Gavs’ın Kölesinden Devletin Efendisine…

rasthaber
Rasthaber –  Sözcü yazarı İsmail Saymaz, Türkiye’de uzun yıllardır
tartışma konusu olan tarikat yapılanmalarına ilişkin kaleme aldığı bugünkü
yazısında, Menzil Tarikatı’nın Buhara Kolu’nun şeyhi Fevzettin Erol’un,
“Ömrümüz boyunca gavs’ın evlatlarına kölelik yapacağız” ifadesindeki
‘Gavs’a dikkati çekti.

Saymaz, “Menzil’in varlığı, yalnız Sağlık Bakanlığı’nda
değil, İçişleri Bakanlığı’nda da kendini hissettiyor. İddiaya göre Emniyet
Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nda örgütleniyorlar.
Hak-Yol’cular Adalet Bakanlığı’na, İsmailağa’cılar Diyanet’e, Erenköy’cüler
ticarete, Süleymancılar Kuran kursları ve öğrenci yurtlarına, Işık’çılar
medyaya hükmediyor. Tarikatların birer holdinge, şeyhlerin CEO’ya, müritlerin
müşteriye evrildiği istismar çarkı daha çok dünyalık ve makam edinmek için “Hu”
çeke çeke dönüyor. Gavs’ın köleleri devletin yeni efendileridir artık”
ifadelerini kullandı.

İsmail Saymaz’ın “Gavs’ın kölesinden devletin
efendisine” başlıklı yazısı şöyle:

Menzil’in Buhara Kolu’nun şeyhi olan Fevzeddin Erol, önünde
halka halka toplanmış müritlerine ağlamaklı bir tonla sesleniyor:

“Biz insan olmuşsak gavs’ın sayesindedir. Canımızda ruh
olduğu müddetçe o aileye köle olacağız. Biz başımızı yere koyacağız, bütün gavs
hazretlerinin çocukları başımıza basıp geçecekler. Ömrümüz boyunca gavs’ın evlatlarına
kölelik yapacağız.”

İslam Ansiklopedisi’ne göre gavs, “dünyanın manevi
yöneticisi olduğuna inanılan en büyük veli” anlamına geliyor.

Şeyh Feyzeddin’in “gavs” diye andığı kişi, babası Muhammed
Raşit Erol…

Aslen Siirtli olan Erol, 1970 yılında Adıyaman’ın Kahta
ilçesinin Menzil köyünü parayla satın aldı. O günden beri tarikatın merkezi
olan bu köy, Nakşibendiliğin en kitlesel kolunun adına dönüştü artık.

Erol, 12 Eylül’den sonra üç yıl Gökçeada’da ikamete mecbur
edildi. Ancak 1986’da Menzil’e dönebildi. Yedi yıl sonra ölünce iktidar kavgası
çıktı.

Kardeşi Abdulbaki şeyhlik postuna geçerken; oğlu Feyzeddin
ise Eskişehir Sivrihisar’da kendi Menzilini kurdu.

Kahta’ya “Semerkand” ve Sivrihisar’a “Buhara” deniliyor.

MÜRİT BAKAN

Menzil, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren
Sağlık Bakanlığı’na özel ilgi gösterdi. Menzil’ci diye bilinen Recep Akdağ,
2002-2013 yılları arasında kesintisiz bu koltukta oturdu. Akdağ, öyle inanmış
bir müritti ki…

Ankara’da 2008 yılında devlet hastanesinde üç günde 27, bir
ayda 49 bebeğin ölümünü yorumlaması için şeyhinden istihareye yatmasını istedi.

Bakanlık bürokrasisi Menzil’cilerle dolduruldu.

İhaleler Menzil’ci şirketlere verildi.

Bu bir iddia olmaktan çıktı, itirafa dönüştü.

Şeyh Abdulbaki Erol’un oğlu ve halifesi Saki, bakanlıktaki
örgütlenmeyi kabul ederek “Recep Akdağ’ı tanıyorum. Buraya gelmiş gitmiş.
Sağlık Bakanlığı, Menzil’e bağlı diye liyakatsiz bir insanı almışsa vallaha o
doğru değildir” diyor.

Bu hal AK Parti’yi de rahatsız ettiği için 2013’te Akdağ’ın
yerine Mehmet Müezzinoğlu getirildi.

İddia o ki Müezzinoğlu, Menzil’ciler tarafından
çalıştırılmadı.

Akdağ, 2016’da üçüncü kez Sağlık Bakanlığı’na atandı.

Bir yıl sonra yerini Fahrettin Koca’ya bıraktı.

Nakşibendiliğin İskenderpaşa Kolu’na, Hak-Yol’culara
mensubiyeti bilinen Koca’nın Menzil’cileri kızağa çektiği iddia edilse de
Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Ali Edizer, tarikatın
halen etkin olduğunu gösteriyor.

Peki, bütün güçleri yalnızca bu kadar mı?

FETÖ’DEN METÖ’YE

Fetullahçıların 17-25 Aralık 2013’te AK Parti iktidarına
savaş açmasından sonra tüm tarikat ve tarikatlar yol ayrımına geldi. Nurcu Yeni
Asya Grubu’nu ve Süleymancıları saymazsak, dini gruplar AK Parti’ye biatını
ilan etti.

Biat edene kamusal alanda yer açıldı.

Fetullahçı örgütlenme modelini diğerleri de benimsedi.

Örneğin, Fetullahçıların TUSKON adlı bir işadamı örgütü
vardı.

Bu dernek “Kayırma Ekonomisi” kapsamında verilen kamu
ihaleleri ile semirtilmişti.

Resmi verilere göre 2005-2010 yılları arasındaki kamu
ihalelerinin yüzde 13’ünü MÜSİAD, ASKON ve TUSKON üyeleri alıyordu.

Aslan payı ise TUSKON’a aitti.

Bugün ise Menzil’in TÜMSİAD’ı var.

Fetullahçıların Kimse Yok Mu Derneği’nin yerini bugün
Menzil’in Beşir Derneği aldı. Beşir’i Erenköy’cülerin Aziz Mahmut Hüdai Vakfı,
İsmailağa’nın İDDEF’i ve İskenderpaşa’nın Hak-Yol dernekleri izliyor.

Kamu yararına dernek statüsü verilen bu kuruluşlar kurban,
zekat ve fitre gerekçesiyle topladıkları serveti, tebliğ çalışması adı altında
Afrika’dan Uzak Asya’ya kadar dolaştırıyor. Bu coğrafyalarda ne tür ilişkilere
girdikleri, bir muamma…

Son olarak, Fetullahçıların STV’si tarihe karışırken,
kumandadaki yerine Menzil’in Semerkand TV’si oturdu.

Menzil’in varlığı, yalnız Sağlık Bakanlığı’nda değil,
İçişleri Bakanlığı’nda da kendini hissettiriyor. İddiaya göre Emniyet Genel
Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nda örgütleniyorlar.

Hak-Yol’cular Adalet Bakanlığı’na, İsmailağa’cılar
Diyanet’e, Erenköy’cüler ticarete, Süleymancılar Kuran kursları ve öğrenci
yurtlarına, Işık’çılar medyaya hükmediyor.

Tarikatların birer holdinge, şeyhlerin CEO’ya, müritlerin
müşteriye evrildiği istismar çarkı daha çok dünyalık ve makam edinmek için “Hu”
çeke çeke dönüyor.

Gavs’ın köleleri devletin yeni efendileridir artık.

★★★

Yararlanılan kaynaklar:

Saygı Öztürk / Menzil

Barış Pehlivan-Barış Terkoğlu / Metastaz

Esra Çeviker Gürakar / Kayırma Ekonomisi

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın