İlham Aliyev Hükümetinin Din Karşıtı Karnesine Bir Bakış

Betul

Azerbaycan Cumhuriyeti’nde okullarda başörtüsü kısıtlaması, başörtüsü yasağına karşı çıkan protestoculara yönelik müdahaleler ve Muharrem ayı merasimlerinin düzenlenmesine getirilen kısıtlamalar, İlham Aliyev hükümetinin dini özgürlükler alanındaki karnesinde öne çıkan konular arasındadır. 2010 yılında başlayan bu süreç, 2026 yılındaki yeni okul düzenlemeleriyle birlikte yeniden tartışmaların odağı haline gelmiştir.

Azerbaycan Cumhuriyeti, nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olmasına rağmen İlham Aliyev’in cumhurbaşkanlığı döneminde İslami giyim, dini faaliyetler ve dini merasimlerin aleni bir şekilde düzenlenmesi hususunda defalarca kısıtlamalara tanıklık etmiştir.

Bu politikaların en son örneği, Ekim 2026’da okullardaki kılık-kıyafet düzenlemesinin yürürlüğe girmesidir. Bu düzenleme, başörtülü çok sayıda kız öğrencinin derslere girmekten mahrum kalmasına ve protestoların şekillenmesine yol açmıştır.

Aralık 2010: Okullarda Başörtüsü Yasağı Macerasının Başlangıcı

Azerbaycan Cumhuriyeti’nde başörtüsü kısıtlamasına dair en önemli gelişmelerden biri Aralık 2010’da yaşandı. O dönemde ülkenin Eğitim Bakanlığı, okullarda tek tip kıyafet uygulamasını gerekçe göstererek ilkokul ve ortaokullarda İslami başörtüsü ve eşarp kullanımını fiilen engelledi.

9 Aralık 2010 tarihinde dönemin Eğitim Bakanı, öğrencilerin resmi okul kıyafetini giymek zorunda olduğunu ve başörtüsünün bu kıyafetle bağdaşmadığını açıkladı. Ertesi gün, 10 Aralık’ta yüzlerce kişi Bakü’de toplanarak bu kararı protesto etti. O dönemin raporları, başörtüsü yasağının sarih ve bağımsız bir kanun şeklinde kabul edilmediğini, aksine yetkililerin okul kıyafet yönetmeliğini yorumlama biçiminin bu kısıtlamaya yol açtığını vurguluyordu.

Bu geçmiş, Azerbaycan okullarındaki başörtüsü ihtilafının yeni bir olgu olmadığını ve köklerinin 2010’lu yılların başlarına dayandığını göstermektedir.

Mayıs 2011 ve Ekim 2012: Başörtüsü Protestolarına Gözaltılarla Müdahale Edildi

6 Mayıs 2011 tarihinde polis güçleri, Bakü’de başörtüsü yasağını protesto eden göstericilere müdahale etti. Özgür Avrupa Radyosu’nun raporu, polisin cop ve biber gazı kullandığını ve onlarca kişiyi gözaltına aldığını aktardı. Bu protestolar, eğitim yetkililerinin okullarda tek tip kıyafete uyulması gerektiği yönündeki vurgularının ardından patlak vermişti.

5 Ekim 2012 tarihinde de başörtüsü kısıtlamasını protesto etmek amacıyla bir başka gösteri düzenlendi ve çok sayıda katılımcının gözaltına alınmasıyla sonuçlandı. ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu’nun raporu, bu protestolarda gözaltına alınan ve bazıları daha sonra hapis cezasına çarptırılan kişilerin davalarına dikkat çekmektedir.

Bu olaylar, dini toplumun bir kesimi ile devletin eğitim ortamında dini sembollerin varlığına ilişkin resmi politikası arasındaki anlaşmazlığın devam ettiğini göstermektedir.

Aralık 2015: Kamusal Alanda Dini Sembollere Yasal Kısıtlama

4 Aralık 2015 tarihinde İlham Aliyev, dini faaliyetlere ilişkin kısıtlamaların kapsamını genişleten “Dini İnanç Özgürlüğü” kanunundaki değişiklikleri imzaladı.

Bu değişikliklerin resmi metnine göre İslami ayin ve merasimlerin düzenlenmesi Azerbaycan vatandaşlarıyla sınırlandırıldı ve yurt dışında dini eğitim almış vatandaşların bu merasimleri düzenlemesine izin verilmedi. Ayrıca ibadethaneler dışındaki kamusal alanlarda dini sloganların ve bazı dini sembollerin sergilenmesi yasaklandı; ancak kanun metni, dini sembollerin şahsi olarak taşınmasını bu yasaktan muaf tuttu.

Bu kanun tek başına tüm İslami merasimlerin veya Muharrem mateminin yasaklandığı anlamına gelmiyordu; fakat dini faaliyetlerin çerçevesini ve dini sembollerin kamusal alanda gösterimini daha sınırlandırılmış hale getirdi. Aliyev’in bu değişikliklerin altına attığı imza da bu yasal çerçevenin kabul edilmesindeki resmi sorumluluğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Muharrem 2024: Sokaklarda Merasim Düzenlenmesine Kısıtlama

Kısıtlamalar okullar ve İslami giyimle sınırlı kalmadı; Şiilerin dini merasimleri, özellikle de Muharrem ayı matemi sonraki yıllarda daha katı düzenlemelerle karşı karşıya kaldı.

27 Haziran 2024 tarihinde, Muharrem ayının başlamasıyla eş zamanlı olarak, Azerbaycan İçişleri Bakanlığı ile Dini Kurumlarla İş Oluşturma Devlet Komitesi, ülke kanunları uyarınca dini merasimlerin camilerde ve dini mekanlarda düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Devlet yetkilileri ayrıca çocukların dini toplantılara katılması konusunda uyarıda bulunarak ebeveynlerden çocuklarını bu tür merasimlere götürmemelerini istedi.

Bu kısıtlama uygulamada, Şii geleneğinde merkezi bir yere sahip olan matem kafilelerinin ve Aşura günü sokak yürüyüşlerinin düzenlenmesini etkiledi. Aynı yılın Aşura gününden yayımlanan raporlar da Bakü’deki bazı camilerde matem tutanların katılımına kısıtlama getirildiğini gösteriyordu.

Elbette Azerbaycan devleti her zaman Aşura mateminin yasak olmadığını ve camilerde düzenlenebileceğini iddia etmiştir. Ülkenin Dini Kurumlarla İş Oluşturma Devlet Komitesi, 8 Aralık 2015 tarihinde de Aşura merasimlerinin tamamen yasaklandığına dair raporları reddetmişti. Ancak uygulamada durum farklı gelişiyor ve Muharrem matemi büyük kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyordu.

Ekim 2026: Yeni Okul Düzenlemeleriyle Başörtüsü İhtilafının Geri Dönüşü

Bu konudaki en son gelişme 2026 yılında yaşandı. 7 Temmuz 2026 tarihinde Azerbaycan Genel Eğitim Kanunu değiştirildi. Bu değişiklik, eğitim sisteminde milliyetçilik ve sekülerizm ilkelerini vurguladı ve devlet okullarındaki öğrenciler ile öğretmenler için kılık-kıyafet gerekliliklerine uyulmasını zorunlu kıldı. Aliyev de bu kanunu imzaladı.

Devamında, 21 Eylül 2026 tarihinde hükümet okul kıyafetlerine ilişkin yeni düzenlemeleri onayladı. 12 Ekim 2026 tarihinden itibaren başörtülü kız öğrencilerin okullara girişinin engellendiğine ve bazı öğretmenlerin başörtüsüyle derse girmesine izin verilmediğine dair raporlar yayımlandı. Bu müdahaleler ülkenin çeşitli noktalarında protestoları tetikledi.

Uluslararası Af Örgütü 16 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı bir bildiriyle, ayrımcı başörtüsü kısıtlamalarına son verilmesi ve barışçıl protestocuların serbest bırakılması çağrısında bulundu. Örgüt, Azerbaycan İçişleri Bakanlığı verilerine göre 12 Ekim’de yalnızca Bakü’de 37 kişinin gözaltına alındığını, buna karşın aktivistlerin gözaltı sayısını 200’den fazla olarak açıkladığını bildirdi. Bu rakamlar farklı kaynaklara ait olup toplam gözaltılar hakkında bağımsız ve nihai bir istatistik sunulmamıştı.

Bu olayların incelenmesi yıllara saptanan bir sürecin tablosunu sunmaktadır: 2010 yılında okullarda başörtüsü kısıtlaması, 2011 ve 2012 yıllarında protestoculara müdahale edilmesi, 2015 yılında dini sembollere yasal kısıtlamalar getirilmesi, aynı yıllarda kamusal Muharrem merasimlerinin kontrol altına alınması ve Ekim 2026’daki yeni okul ihtilafı.

Belgelenmiş olan husus, önemli kanunların Aliyev tarafından imzalanması ve kısıtlayıcı politikaların onun cumhurbaşkanlığı döneminde uygulanmaya devam etmesidir. Azerbaycan devleti bu politikaları sekülerizm ve eğitim düzeni ile gerekçelendirirken; insan hakları kuruluşları ve dini eleştirmenler, bu uygulamaların dini giyim özgürlüğünü ve eğitim hakkını baskı altına aldığını savunmaktadır.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın