İmam Aliyyen Naki’nin (as) veladet yıldönümü

rasthaber

KİMLİĞİ:Adı: AliLakabı: Hadi ve NakiKünyesi: Ebul HasanBabası: Hz.Muhammed Taki(a.s)Doğum tarihi: Hicri 214İmamet süresi: 34 yılömrü: 40 yılŞehadeti: Abbasi halifesi Mu’tez’in emriyle hicri 254 yılında şehit oldu.Defnedildiği yer: Irak şehirlerinden biri olan “Samerra”.DOĞUMU:Hadi adıyla ünlü olan İmam Ali Naki (a.s) Hicri 212.yılı Zilhicce ayının 15’inde Medine’nin çevresinde Surya denilen mahallede dünyaya geldi. Babası İmam Cevad(a.s), annesi, pak ve faziletli bir cariye olan Semane idi. Hz.Naki(a.s), Hicri 220 yılında babasının şehadetinden sonra, imamet makamına geçti. O, sekiz yaşında olduğu halde tüm şiilerin dikkatini üzerinde toplamıştı. Abbasi halifeleri ondan çok korkuyor ayrıca onu sürgüne göndererek, eziyetler ediyorlardı. Örneğin Mütevekkil, İmam(a.s). Medine’den Samerra’ya getirtti ve O, ömrünün sonuna dek orada kaldı.AHLAKİ ÖZELLİKLERİ:Hz.Hadi(a.s) zühd ve takvada eşsiz idi. Örneğin Mütevekkil’in memurları onun evine baskın düzenlediklerinde onu, basit bir odada ibadet ederken görmüşler*. O, Kur’an’ı çok sever, halk ile işi bittiğinde Kur’an okurdu. Halka güleryüzle davranır, yürürken, ağır ağır yürürdü. Yoksullara yardım eder, hatta mahrumlara ve fakirlere otuzbin dinara kadar yardım yaptığı ve para bağışında bulunduğu, görülmüştü. Birgün Mûtevekkil ona otuzbin dinar gönderdiğinde hepsini fakir bir arap vermişti. Mütevekkil’in annesi İmam Hadi(as)’ın zühdüne ve takvasına vurulmuştu. Birgün Mütevekkil hastalanmış ve ayağından yaralanmıştı. Doktorlar onu tedavi edemeyince, annesi Feth bin Hakanı ilaç alması için İmam Naki(a.s)’ın evine gönderdi. Onun Mütevekkil’e gönderdiği ilaçla, ayağı iyileşti. Tüm doktorlar şaşkına uğramışlardı. Annesi teşekkür etmek için bin dinar para göndermiş ve İmam(a.s) hepsini fakirlere dağıtmıştı.İMAM HADİ (AS)’IN FAKİRLERE YARDIMI:Yunus-i Nakkaş korkmuş bir halde titreyerek Imam(a.s)’ın huzuruna vardı ve şöyle dedi: ‘Ey Resulullah’ın oğlu! Ben ölümün eşiğindeyim. Siz, benim aileme yardımda bulununuz” İmam(a.s) ne olduğunu sorduğunda şöyle dedi: “Abbasilerin adamlarından biri bana bir elmas vererek üzerine bazı şekiller çizmemi istemişti. Ben bu işi yaparken elmas ikiye bölündü. O, elması geri almak için yarın adamlarını gönderecek. Eğer olayı anlarsa beni öldürür”. Imam(a.s) başını öne eğerek düşündü. Sonra başını kaldırarak şöyle buyurdu: “Senin için dua ettim. Sana zarar vermeyeceğinden emin ol. Hatta bu iş senin yararına sonuçlanacaktır. Git, hiç bir rahatsızlık duymayacaksın”. Ertesi gün Yunus, memurlardan biriyle korkarak o adamın evine gitti. Çok geçmeden ev sahibi gelerek ona şöyle dedi: “Ey Yunus! Seni yüzüğün üzerine nakış çizmenle görevlendirmiştim. Ama iki kızım arasında bu yüzük üzerinde kavga çıktı. Eğer yapabilirsen, o elmas yüzüğü ikiye böl. Ve nakışları bu iki parça üzerine çiz. Bu işi yapabilirsen, sana hediye de verebilirim”. Yunus “Düşünmem için bana izin verin”dedi. Daha sonra oradan sevinçle çıkarak İmam(as)’ın huzuruna döndü ve onun buyurduğu lütuftan dolayı kendisine teşekkür etti.EN ZOR DÖNEMİ:İmamlarımızın zalimlerle ve tağuti güçlerle muhalefet ve çarpışmaları Şiâ İslam tarihinin iftihar ettiği husustur. Onlar, zalimler ve müstekbirlerle anlaşıp uyuşmadıklarından, zalimlerin dikkatini çeker, onlara rahatlık ve refah vermezlerdi. Hz.Hadi(a.s)’ın hayatı yedi Abbasi halifesine rastladığı halde İmam(a.s)’ın en zor dönemi Mütevekkil dönemi sayılırdı. Çünkü Mütevekkil imansız, şöhret peşinde koşan, soysuz birisi idi. Dindar görünüyorduysa da, bu siyasi amaçlanna ulaşmak içindi. Mütevekkil, hicri 226 yılında İmam Hüseyin(a.s)’ın kabrini Fırat nehri suları altında bırakmalarını, mezarını yıkarak, Şiilerin onu ziyaret etmemeleri için çiftlik yapmalarını emretmişti. Mütevekkil, imamların kabirlerinin her birinin dünyanın her tarafından gelen fedakar ve aşık Şiilerin ziyaret ettikleri ve kendi aleyhine işleyen ve Şiileri kendine cezbeden kutsal mevziler olduğunu çok iyi biliyordu. Hatta Mütevekkil, Muhammed bin İdris adlı bir alimi koruyor ve halkı,sorularını ona sormağa teşvik ediyordu. Böylece halk Ali(a.s) hanedanından yavaş yavaş uzaklaşacaktı. Mütevekkil, İmam(as)’ı öldürdükten sonra da hiçbir zaman rahat yüzü görmedi. Ve sonunda Şii Türkler tarafından öldürüldü.İMAM HADİ(A.S) ve GAYBİ YARDIMLAR:Birgün dalkavuklardan biri Mütevekkil’e şöyle dedi: “Siz niçin memurlarınıza, İmam Hadi(a.s)’a saygı göstermelerini ve o içeri girdiğinde perdeleri kaldırmalarını emrediyorsunuz? Bu yaptıklarınız, sizin makamınıza yakışmıyor. Bırakın o da ötekiler gibi gelip gitsin. Böylece değeri halkın gözünde düşecektir”. Mütevekkil onun isteğini kabul ederek, İmam(a.s)’ın geliş gidişinde perdeleri kaldırmamalarını ve kapıları açmamalarını emretti. Birgün, memurlardan biri koşa koşa Mütevekkil’in yanına gelerek şöyle dedi: “İmam geldiğinde, nereye gidiiyorsa kapılar kendi kendine açılıyor ve perdeler kalkıyor. Bu iş herkesin dikkatini çekiyor. Eğer böyle devam ederse, Imam Hadi(a.s)’ın değeri ve üstünlüğü herkese malum olacak ve senin hükumetinin geleceği tehlikeye düşecektir.” Mütevekkil çabucak, memurlarına, eskiden olduğu gibi İmam(a.s)’a davranmalannı ve ona daha çok saygı göstermelerini emretti.HAK YOLUNDA ŞEHADET:Birgün Mütevekkil, çocuklarının öğretmeni olan İbn-i Sekkiyt’e şöyle sordu: “Benim çocuklarımı mı daha çok seviyorsun, yoksa peygamberin iki oğlu Hasan ve Hüseyin’i mi”? O, çabucak, mertce ve cesurca cevap verdi: “Ali(as)’ın kölesi Kanber’i, senden ve senin iki oğlundan daha çok seviyorum!” Mütevekkil, tıpkı bir köpek gibi kudurdu ve bu adamın dilini, boynunun arkasından çıkarmalarını emretti. Böylece bu büyük adam 58 yaşında iken şehit oldu.MÜTEVEKKİL’İN, ALİ(A.S)’IN EVLATLARINA YAPTIĞI BASKILAR:Mütevekkil, aşırı israfıyla ve halkın malını boş yere harcamasıyla meşhurdu. Bir gün Irak’ın Samerra şehrinde bulunan altın anıtın yapılması için, birmilyon yediyüzbin dinar harcadı. Halkın malını yağmaladığı ve servet içinde yüzdüğü halde Hz.Muhammed(s)’in evlatlarına öyle baskılar yapıyordu ki, peygamber soyundan kızlar kilim dokuyarak, hatta giyinmek için yeni elbiseler dahi alamıyorlardi. Ali(a.s)’ın evlatlarına kötü davrandığı halde, onun düşmanlarıyla dostluk kuruyor, onlarla alay etmeleri için para veriyordu. Yanında bulunan dalkavuk, yaptığı hareketlerle Ali(a.s)’ı alaya alıyor, Mütevekkil’i kahkahalarla güldürüyordu. Mütevekkil, Ali(a.s)’ın ailesine yaptığı baskılarda o kadar ileri gitmişti ki, Medine’deki vali ve komutanlarına; “Kim Ali(as)’ın evlatlarına yardım etmek isterse ve onların evine gidip gelirse onlara ağır ceza verin, diye bir yazı yazmıştı. Mütevekkil, hicri 234 yılında, memurlarından biri aracılığıyla, İmam Hadi(a.s)’ı Medine’den Samerra’ya sürdürttü. Ve İmam Naki(a.s)’ı oğlu İmam Hasan Askeri(a.s) ile birlikte bir kışlanın yanındaki eve yerleştirdi. Ömrünün sonuna dek onları gözaltına aldı. Onun için İmam(a.s), “Askeri” lakabını aldı. (yani çevresi askerle sarılı)İLMİ MAKAMI:Hz.Hâdi(a.s)’ın ilminin kaynağı nebevi ilim olduğundan, ilim nuru mübarek kalbine ışık saçıyor ve onu yaratılışın hedeflerine aşina kılıyordu. Onun ilmi hakkında birkaç örnek sizlere sunuyoruz:1- Birgün Rum Kayseri, Abbas halifelerinden birine şöyle yazdı: İncil’de okuduğumuza göre, gökten inan bir sure var ki, kim onu okuyarak amel ederse, Allah onu cehenneme atmayacaktır. Lütfen o surenin hangi sure olduğunu bize yazınız, Çünkü biz bu sureyi İncil’de bulamadık. Abbasi halifeleri tüm alimleri toplayarak aynı soruyu onlara sordu. Onlar cevap veremeyince halife, İmam Hadi(a.s)’ı çağırak soruyu ona sordu. Imam Ali Naki(a.s) konuşmaya başlayarak şöyle dedi: “O sure, Fatiha suresidir ki, her müslüman günde birkaç kez onu okumaktadır”. Daha sonra bu sure hakkında tüm alimleri hayrete düşüren açıklamalarda bulundu. İmam(as)’ın cevabını Rum Kayserine gönderdiler ve o, bu mektubu okuyarak sevindi ve müslüman oldu.2- Me’mun’un ve ondan sonraki halifelerin zamanının en büyük alimlerinden sayılan Yahya bin Eksem, İmam Hadi(a.s)’a mektupla bazı sorular sormuştu İmam Hadi(a.s)’ın cevapladığı bu sorular şunlardır.a- Hz. Süleyman(a.s) Seba melikesi Belkıs’ın tahtını istediğinde, veziri Âsıf Berhiya şöyle demişti: “Ben onun tahtını göz açıp kapayana dek buraya getirebilen.” Niçin Süleyman(as)’ın kendisi bu işi yapmadı? Acaba O, bunu biliyormuydu?Cevap: Asıf,ne yapıyorduysa Sülyeman(a.s) tarafından yapıyordu. Bildiklerinin hepsini ondan öğrenmişti. Süleyman(a.s) bu işin sırrını biliyordu ama kendi halifesini halka tanıtmak ve onun makamını halka bildirmek için bu işi onun yapmasını istemişti.b- Kur’an şöyle der: Yakup, oğlu Yusuf’u görmek için Kenan diyarına gittiğinde, hepsi Yusuf’un karşısında secdeye kapandılar. Niçin Yakup gibi bir peygamber, Yusuf’un karşısında secdeye kapandı?Cevap: Çünkü secde sadece Allah içindir. Bu secde Yusuf için değildi. O, oğlu hala yaşadığından dolayı Allah’a şükür secdesi etmişti. Tıpkı meleklerin, Adem (a.s)’a yaptıkları secde gibi. Çünkü onlar Adem’e değil, yarattığından dolayı Allah’a secde etmişlerdi.c- Kur’an cennetteki yiyecek ve içeceklerin lezzet için olduğunu söylüyor. Öyleyse niçin Adem’in üzüm yemesi engellendi ve cennetten çıkardı?Cevap: Allah, Adem(a.s)’ı denemek için, karısı Havva’ya sebepsiz yere uymamasını ve o meyveyi yememesini istedi ama o, bu emre uymadı ve cennetten çıkarıldı.d- Niçin Ali(a.s) Cemel savaşında askerlerine sadece savaşçıları takip etmelerini ve kaçanlarla yaralı olanları ve silahsızları öldürmemelerini ama Sıffin savaşında, silahlı, silahsız, yaralı, yarasız kimi bulursanız öldürün diye emretmişti?Cevap: Çünkü Cemel savaşı, islam ile islamın, gerçek müminlerin ve müslümanların, kandırılmış müslümanlarla savaşı idi. Ama Sıffin savaşı islam ile küfrün savaşı, gerçek müslümanlar ile müslüman kılığına girmiş kafirler arasındaki çarpışına idi.Başka birgün “Yahya bin Eksem,” Abbasi halifesinin meclisinde oradaki tüm alimlere şu soruyu sordu Hz.Adem(a.s) hacca gidipte Allah’ın evini ziyaret ettiğinde onu kim traş etti?Hiçkimse cevap veremeyince İmam Hadi(a.s) a sordular. Hz. Ali Naki(a.s) şöyle buyurdu: “Allah’ın meleği Cebrail”. Yahya, İmam(a.s)’ın cevaplarını beğenerek, onun ilmi derecesinin büyüklüğünü itiraf etti.İMAM HADİ(A.S)’IN GAYBİ HABERLERİ:İmam Hadi(a.s)’ın Allah(c.c) ile ve gayb alemi ile irtibatı olduğundan, bazı mucizeler gösteriyordu ki bunlar Allah’ın kudretinden örnekler sayılmaktadır. İmam(a.s)’ın ashabından biri Irak’tan, Medine’ye gelerek onun huzuruna çıkma şerefine nail oldu. İmam(a.s) Abbasi halifesi Elvasık’ın durumunu sorduğunda şöyle dedi: “Ben Irak’tan çıktığımda halifenin sağlığı yerinde, Mütevekkil zindanda idi ve İbn-i Zeyyad halkın arasında ünlü olmuştu”. Hazret biraz sustuktan sonra şöyle buyurdu: “Allah’ın dediği olur. Onun emir ve istekleri asla engellenmez. Ey dost! Bil ki Vasık yakında ölecek ve yerine Mütevekkil geçecek ve ibn-i Zeyyad, Mütevekkil’in emriyle öldürülecektir!” Ne zaman, diye sorduğumda, senin Bağdat’tan çıkışından 6 gün sonra, diye buyurdu.İMAM HADİ(A.S)’IN HAKEMLİĞİMütevekkil’in halifeliği zamanında bir kadın, ben Fatıma(s.a)’nın kızı Zeyneb’im, iddiasında bulunmuştu. Mütevekkil ona. Zeyneb öleli yıllar oluyor ve sen, genç bir kızsın. Genç kadın şöyle dedi: “Evet, ama Resulullah(a.s) elini başıma sürdü ve onun için ben her kırk yılda bir gençleşiyorum.” Mütevekkil tüm büyük alimleri başına toplayarak, bu genç kadının iddiaları hakkında ne diyorsunuz? “diye sordu. Hepsi, onun yalan söylediğini belirttilerse de Mütevekkil:” Ben de onun yalan söylediğini biliyorum. Ama onun iddialannı yalanlamak için ne deliliniz var? “Onlar da,” bizim onun Zeynep(s.a) olmadığına dair delilimiz yoktur. Bu sorunu sadece İmam Hadi(a.s) halleder” dediler. Mütevekkil, hemen İmam(a.s)’ı çağırtarak olayı ona anlattı. Hazret şöyle buyurdu: “Eğer doğru söylüyorsa onu kafesteki aslanların yanına götürün. Çünkü yırtıcı hayvanlar Fatıma(s.a)’ın evlatlarına saldırmaz ve onların etini yemezler”. Mütevekkil o kadına: Bu konuda ne diyorsun? diye sorduğunda, kadın şöyle dedi: “Bu adam beni öldürmek istiyor. Eğer doğru söylüyorsa önce kendisi kafese girsin.” Mütevekkil, hemen atılarak; “kadın doğru söylüyor. Bu işi önce kendin yap.” Imam(a.s) sakıncası yoktur, diye buyurarak kafese girdi ve kafesdeki aslanların yanına oturdu. Herkes hayretle, havanların İmam(a.s)’ın karşısında saygıyla oturduklarını, bazen kendilerini İmam(as)’a sürdüklerini, İmam Ali Naki(a.s)’ın onları okşadığını ve onlara iyi davrandığını gördüler. Hz.Naki(a.s) bir köşeye çekilmelerini emrettiğinde hepsi kenara çekildi. Daha sonra dışarı çıkarak Mütevekkil’in yanına gelip, şöyle buyurdu: “Ey kadın! şimdi senin sıran geldi”. Kadın ağlamaya başlayarak şöyle dedi: ‘Ben yalan söyledim. Halkı aldatmak istedim ama başaramadım”.MÜTEVEKKİL’İN MECLİSİNDE:Gururlu ve bencil Abbasi halifesi Mütevekkil, halkın İmam Hadi(a.s)’a olan sevgisini kıskanıyor herzaman İmam(a.s)’ın mübarek vücudunu ortadan kaldırmak istiyordu. Birgün ona, İmam(a.s)’ın büyük bir isyana hazırlalandığını bu yüzden evinde para ve silah depoladığını haber verdiler. Mütevekkil memurlarına, gece yarısı evine baskın düzenlemelerini, evdebuldukları tüm para ve silahları, yanına getirmelerini istedi. Mütevekkil, rahatlamak için sarayında eğlence baloları düzenlemiş, müzik ve şarkılar eşliğinde eğleniyordu. O, her an İmam(a.s)’ın oraya getirilmesini bekliyordu. Memurlar merdivenle evin arkasından içeri girdiklerinde İmam Ali (a.s) odasında namaz kılarken buldular. Onlar evin her tarafını aradılarsada bir kılıçla biraz paradan başka hiçbir şey bulamadılar. Kılıçla paraları alarak İmam(a.s) ile birlikte Mütevekkil’in yanına gittiler. Meclise girdiğinde Mütevekkil Onu kendi yanına oturtarak, bir kadeh şarap uzatıp içmesini isteyince. İmam(a.s), “vallahi onu dudaklarıma bile dokundurmam,” diye buyurdu. Daha sonra sarhoş Mütevekkil, hiçbir şeye aldırış etmeden, İmam (a.s)’a kendisi için şiir okumasını istedi. “Ben, ceddim Ali(a.s)’dan kalan birkaç satırdan başka hiç şiir bilmiyorum,” diye buyurduğunda, Mütevekkil; bildiklerini oku, dedi. Ali(a.s)’ın o aydınlatıcı ve etkili şiirlerinden biraz okuyunca, Mütevekkil’in kafasında fırtınalar koptu. Hatta sarhoşluktan ayılarak ağlamaya başladı. İrnam(a.s)’ı saygı ile evine geri göndermelerini ve evinden aldıkları parayı ona fazlası ile vermelerini emretti. Şiirlerin bir bölümünün tercümesi şudur: Onlar, büyük kaleleri kendilerine ev yaptılar ve silahlı adamları nöbetci olarak dizdiler ama, kimse onların ölümünü engelleyemedi. Sonunda, lüks saraylarından mezarların derinliğine çekildiler ve oraya çok kötü bir şekilde girdiler. O an, hakkın sesi yükseldi ki şöyle diyordu: Nereye gitti o taht, taç ve diğer lüks eşyalar? Başkalarının serveti ile büyüyen ve onunla başkalarına karşı böbürlenen ve övünen çehreler nereye gittiler? Mezar, onları rezil etti. Ve şimdi onların çehreleri kurtçuklann oyun alanı oldu. Onlar bir zamanlar istediklerini yiyip içerlerdi ama şimdi onlar kurtçuklara yem oldular. İmam(a.s)’ın nasihat ve öğütlerle dolu şiiri, etkileyici ahengi ile Mütevekkil’i öylesine sarsmıştı ki, kendine gelerek sarhoşluktan ayıldı ve elindeki kadehi yere çalarak, korku ve üzüntüsünden hıçkırarak ağladı.ŞEHADETİ:Mütevekkil’den sonra Abbasi halifesi Saffak İmam(a.s)’a eziyet etmeye devam etti. Sonunda 42 yaşında iken Mu’tez’in eliyle şehid oldu ve Samerra’da toprağa verildi.ÖĞRENCİLERİ:İmam(a.s) gözaltında olduğu ve her açıdan kontrol edilerek halkla teması kesildiği halde, Onun ilim kaynağının aşıkları onunla gizlice irtibatlar kurarak, ilim kaynağından faydalanıyorlardı. Bunlardan bir bölümü aşağıda zikredilmiştir: Abdülazim Hasani; Zamanın en büyük alimlerinden sayılan bu şahıs takvası ile meşhurdu. İmam Hadi(a.s) defalarca ashabına: “Herhangi bir soruyla karşılaşırsanız, Abdulazim’e sorunuz ve benim selamımı ona iletiniz” diye buyurmuştur. Başka bir gün, inançlarını İmam(a.s)’a anlattığında Hazret şöyle buyurdu: ‘Vallahi senin akaidin, Allah’ın kulları için beğendiği inançlardır.” İmam(a.s)’ın bu değerli amcasının oğlu, çeşitli baskılara maruz kalarak Rey şehrinde saklandı. O, bazen yakınlarındaki Hz.Hamza’nın kabrinin yanına giderek, onu ziyaret ederdi. Bir süre sonra hastalanarak, dünyadan göçtü ve orada toprağa verildi Hasan bin Said-i Ahvazi: İmam Rıza, İmam Cevad, ve İmam Hadi(a.s)’ın ashabından idi. O, bu üç imamdan hadisler nakletmiştir. Önceleri Kufe’şehrinde yaşıyordu. Daha sonra Ahvaz’a gitti, oradan da Kum’a giderek bu şehire yerleşti. Ve orada vefat etti. O, islami ahlak ve fıkıh konusunda 30 cilt kitap yazmıştır. Alimler arasında, sözleri ve yazdığı hadisler mu’teber sayılır. Merhum “Meclisi” ve “Allame” onu hayırla yadederler. 3- Fazl bin Şazani Nişaburi: O aydın bir fakih ve kudretli bir hatip idi. Her zaman İmam(a.s)’ın ashabıyla oturup kalkar, onların ilminden faydalanırdı. Kendisi İmam Hadi(a.s)’ın değerli ashabından sayılırdı. O, alimlerin dikkatlerini üzerinde toplayan kitaplar yazmıştı. Bazıları onun kitaplarının 180 cilt olduğunu söyler. İmam Hadi(a.s)’dan sonra, İmam Hasan Askeri(a.s)’ın ashabından sayılan bu, şahıs, birgün İmam Hadi(a.s)’ın huzuruna gittiğinde, İmam(a.s) onu överek, Horasan halkına, onun ilminden faydalanmalarını tevsiye etti.. Şii olduğu için, çeşitli baskılara maruz kaldığından “Beyhak”a gitti ve İmam Hasan Askeri(a.s) zamanında vefat etti.İMAM HADİ(A.S)’DAN KISA SÖZLER:1- Kim Allah’ın sığınağında yaşarsa, dünyanın üzüntü ve zorlukları ona kolay gelir.2- Kim korkusuzca günah işler ve haya perdesini yırtarsa, Allah onu rezil ve çaresiz kılacaktır.3- İşlerinde, başkalarıyla meşveret etmeyen kimse ziyandadır.4- Dünya; Bazılarının kar, bazılarının da zarar ettiği bir pazardır.5- Aşırı şaka ve dalga geçmek akılsızların eğlencesidir.

Bu Haberi Paylaş