İslami Tebliğ Kurumu Başkanı, Devrim Lideri’nin son mesajını açıklarken şunları vurguladı: “Şehit liderin kanının hesabını sormak (intikamını almak) sadece hükümetlerin görevi değildir, herkes bu konuda mükelleftir.”
Hüccetülislam Muhammed Kumi, İslami Tebliğ Kurumu binasında düzenlenen “Savaş İlahiyatı” (İlahiyat-ı Nebard) oturumunda şunları söyledi:
“Şehit liderin görkemli cenaze merasimindeki intikam ve kan davası kavramı, teşyicilerin ellerindeki bayrakların rengiyle dünyaya çok iyi aktarıldı. Dünyanın birçok prestijli medyası bu bayrakların renginin ne anlama geldiğini sormuştu; sıradan insanların bu soruya verdiği yanıtlar gerçekten işitmeye değer ve ilgi çekiciydi.”
İslami Tebliğ Kurumu Başkanı sözlerine şöyle devam etti: “Bununla birlikte, bu intikam içeriğinin derinleştirilmesi gerekiyor ki bu görev saf İslam maarifi camiası tarafından tebyin edilmelidir (açıklanmalıdır). Elhamdülillah, büyük ve üst düzey hocalarımız bu yolda konuları sunmaktadırlar; toplumsal hareket için entelektüel ve marifet temelini sağlamak adına bu açıklamaların bir an önce derlenip kitap halinde sunulması gerekmektedir.”
Saf İslam’ı tebliğ etme misyonunun, devrim imamlarının (liderlerinin) bakış açısını açıklamak olduğunu belirten Hüccetülislam Kumi, Lider’in intikam ve kan davası konusundaki son mesajının bir bölümüne atıfta bulunarak şunları ekledi:
“Liderimizin, ‘Sizin ve bu iki savaşın tüm şehitlerinin pak kanının intikamını o cani ve rezil katillerden alacağımıza ahdediyoruz’ şeklindeki açık ifadesi, sorumluluktan kaçış bahanelerinin önünü kapatmaktadır. İntikam, dini literatürde birçok stratejik ve geniş kavrama sahip olsa da kesinlikle ‘kısas’ı içerir. Bölgedeki ABD varlığına son vermek veya gayrimeşru ve menfur Siyonist rejimi yok etmek bu intikamın parçaları olsa da bu durum, Hac Kasım Süleymani’nin veya Şehit Liderimizin (Ağa-ye Şehid) katillerinin ve azalarının bizzat kısas edilmesiyle çelişmez.”
İslami Tebliğ Kurumu Başkanı, Devrim Lideri’nin son mesajında şehitlerin intikamını bir halk talebi olarak nitelendirdiğini hatırlatarak, halkın Şehit Lider’i uğurlama merasimindeki eşsiz katılımına teşekkür etti ve ekledi:
“İntikam konusu; halkın elindeki kızıl bayraklarda, şairlerin şiirlerinde, meddahların mersiyelerinde ve hatta meydandaki insanların dövizlerinde çok belirgindi. İran halkının bu yekvücut talebi bazı gerçeklere delalet etmektedir ki Hazret-i Ağa (Lider) da bunlara dikkat çekmiştir: İlk olarak, halkın talebi ilahi iradeyle aynı doğrultuda olduğunda bu mutlaka gerçekleşecektir. İkincisi, halkın bu talebini karşılamak için İslam Cumhuriyeti’nin kurumsal yapısı da görevli ve mükellef kılınmıştır. Dini halk egemenliği (merdumsalari-ye dini) sisteminde devlet, halkın şer’i talebini takip etmekle yükümlüdür; bu artık sadece mümin bireylerin tekil görevi değildir. Üçüncü olarak Liderimizin belirttiği husus, bu intikamın kesinlikle alınacağı ve maslahatlara kurban edilemeyeceğidir; bu hüküm hiçbir mazeretle askıya alınamaz.”
Kumi, İslam Devrimi Lideri’nin belirttiği bir diğer noktaya değinerek şöyle dedi:
“Liderimiz, ‘Bu katillerin tepeden tırnağa bir listesi elimizde mevcuttur’ buyurdu. Buradan iki şey anlaşılıyor: Birincisi, iş artık operasyonel faza geçmiştir ve Şehit Liderimizin şehadetinde kimlerin rol oynadığına dair detayların netleşmesi bunu gösteriyor. İkincisi, hedef bankası sınırlı değildir. Elimizde geniş bir hedef bankası var ve sadece şehit imamımızın intikamıyla yetinmeyeceğiz, diğer tüm şehitlerin de intikamını alacağız; şehit komutanlarımız, bilim insanlarımız ve yetkililerimizden tutun, Minab, Lamerd ve ülkenin diğer bölgelerinde suçsuz yere şehit edilen tek bir çocuğa ve vatandaşa kadar…”
Hüccetülislam Kumi, Lider’in mesajındaki “Bunlar huzurlu bir ölüm arzusunu mezara götürecekler” cümlesine de atıfta bulunarak şunları söyledi:
“Bu ifade, düşmanın güvenliğinin elinden alınması gerektiği anlamına gelir. Öyle adımlar atılmalı ki gözlerine uyku girmesin ve güvenlik arzusu onlardan sökülüp alınsın. Bir zamanlar, ‘Eğer Hac Kasım Süleymani’nin kısasını almaya kalkarsak Devrim Lideri’ne saldırabilirler’ deniyordu; oysa karşımızda öyle açgözlü bir düşman var ki Kasım Süleymani’nin katili kısas edilmediğinde bile gidip bizim diğer liderimizi hedef alıyor. Hepimiz olası bahanelerle ilahi hükmün engellenmemesi konusunda uyanık olmalıyız.”
İslami Tebliğ Kurumu Başkanı, mesajda geçen “yakında” kavramına da vurgu yaparak, “Bu ‘yakında’ kavramı zamanın geçmesiyle anlamını yitirmez; intikamı uzun vadeye ertelemek ve doğru koşulların oluşmasını beklemek doğru değildir. Aynı şekilde intikam sadece hükümetlerin görevi de değildir, Müslüman olmayan özgür insanlar dahil herkes buna mükelleftir. Dünyayı saran bu kurumsallaşmış zulümden bıkmış usanmış insanların sayısı az değildir. İntikam ve kısas hükmü asla bu bölgeyle sınırlı değildir, dünyadaki tüm özgür insanlar bu emrin muhatabıdır” dedi.
Mesajda intikamın bir “ilahi misyon” olarak tanımlanmasına da değinen Kumi, “İlahi sünnet, suçlulardan intikam alınmasını öngörür. Bu ilahi misyonun anlamı cihaddır ve şüphesiz bu yolda adım atan ve ola ki öldürülen kişi ecir almıştır ve şehittir. İlahi misyonu hafife almaya hakkımız yoktur. İntikam özü itibarıyla fıtri, akli ve insani bir durumdur; Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle, onun uygulanmasında hayat (kısasta hayat vardır) vardır” şeklinde konuştu.
Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’in liderliği dönemindeki diğer mesajlarına ve fermanlarına da atıfta bulunan Kumi, Lider’in Şehit Lider ve bu iki savaşta şehit düşen tüm insanlar, özellikle de küçük çocuklar için kan davası ve intikam vurgusu yaptığı bölümleri hatırlatarak şunları söyledi:
“Liderimizin müteaddit mesajlarında bu konuya defaatle değinmesi meselenin önemine işaret etmektedir. Bu intikam ve kan davası söylemi, onun tüm mesajlarını birbirine bağlayan bir tespih ipi gibi görülebilir.”
Hüccetülislam Kumi konuşmasını, Şehit Lider’in hayattayken Şehit Hac Kasım Süleymani’nin yıldönümü merasimindeki şu sözlerini hatırlatarak tamamladı:
“Şehit Liderimiz, ‘Hac Kasım’ın şehadetinde yaşananlar, Amerika’ya atılan ilk sert tokat idi. O zamana kadar Amerika’ya atılan en büyük tokat, gerçekleştirilen bu devasa halk hareketiydi’ demişti. Dolayısıyla İran halkının ülke genelindeki gece buluşmalarını ve meydan hareketliliğini asla hafife almaya hakkımız yoktur; bu toplanmalar kesinlikle düşmana atılmış birer tokattır. Bu bir slogan ya da sembol değil, gerçeğin ta kendisidir ve dikkatli bakanlar bunun etkilerini görebilirler.”
