Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı; Kızıldeniz, Umman Denizi ve Akdeniz’e uzanan bir boru hattı ağıyla “baypas edilebilir”, ancak bu güzergahların her biri yeni güvenlik darboğazları yaratmaktadır.
2026 yılındaki Hürmüz Boğazı krizi, Basra Körfezi’ndeki petrol üreticisi ülkeleri, ortak amacı bu stratejik su yoluna olan bağımlılığı azaltmak olan projeleri hızlandırmaya sevk etti.
Associated Press (AP), Reuters, Axios ve The Wall Street Journal’ın raporları; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak’ın petrolü Hürmüz Boğazı’ndan geçirmeden Kızıldeniz, Umman Denizi ve Akdeniz’e ulaştırabilecek bir dizi boru hattı ve ihracat güzergahını geliştirmekte veya yeniden faaliyete geçirmekte olduğunu gösteriyor.
New York Post ve Qcintel raporlarına yansıyan Goldman Sachs değerlendirmesine göre, Hürmüz’ü baypas etmeye imkan tanıyan boru hatlarının kapasitesi 2027 sonuna kadar günlük yaklaşık 3,8 milyon varil artabilir; 2028 sonuna kadar ise toplam yeni kapasite günlük yaklaşık 7,3 milyon varile ulaşabilir.
Goldman Sachs bu doğrultuda, Körfez’in savaş öncesi petrol ihracatının yaklaşık yüzde 45’inin 2027 sonuna kadar, yaklaşık yüzde 60’ının ise 2028 sonuna kadar alternatif güzergahlardan taşınabileceğini öngörmektedir.
- Suudi Arabistan: Kızıldeniz’e Uzanan Doğu-Batı Boru Hattı
Hürmüz’ü dolanmak için mevcut en önemli altyapı, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Boru Hattı veya diğer adıyla “Petroline”dır.
Bu boru hattı, Suudi Arabistan’ın doğusundaki petrol sahalarından ve tesislerinden çıkarılan petrolü Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na taşımaktadır. Sonuç olarak petrol Yanbu’ya ulaştıktan sonra Hürmüz Boğazı’ndan geçmeden Kızıldeniz deniz hatlarına girebilmektedir.
Reuters, 7 Temmuz 2026 tarihinde geçtiği haberde Suudi Arabistan’ın bu boru hattının kapasitesini günlük 1 ila 2 milyon varil artırmayı değerlendirdiğini bildirdi. Reuters’a göre bu planın amacı, Suudi Arabistan’ın ve anlaşma sağlanması halinde bazı komşu ülkelerin, petrollerinin daha büyük bir kısmını Hürmüz’den geçirmeden dünya pazarlarına ulaştırmasını sağlamaktır. Reuters o dönemde bu konudaki görüşmelerin henüz ön hazırlık aşamasında olduğunu vurgulamıştı.
Suudi Arabistan’ın yalnızca boru hattı kapasitesini artırmayı değil, aynı zamanda Kızıldeniz kıyılarından ihracat yapma kabiliyetini de yükseltmeyi hedeflediği göz önüne alındığında bu projenin önemi daha da artmaktadır.
Associated Press, 23 Temmuz 2026’da Suudi Arabistan ve BAE’nin alternatif güzergahların kapasitesini artırmak için büyük yatırımlar yaptığını ve Suudi Doğu-Batı hattının bu güzergahların en önemlilerinden biri olduğunu yazdı.
Ancak son gelişmeler, Hürmüz’ü baypas etmenin güvenlik riskini mutlaka ortadan kaldırmadığı göstermiştir.
Reuters, 12 Ağustos 2026’da Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden yaptığı petrol ihracatının da Husilerin saldırı tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ve Suudi ihracatıyla bağlantılı bazı tankerlerin takip sistemlerini kapattığını bildirdi. Suudi Arabistan ayrıca petrolünün bir kısmını kuzeye, Süveyş Kanalı ve Mısır’ın SUMED boru hattı güzergahına yönlendirdi.
Dolayısıyla Suudi Arabistan, Hürmüz için alternatif bir güzergah oluşturmaktadır; ancak bu güzergahın kendisi Babülmendep ve Kızıldeniz adı verilen bir başka darboğazla karşı karşıyadır.
- BAE: Habşan-Füceyre Hattı
İkinci önemli güzergah, BAE’deki ADCOP veya Habşan-Füceyre boru hattıdır.
Bu hattın taşıdığı ham petrol, Ebu Dabi’deki Habşan tesislerinden Umman Denizi kıyısındaki Füceyre Limanı’na aktarılmaktadır. Bu güzergahın ana avantajı, Füceyre’nin Hürmüz Boğazı’nın dışında yer almasıdır; dolayısıyla bu limana taşınan petrolün açık denizlere ulaşması için artık Hürmüz’den geçmesi gerekmemektedir.
Reuters, 15 Mayıs 2026’da mevcut hattın günlük yaklaşık 1,8 milyon varil taşıma kapasitesine sahip olduğunu ve BAE’nin Füceyre üzerinden petrol ihracat kapasitesini artıracak bir projeyi hızlandırdığını bildirdi. Reuters, BAE ve Suudi Arabistan’ın şu anda Hürmüz Boğazı dışından petrol ihraç edecek boru hatlarına sahip yegane büyük Körfez üreticileri olduğunu belirtti.
Ancak BAE şimdi ikinci bir kapasite oluşturmanın peşindedir.
The Guardian da aynı gün BAE’nin Füceyre üzerinden petrol ihracat kapasitesini artıracak başka bir boru hattı inşa etmekte olduğunu bildirdi. Yeni hattın kesin kapasitesi açıklanmadı ancak mevcut kapasitenin iki katına çıkması halinde BAE’nin bu güzergahtan toplam petrol ihracat kapasitesi günlük yaklaşık 3,6 milyon varile ulaşabilir.
Associated Press de BAE’nin yeni projesinin yaklaşık 3 milyar dolar değerinde olduğunu ve 2027’nin ortalarında tamamlanmasının beklendiğini belirtti. Rapora göre proje, yayınlandığı sırada uygulama sürecinin yaklaşık yarısını geride bırakmıştı; ancak yeni kapasiteden tam olarak yararlanabilmek için Füceyre Limanı’nın da geliştirilmesi gerekmektedir.
Böylece BAE, Füceyre’yi Hürmüz dışındaki en önemli petrol ihracat terminallerinden birine dönüştürmektedir.
- Irak: Türkiye ve Suriye’ye İhracat Güzergahları Oluşturulması
Irak, Hürmüz’ün kapatılmasına karşı bölgedeki en hassas ülkelerden biridir; çünkü bu ülkenin ihraç ettiği petrolün büyük kısmı güney terminallerinden ve Basra Körfezi üzerinden sevk edilmektedir.
Bu nedenle Bağdat yönetimi şu anda birkaç alternatif güzergahı takip etmektedir.
Associated Press, Irak’ın Basra’dan Hadise’ye, ardından Türkiye’deki Ceyhan’a ve ayrıca Hadise-Baniyas (Suriye) güzergahına petrol taşınmasına yönelik projeleri yürüttüğünü bildirdi. Bu güzergahların bazıları için hedeflenen kapasite günlük yaklaşık 2 milyon varile ulaşabilmektedir.
Bu plan jeopolitik açıdan büyük önem taşımaktadır; zira tamamlanması halinde Irak, petrolünü ülkenin güneyinden kuzeye ve batıya taşıyarak Akdeniz limanlarına ulaştırabilecektir.
Böyle bir durumda Irak, ilk kez petrol ihracatının önemli bir kısmını Hürmüz’den geçirmeden dünya pazarına aktarabilecektir.
- Basra-Hadise Hattı: 2 Milyon Varilden Fazla Kapasiteli Proje
Irak’ın en önemli projelerinden biri Basra-Hadise boru hattıdır.
Enerdata’nın 10 Nisan 2026 tarihli raporuna göre Irak hükümeti, Petrol Bakanlığı’na bu projeyi tamamlaması için ihale düzenleme yetkisi verdi. Bu hattın hedeflenen kapasitesi günlük yaklaşık 2,25 milyon varil, tahmini maliyeti ise yaklaşık 4,6 milyar dolar olarak açıklandı.
Bu hattın önemi, Irak’ın güneyinde üretilen petrolü ülkenin orta ve kuzey bölgelerine taşıyarak kuzey ve batı ihracat güzergahlarına bağlanma imkanı sağlamasında yatmaktadır.
Bu ağın Türkiye’ye bağlanması durumunda Irak petrolü Akdeniz’deki Ceyhan Limanı üzerinden ihraç edilebilecektir.
- Irak-Suriye Güzergahı: Baniyas Hattının Yeniden Faaliyete Geçirilmesi
Bir diğer önemli güzergah, Irak petrolünün Suriye’ye ve Akdeniz kıyısındaki Baniyas Limanı’na bağlanmasıdır.
Associated Press, Irak’ın Basra petrolünü Suriye’nin Baniyas kentine taşımaya yönelik projeleri incelediğini ve ilerlettiğini, ABD’li şirketlerin de bu güzergahla ilgili bazı planlarda dikkate alındığını bildirdi. Bu güzergahların potansiyel kapasitesi günlük yaklaşık 2 milyon varile ulaşabilmektedir.
Iran International da 17 Temmuz 2026 tarihli raporunda, Irak ve Suriye’deki petrol projelerine ilişkin gelişmelere atıfta bulunarak, Irak-Suriye petrol hattını yeniden faaliyete geçirme planının Hürmüz üzerinden yapılan ihracattaki aksamaların ardından yeni bir önem kazandığını yazdı.
Bu güzergah stratejik açıdan oldukça önemlidir; zira Irak petrolünü doğrudan Akdeniz’e ulaştırmakta ve ülkenin Basra Körfezi’ne olan bağımlılığını azaltmaktadır.
- Basra-Akabe Güzergahı: Irak’ın Kızıldeniz’e Açılımı
Irak’ın yıllardır değerlendirdiği bir diğer güzergah Basra-Akabe boru hattıdır.
Bu projenin amacı, Irak petrolünü ülkenin güneyinden Ürdün’ün Kızıldeniz’deki Akabe Limanı’na taşımaktır. Hayata geçirilmesi halinde Irak petrolü Hürmüz’den geçmeden Kızıldeniz’e ulaşabilecek ve oradan deniz güzergahlarıyla dünya pazarlarına sevk edilebilecektir.
Associated Press, Hürmüz’ü baypas etme projelerine ilişkin raporunda bu güzergahla ilgili görüşmelere değinmiş ve burayı Irak’ın alternatif bir ihracat güzergahı oluşturma seçeneklerinden biri olarak değerlendirmiştir.
Elbette bu proje, Suudi Arabistan ve BAE hatlarına kıyasla daha fazla siyasi, finansal ve idari engelle karşı karşıyadır.
- Mısır’ın SUMED Hattı: Suudi Petrolü İçin Tamamlayıcı Güzergah
Yeni ağdaki bir diğer önemli nokta, Mısır’ın SUMED boru hattıdır.
Bu boru hattı petrolü Kızıldeniz kıyısından Akdeniz kıyısına taşımakta olup, Kızıldeniz petrol ihracatı ile Avrupa pazarları arasında bir köprü işlevi görebilmektedir.
Reuters, 12 Ağustos 2026’da Kızıldeniz’deki tehditlerin artmasının ardından Suudi Arabistan’ın petrolünün bir kısmını kuzeye, Süveyş Kanalı ve SUMED boru hattı güzergahına yönlendirdiğini bildirdi.
Bu gelişme, Hürmüz’ün alternatif ağının mutlaka tek bir boru hattından oluşmadığını; zincirleme hareket eden boru hatları, limanlar ve deniz hatlarından oluşan bir küme olabileceğini göstermektedir.
- Goldman Sachs Değerlendirmesi: Körfez Petrolünün Yüzde 60’a Kadarı Hürmüz’ü Baypas Edebilecek
Bu projelerin geleceğine ilişkin belki de en önemli değerlendirme Goldman Sachs’a aittir.
New York Post’un 14 Temmuz 2026’da yayınladığı ve Goldman Sachs’tan Alexandra Paulus’un analizine dayandırdığı habere göre, petrolün Hürmüz dışından taşınmasını sağlayan boru hatlarının kapasitesi 2027 sonuna kadar, Körfez’in savaş öncesi petrol ihracatının yaklaşık yüzde 45’inin boğazı baypas edebileceği düzeye ulaşabilir.
Aynı analiz, alternatif güzergahlardan geçebilecek petrol kapasitesinin 2028 sonuna kadar günlük yaklaşık 7,3 milyon varile ulaşabileceğini söylüyor; bu rakam Körfez’in savaş öncesi petrol ihracatının yaklaşık yüzde 60’ına denk gelmektedir.
Qcintel de Goldman Sachs analizine dayanarak, Hürmüz’ü baypas eden boru hatlarının etkin kapasitesinin 2027 sonuna kadar günlük yaklaşık 3,8 milyon varil artabileceğini ve 2028 sonuna kadar toplam kapasite artışının günlük yaklaşık 7,3 milyon varile ulaşabileceğini bildirdi.
Bu rakamlar gerçekleştiği takdirde Hürmüz’ün jeopolitik denklemini hissedilir derecede değiştirebilir.
- Ancak Temel Bir Sorun Kalıyor: Kızıldeniz
Boru hatları inşa etmenin güvenlik riskinin sonu anlamına geldiği düşünülmemelidir.
Reuters, 12 Ağustos 2026’da Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’deki alternatif güzergahının dahi Husilerin saldırı tehdidinden etkilendiğini bildirdi. Yanbu’dan yapılan Suudi ihracatıyla bağlantılı tankerler tehditle karşılaşmış ve bazı gemiler riski azaltmak için takip sistemlerini kapatmıştır.
Reuters, 21 Temmuz 2026’da da bazı Asyalı rafinerilerin Babülmendep riskini dolanmak için Süveyş Kanalı güzergahını kullanmaya yöneldiğini bildirdi. Güzergahın bu şekilde değiştirilmesi seyir süresini dört haftaya kadar uzatabilmekte, yakıt ve taşıma maliyetlerini yükseltmektedir.
Dolayısıyla bölge ülkeleri Hürmüz’ü baypas ederek riskin bir kısmını Babülmendep, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’na kaydırıyor olabilirler.
- Boru Hatları LNG Sorununu Çözemez
Bir diğer önemli kısıtlama, boru hatlarının sıvılaştırılmış doğal gazdan (LNG) ziyade esas olarak ham petrol sorununu çözmesidir.
Associated Press, Hürmüz’ü baypas etme projelerine ilişkin raporunda yeni boru hatlarının LNG ihracatındaki aksamayı telafi edemeyeceğini vurgulamıştır; oysa bölgedeki LNG ticaretinin kayda değer bir kısmı da Hürmüz Boğazı’ndan geçişe bağımlıdır.
Bu durum Katar için hususi bir önem taşımaktadır; zira Suudi Arabistan ve BAE’nin aksine devasa hacimlerdeki LNG’nin kara boru hatlarıyla bölge dışına taşınması imkanı bulunmamaktadır.
Genel olarak uzman görüşleri, bölgedeki petrol zengini ülkelerin yeni bir enerji güvenliği modeline doğru ilerlediğini göstermektedir; bu modelde Hürmüz Boğazı artık Basra Körfezi petrolünün tek çıkış noktası olmayacaktır.
Suudi Arabistan Doğu-Batı güzergahının Yanbu’ya doğru kapasitesini artırmakta; BAE, Füceyre’ye petrol taşıma kapasitesini yükseltmekte; Irak ise Basra’dan Hadise’ye, ardından Türkiye, Suriye ve Ürdün’e uzanan bir ağ kurma peşindedir.
Ancak bu dönüşüm Hürmüz’ün önemsizleştiği anlamına gelmemektedir. Goldman Sachs senaryosunda bile Körfez petrol ihracatının yaklaşık yüzde 40’ı 2028 yılına kadar halen Hürmüz’e bağımlı kalabilir. Bunun yanı sıra alternatif güzergahlar da saldırılar, sınırlı liman kapasiteleri, yüksek maliyetler ve Babülmendep riski gibi sorunlarla karşı karşıyadır.
Dolayısıyla yeni projelerin temel amacı, bu boğazın stratejik önemini tamamen ortadan kaldırmak değil, “Hürmüz’ün bölge petrol ihracatını felç etme gücünü azaltmak” olarak görülmelidir.
Bu projeler planlandığı gibi yürütülürse, sonuç Orta Doğu’da çoklu bir enerji ihracat ağının şekillenmesi olabilir: Kızıldeniz üzerinden Suudi petrolü, Füceyre üzerinden BAE petrolü, Türkiye ve Suriye güzergahından Irak petrolü ve Mısır SUMED hattı üzerinden bölge ihracatının bir kısmı…
Başka bir deyişle Hürmüz krizi nihayetinde, dünyanın bu boğaza olan bağımlılığını yok etmek yerine, bölge ülkelerini ilk kez büyük ölçekte Hürmüz’e tam bağımlılık olmadan bir ekonomik yaşam altyapısı kurmaya mecbur bırakabilir.
not: analiz haber tahrireh.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
