14 ARALIK
2021

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın