İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki abluka planına kapıları kapatarak, Londra’nın yeni bir savaşın parçası olmayacağını resmen duyurdu.
Hürmüz Boğazı üzerinden yükselen tansiyon, küresel enerji piyasalarının yanı sıra siyasi cephede de ayrışmayı beraberinde getirdi. ABD’nin bölgeye yönelik abluka planı tartışılırken, İngiltere’den dikkat çeken bir çıkış geldi. Başbakan Keir Starmer, ülkesinin pozisyonunu net ifadelerle ortaya koydu. Vatandaşın gözü enerji fiyatlarında, hükümetlerin gündeminde ise kriz büyümeden çözüm arayışı var.
“Biz Ablukayı Desteklemiyoruz”
BBC Radio 5’e konuk olan Starmer, Hürmüz Boğazı’nın dünya ekonomisi için taşıdığı kritik öneme dikkat çekti. Boğazın küresel enerji arzı için “hayati bir geçit” olduğunu belirten Başbakan, enerji fiyatlarının düşmesi için boğazın açık kalmasının şart olduğunu ifade etti. Starmer, müttefikleriyle olan görüş ayrılığını şu sözlerle dile getirdi:
“Müttefiklerimizle boğazı kapatmaya değil, açmaya çalışıyoruz. Biz ablukayı desteklemiyoruz. Tüm hazırlıklarımız boğazın açık kalmasına odaklı.”
Enerji Faturaları İçin Kritik Uyarı
Boğazdaki tıkanıklığın doğrudan İngiliz halkının cebine yansıyacağını vurgulayan Starmer, ekonomik risklere işaret etti. Petrol ve doğal gaz akışının kesintiye uğramasının enerji piyasalarında deprem etkisi yaratacağını belirten Başbakan,
“Bu durum vatandaşların daha yüksek faturalar ödemesi anlamına gelir. Ben enerji faturalarının sabitlenmesini ve düşmesini istiyorum”
Starmer’ın bu hamlesi, iç kamuoyunda yükselen hayat pahalılığı endişelerini yatıştırma ve ulusal ekonomik çıkarları ön plana alma çabası olarak kaydedildi.
“İngiltere Savaşa Sürüklenmeyecek”
Üzerindeki çatışmaya dahil olma yönündeki baskılara rağmen geri adım atmayan İngiliz lider, ordunun bölgedeki konumuna dair son noktayı koydu. İngiltere’nin ulusal çıkarlarının bir savaşta yer almaktan geçmediğini belirten Starmer,
“Ne olursa olsun savaşa sürüklenmeyeceğimiz konusunda çok netim. İngiltere’nin böyle bir savaşta yer alması ulusal çıkarımıza değil”
Mevcut krizde sorumluluğun İran’da olduğunu savunan Başbakan, buna rağmen askeri bir çözümün parçası olmayacaklarını yineledi. Geleneksel müttefiklik ruhu bu kez yerini enerji güvenliği endişelerine bıraktı.
