konusunda uyarıda bulunarak, “Avrupalılar Amerika’nın Çin ile rekabet için
stratejik seçimlerini özetleyerek basitliği bir kenara bırakmalı” dedi.
Macron ayrıca “Amerika kendi çıkarları peşindedir, biz
de kendi çıkarlarımızın peşindeyiz. Avrupalılar bu konudan ders almalı ve
kendilerini savunma sorumluluğunu üstlenmeliler” dedi.
Fransa cumhurbaşkanın Avrupa ülkelerine Amerika’ya güvenmeme
konusundaki ciddi uyarısı ve Washington le ilişkilerde saflığı bir kenara
bırakmaları tavsiyesi, Atlantik ötesi ilişkilerde yaşanan son gelişmeler
ışığında yorumlanabilir. Aslında son haftalarda Amerika’nın güvenilmez olduğu
mahiyeti Avrupalılar için daha da aydınlanmıştır, öyle ki birçok ülke
Amerika’dan uzak durmaya çalışıyorlar.
Amerika Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’a girdiğinden beri
konuşmaları ve bildirilerinde, eski başkan Donald Trump’ın siyasetleri ve
girişimleri sonucu Atlas okyanusu iki tarafındaki uygun olmayan ilişkiler
durumu ve artan uzaklaşmaya değinerek, Avrupa ve Amerika arasında sinerjiyi
tekrar sağlama alanlarını gözden geçireceği vaadinde bulunmuştu.
Fakat bu açıklamaların bir slogandan öteye gitmediği şimdi
daha iyi anlaşılıyor ve pratikte Washington hala Avrupalıların menfaatlerini
dikkate almadan kendi çıkarlarına dayalı tek yanlı tutumları doğrultusunda
hareket ettiği görülüyor.
Bu konunun en bariz örneği ise Biden’in Afganistan’daki
kararıydı. Avrupalılar açısından Afganistan tecrübesi bundan böyle bölgesel ve
uluslararası konularda Amerika’yı izlemekte daha temkinli olmak gerekiyor.
Biden yönetimi Avrupa’ya ikinci darbesini eski iki müttefiki
olan Britanya ve Avustralya ile stratejik İndo-Pasifik bölgesinde AUKUS
anlaşmasıyla indirdi.
15 Eylül 2021’de ilan edilen AUKUS güvenlik paktı uyarınca,
Amerika ve Birleşik Krallık, Avustralya’yı destekleyerek nükleer enerjili
denizaltılar geliştirmesine ve konuşlandırmasına yardım etmeyi ve Pasifik
bölgesinde Batı’nın askeri varlığına katkıda bulunmayı hedefliyor. Anlaşma,
yapay zeka, siber savaş, sualtı yetenekleri ve uzun menzilli saldırı
yetenekleri gibi kilit alanları kapsıyor.
Washington bu koalisyona Paris’i çağırmazken üstelik nükleer
denizaltı teknolojisini Avustralya’ya vermeyi kabul ederek pratikte Fransa
tarafından Avustralya’ya 31 milyar Euro tutarında 12 denizaltının satış
anlaşmasının iptal ortamını oluşturdu. Bu konu Paris’in öfkesine sebep oldu ve
Fransız yetkililer Amerika hükümetine yönelik en sert açıklamalarda bulundular.
Nitekim dışişleri bakanı Jean-Yves Le Drian bu hareketi Fransa’ya arkadan
hançer indirmek şeklinde yorumlayarak bunun Trump’ın ihanetleri ve
davranışlarını hatırlattığını belirtti.
Eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa’dan
denizaltı satın alma anlaşmasının iptali ve Amerika tarafından Avustralya’ya
denizaltı satışıyla ilgili krize işaretle, “Amerika’nın bu anlaşmayı
imzalamakla zafer kazanmasını düşünmesinin aslında onun dar görüşlü olduğunu
gösterdiğini, fakat uzun vadede ağır bir yenilgi alacağını” söyledi.
Amerika Avrupalılar ve özellikle Fransızların ardı ardına
itirazlarına aldırmadan sadece sözlerle Fransızların gönlünü almaya çalıştı ve
Fransa’nın zararını telafi etmek veya atlas okyanusu iki yakası arasında
zedelenen ilişkileri onarmak bağlamında hiçbir etkin girişimde bulunmadı.
Bu yüzden Avrupalılar şimdi her zamankinden daha çok
Amerikan vaatlerinin ve sloganlarının temelsiz ve boş olduğunu anlamış ve Amerika’dan
bağımsız adeta stratejik özerklik arayışında oldukları anlaşılıyor.
Bu bağlamda Avrupa ordusunun kurulması ve de bölgesel ve
küresel meselelerde kendi yollarını Amerika’dan ayırmaları, AB tarafından ele
alınacağı tahmin ediliyor. Fakat Avrupa’nın NATO çerçevesinde askeri ve
güvenlik konularında on yıllarca Amerika’ya bağlı kalmaları nedeni ile mevcut
bağları koparmanın çok sancılı ve zor olacağı tahmin ediliyor.
ParsToday
