Hem Fakih Olun Hem de Uyarıcı…!

rasthaber

Öyle işler yapın ki ilim havzaları Allah’ın Kuran’da buyurduğu bu iki cümle ile özdeşsin. Yani ilim tahsil zamanı “dinde fakih olunuz”, “tebliğ zamanı ise uyarıcı ve müjdeleyici olunuz”. Eğer yaşantımız bu minval üzere olur ise hem kendimiz kurtulmuş oluruz ve hem de başkalarının kurtulmasına vesile olmuş oluruz.Hz Hüseyin (a.s) Kerbela da şöyle buyurmuştur: Ben Ceddim Resulullah’ın (s.a.a) dinini ıslah etmek için kıyam ettim ve benim gayem iyiliği emir etmek ve kötülükten sakındırmak içindir.Şimdi olaylara şöyle baktığımız zaman Hz Hüseyin (a.s) kendi vazifesine amel ederek zafere ulaşmıştır. Acaba bizler de Hz Hüseyin’in (a.s) yolundan gidebiliyoruz mu?Hz Hüseyin’in (a.s) yaptığı iki şey; biri ümmetin ıslahı için çalışmak ve diğeri ise iyiliği emir etmek ve kötülükten sakındırmak ilkesi her zaman hayat felsefemiz olması gerekmektedir. Çünkü bu işte Allah’ın kitabı bizler için ölçüdür. Bu işlerin kendisi bizzat Allah tarafından bizlere emir edilmiştir. İnsan hayatında Kuran’ı kendisine ölçü almalıdır. Hayatınızı ölçtüğünüz zaman terazinin bir tarafına dinde fakih olmayı bırakın diğer tarafına ise iyiliği emir etmeyi bırakın bu iki vazife ile ey yüceler makamına ulaşabilirsiniz.Muharrem ayını ganimet biliniz. Çaba sarf ediniz hem dininizde fakih olunuz ve hem de başkalarına öğretiniz. Bu ayda ruhani âlim görmeyen nice belde ve köylerimiz vardır. Oralara gidin. Ve tebliğ yapın. Eğer günahkar bir genci tövbe etmeye muvaffak olursanız veya cahil birine ilim öğretir iseniz, İmamlarımızın buyurduğu üzere sanki insanlığı kurtarmış olacaksınız. Bu büyük bir nimet ve aynı zamanda da kaybedilmeyecek kadar önemli bir fırsattır.Hz Hüseyin (a.s) kimdi? Ve ne yaptı da bu makama ulaştı? Kimse onu hakikatiyle tanımadı ve yaptığı işten bir şey anlamadı. Sadece bilinen tek bir şey var o da bu âlemde yaratılanlar ve Âdemden Hateme kadar tüm nebiler Hz Hüseyin’in (a.s) kanının bereketiyle maksatlarına ve hedeflerine ulaşmışlardır.Eğer Peygamber (s.a.a) efendimizin “ ben Hüseyin’denim ve Hüseyin bendendir” sözünü kavrayabilirsek işte asıl marifet bu noktadadır. Bu cümlede geçen ben sözünden maksat nedir? Hüseyin’in benliği benim benliğimdir. Hüseyin’in eli benim elimdir. Hüseyin’in başı benim başımdır. Hüseyin’in bedeni benim bedenimdir. Akıllar burada hayretler içerinde kalmaktadır. Yani Peygamber (s.a.a) efendimizin benliği bir bütün ise Hüseyin’in benliği ise ondan bir parçadır. Ondan ayrı değildir. Onun özüdür. Bir insan düşünün ki ilk dünyaya geldiği an onu gök âlemine götürsünler. Orada ona neler verildi ve neler yapıldı. O insan son nefesinde ise Rabbi ondan razı bir şekilde cennetinde ağırlansın.Hz Hüseyin’in (a.s) Şahadetinin Âlemlerde EtkisiEhlisünnetin Muhaddis ve Tarihçi âlimleri şöyle nakletmektedirler: İbni Abbas Aşura günü öğle saatlerinde ayak yalın ve başı açık bir şekilde evinden dışarı çıktı. Kadınların naleleri Peygamber (s.a.a) efendimizin kabri etrafında yankılanıyordu.Sordular: Ne oldu?Dedi: Rüya gördüm. Rüyamda Peygamber (s.a.a) efendimiz ayak yalın başı açık, yüzü tozlu ve elide bir şişe vardı.Sordum Ya Resulullah ne oldu?Buyurdu: Allah Teâlâ bu şişeyi bana verdi ki Hüseyin’in başının kesildiği yere gideyim ve onun kanını alayım.İbni Abbas dedi: Ya Resulullah bu şişeyi nereye götürüyorsunuz?Buyurdu: Allah’ın arşına götürüyorum. “İmam Sadık (a.s) buyurdu: bu kesin olan bir olaydır.Kıyamet günü tüm nebiler ve veliler diyorlar ki, yakın melekler dahi şaşkınlık içerisindeler, bir anda nida gelecek; Ey insanlar! Rabbinizden korkup sakının; çünkü kıyametin sarsıntısı büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, bütün emzikli kadınlar; çocuklarını bile unutup bırakır, her gebe kadın, çocuğunu düşürür ve insanları sarhoş görürsün, fakat sarhoş değildir onlar, ancak Allah’ın azâbı pek çetindir. (Hac 1-2)Selam olsun doğduğun güne ve selam olsun şehit olduğun güne ve selam olsun yeniden dirileceğin güne…

ehlibeytalimleri

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın