Her Taşın Altından O Çıkıyor

Eski MİT Orta Asya Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne yönelik soruşturmada FETÖ izi belirginleşmeye başladı. FETÖ’den ihraç edilen dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve Cezaevi Savcısı Necip Doğan gözaltına alındı. Kozinoğlu cezaevinde öldüğü sırada koğuştan sorumlu gardiyan da Fransa’ya kaçan bir FETÖ mensubu…

Daha da önemlisi, FETÖ’nün Asya yapılanmasını yöneten elemanlarından, CIA bağlantılı Enver Altaylı, Kozinoğlu’nun ölümüne giden süreçte en dikkat çeken isimlerden biri. Kozinoğlu’nun Asya’da FETÖ yapılanmasına karşı mücadele etmesinden rahatsız olan Altaylı, Fetullah Gülen’e gönderdiği mektuplarda, Kozinoğlu’un “durdurulmasını” ve “etkisiz hale getirilmesini” istemişti.

FETÖ hükümlüsü Altaylı’nın bu mektuplarının ardından Kozinoğlu’nun FETÖ kumpasında tutuklandığı ve cezaevindeyken şüpheli şekilde öldüğünü önce Aydınlık manşetine taşıdı. Ardından MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir de cinayetle ilgili Altaylı ve onun İYİ Parti bağlantısını işaret etti. Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör de Enver Altaylı’nın dört Gladyo cinayetinde parmağının olduğunu yazdı.

Diğer taraftan ana akım medya, konunun esasını gündeme getirmek yerine Kurtlar Vadisi dizisi üzerinden magazinsel tartışmalar yürütüyor.

Oysa Enver Altaylı ismi yalnızca bu soruşturmada değil, Uğur Mumcu, Necip Hablemitoğlu, Muhsin Yazıcıoğlu cinayetlerinde de geçiyor. 1980’lerden sonra Türkiye’deki Amerikancılaşma sürecinin en önünde rol alan Altaylı, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından ABD’nin Asya’da kurduğu casusluk şebekesi açısından da önemli bir isim.

TAM BİR GLADYO ELEMANI

Özbek kökenli Enver Altaylı, Talat Aydemir’le birlikte darbe girişiminde bulunduğu gerekçesiyle 1962’de tutuklandı. 1963’te de öğrencisi olduğu Kara Harp Okulu’ndan atıldı. Ardından CIA ajanı Ruzi Nazar’ın tavsiyesiyle MİT’e yerleştirildi. MİT Müsteşarı Fuat Doğu ile yakın çalıştı. 1974’te MİT’ten ayrılıp MHP’ye üye oldu. MHP Almanya Genel Müfettişliğini yaptı. Bu dönemde Alman istihbaratı ve CIA ile yakın çalıştı. 1980’den sonra Turgut Özal ve Süleyman Demirel’e danışmanlık yaptı. Bu tarihten sonra ABD istihbaratının Türkiye’deki en etkili isimlerinden biri haline geldi.

Altaylı, MHP’de genel başkanlığa talipti. Engellenince Büyük Birlik Partisi’ne gitti. Anlaşılan Yazcıoğlu’nun tabiriyle “tarlaya süren” de yine Altaylı’ydı.

FETÖ OKULLARI İÇİN SEFERBER OLDU

ABD’nin Türkiye’deki Gladyo yapılanmasının merkezindeki isimlerden biri haline geldi. 1990’larda Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla FETÖ’nün Asya’daki örgütlenmesinde kilit rol oynadı.

Özbek kökenli olması nedeniyle akrabalarını ve bölgedeki yakın çevresini de harekete geçiren Altaylı, Asya’daki FETÖ okullarının kurulmasında etkili oldu.

Bu dönemde (Tansu Çiller Hükümeti) Mehmet Eymür de MİT’e döndü. MİT içinde Amerikancı kanat yeniden güçlenirken milli-vatansever kuvvetler de mücadeleyi sürdürüyordu. Amerikancı FETÖ Gladyosu’nun Asya’daki yapılanmasıyla mücadele eden Kozinoğlu, Özbekistan devletine raporlar vermişti. Özbekistan, bu raporlara dayanarak 2001’de tüm FETÖ okullarını kapattı. 2007’de de Rusya kapattı…

Tam bu dönemde Fetullah Gülen’e mektuplar gönderen Altaylı, Kaşif Kozinoğlu’nun “etkisiz hale getirilmesini” istedi.

Altaylı ayrıca 26 Mart 2009 tarihli başka bir mektubunda da Kozinoğlu’nun “Ergenekon” konusunda istihbarata bilgi verdiğini ve yönlendirme yaptığını, MİT Müsteşarı veya Yardımcısı olmaya çalıştığını, o da olmaz ise Operasyon Daire Başkanı olmak için çaba harcadığından bahsetmişti.

Altaylı, Kozinoğlu’nun böyle bir göreve gelmesi durumunda şöyle demişti: “…Eğer böyle bir şey olursa, Allah memleketi, Devleti, Fethullah Hoca Efendiyi, Cemaatin Önde gelenlerini korusun. Bu bir felaket olur.”

FETÖ firarisi Emre Uslu, önceki gün yayınladığı bir videoda, Kozinoğlu’nun FETÖ’ye karşı faaliyet yürüttüğünü dile getirdi ve bunun “Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı olduğu dönemde” olmasına özellikle dikkat çekti. Uslu şunları söyledi:

“Perinçekçiler, Türkiye’nin başına geçirdikleri bu 28 Şubat belası nedeniyle Türkiye’deki dindar insanlara tuzaklar, kumpaslar kurdu. İşte o dönem itibarıyla bu tuzak ve kumpas politikalarının Orta Asya’daki uygulayıcısı da Kaşif Kozinoğlu’ydu. Türkiye bundan ne zaman vazgeçti? Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı olduğunda oradaki elçiliklere Gülen Cemaati’nin okullarını destekleyen yazılar yazdı mı, yazmadı mı kardeşim? Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı ve Dışişleri Bakanı orada elçiliklere ‘Gülen Cemaati’nin okullarını destekleyin.’ diye yazacak ve MİT, MİT’in Orta Asya’daki sorumlusu Gülen Cemaati’nin okullarına karşı faaliyet yapacak öyle mi? O zaman işte bu bir çete faaliyeti olur.

ABDULLAH GÜL’Ü REFERANS GÖSTERDİ

“Devletin seçilmiş Başbakanı’nın, Dışişleri Bakanı’nın yazmış olduğu, belirlemiş olduğu faaliyete rağmen onların aksine faaliyet yürütüyorsan bu seni çeteci yapar, Ergenekoncu yapar. Eğer Kaşif Kozinoğlu bunları yapmışsa çetecilik faaliyeti yapmıştır. Perinçek için ya da işte bu şeyler için, Tapınak Şövalyeleri için çetecilik yapmıştır. Bunu da açık ve net bir şekilde söyleyeyim. Ama anladığım kadarıyla Kâşif Kozinoğlu’nun yazdığı metinlerden zaten bu süreçler 2005 yılından önce 28 Şubat’ın etkileriyle yapılmış uygulama.”

CİNAYETLERDEKİ ALTAYLI İZİ

Gladyo’nun Türkiye’de işlediği pek çok cinayetin davalarında Enver Altaylı’nın da adı geçti. Kaşif Kozinoğlu için açıkça “Etkisiz hale getirilmeli!” ve “MİT Müsteşarı olması engellenmeli!” diyen Altaylı’nın, 2002’de öldürülen Necip Hablemitoğlu’nun katilinin de azmettiricisi olduğu öne sürüldü. Altaylı, davadaki savunmasında FETÖ’nün tepe yöneticisi Mustafa Özcan’la ilişkisini de bizzat kendisi anlattı.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun şüpheli ölümüne yönelik yürütülen soruşturmada da Altaylı’nın adı yer aldı. Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, helikopter kazasından çok kısa süre sonra olayı Büyük Birlik Partisi yöneticilerine aktaran ilk kişinin Altaylı olduğunu belirtmişti. Ekici, Altaylı’nın verdiği bilginin, henüz resmi makamlarca doğrulanmadan önce olmasına da dikkat çekmişti.

Öte yandan Uğur Mumcu da hayattayken Enver Altaylı’nın CIA ve Alman istihbaratı bağını belgelerle ortaya koymuştu. Altaylı’nın henüz o yıllarda faaliyetlerinin deşifre olması, Amerikancı FETÖ yapılanmasını rahatsız etmişti. Mumcu da 1993 yılında Gladyo tarafından katledilmişti.

ALTAYLI VE İYİ PARTİ

Gladyo cinayetleri Altaylı’da kesişiyor - Resim : 1

Türkiye’nin FETÖ ve ABD emperyalizminin aparatlarıyla kararlı mücadeleye başladığı 2014 yılından sonra MHP içinde bölünme yaşandı. ABD’ye karşı bağımsızlıkçı, milli tavır alan Devlet Bahçeli çizgisine karşın Amerikancı politikaları savunan ve FETÖ’ye tavır almayanlar 2017’de İYİ Parti’yi kurdu.

Programında da Batı’yla ilişkilere sıkı sıkı bağlı kalacağı belirtilen İYİ Parti’nin kurucuları arasında dikkat çeken bir isim daha yer aldı: Buğra Kavuncu.

Önce İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Kavuncu, günümüzde de partinin milletvekili ve TBMM Grup Başkanvekili.

Kavuncu aynı zamanda Enver Altaylı’nın da yeğeni. Kavuncu, 2003 yılında Enver Altaylı’nın kardeşleri Taha ve Cemal Altaylı’yla ortak olarak Usta Dış Ticaret Anonim Şirketi’ni kurdu.

Kavuncu’nun, FETÖ’nün yurt dışındaki en büyük sivil toplum örgütü olan Kazakistan Türk İş Adamları Derneği’nin başkan yardımcılığını yaptığı iddiaları da basına yansımıştı.

FETÖ YÖNETİCİLERİYLE AYNI MASADA

Kavuncu’nun babası Orhan Kavuncu’nun adı, 2014 yılında FETÖ’cülerle birlikte aynı restoranda görülmesiyle gündeme geldi. Enver Altaylı’nın da bulunduğu balık restoranındaki masada, Orhan Kavuncu, Kavuncu’nun oğlu Oruç Burak Kavuncu, FETÖ’nün Kazakistan İmamı Mehmet Mesut Ata, Bank Asya’nın kurucu ortağı Mehmet Artukaslan, Kazakistan Zaman Başyazarı Ahmet Alyaz da yer almıştı.

aydınlık

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın