İran Dışişleri Bakanı, “26 Şubat’ta birkaç yıllık askıya almayı kabul etseydik savaş çıkmazdı diyerek kesin bir şey söyleyemeyiz. Ancak kabul etmiş olsaydık, savaştan daha büyük bir zarar görürdük; çünkü ülkenin onurunu satmış olurduk” dedi.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi, “Savaşın Hikayesi” (Maceraye Ceng) adlı programa verdiği mülakatta, “Müzakereler sürerken gerçekleşen birkaç saldırının müzakerecilerin itibarını zedeleyip zedelemediği” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Biz kendi itibarımızı ya da siyasi geleceğimizi korumak için çalışmıyoruz. Bazı kararları sırf kendi itibarları için alanlar olsa da ben böyle bir yaklaşımı vatana ihanet olarak görüyorum.”
Irakçi sözlerine şöyle devam etti: “Biz o dönemde (iki savaş arasında), Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği bünyesinde nükleer komiteyi kurmuştuk. Bu yapı şimdi müzakere komitesine dönüştü ve ‘6’lı Komite’ olarak biliniyor. Başlangıçta bu komitenin sorumluluğunu şehit Şamhani yürütüyordu; daha sonra şehit Larijani Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri olduğunda başkanlığı o devraldı. Müzakerelere ilişkin tüm tartışmalar bu komitede yürütülüyor ve alınan kararlar aynen Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi kararlarıyla aynı prosedürden geçiyordu. Orada müzakereciler hakkında oldukça ilginç ifadeler kullanılıyordu.”
Savaşı Kabul Etmek, Onuru Satmaktan Daha Az Zararlıydı
İran Dışişleri Bakanı açıklamalarını şu şekilde sürdürdü: “Her ne kadar 12 günlük savaşta nükleer tesislerimiz zarar görmüş olsa ve biz pratikte zorunlu bir askıya alma durumuyla karşı karşıya kalmış olsak da düşmanın ‘uranyum zenginleştirmeyi askıya alma’ talebini reddetmekle görevlendirilmiştik. Eğer bunu kabul etseydik savaş çıkmazdı demek doğru olmaz; ancak kesin olan şu ki, kabul etseydik savaştan çok daha kötü bir zarar görürdük. Çünkü ülkenin onurunu satmış olurduk.”
Irakçi, “Trump ve Netanyahu dönemi bitene kadar askıya almayı kabul etmek daha iyi olmaz mıydı?” sorusuna ise şu cevabı verdi: “Karar vermek benim ya da sizin elinizde değil. Eğer bunu kabul etseydik, düşmanın savaş yoluyla isteklerine ulaşmasına fiilen izin vermiş olurduk ve bu durum düşman için bir modele dönüşürdü. Asıl yenilgi buradadır; ülkenin tesislerinin yok edilmesinde değil.”
“Cuma Gecesi Atmosferin Tamamen Savaş Odaklı Olduğunu Gördüm”
Irakçi konuşmasının devamında şunları belirtti: “26 Şubat (7 Esfend) müzakereleri bir sonuca ulaşmamış olmasına rağmen, teknik ekiplerin Viyana’da buluşmasını kabul ettik. Ancak Cuma gecesi, atmosferin tamamen savaş odaklı olduğunu gördüm.”
İran Dışişleri Bakanı şöyle devam etti: “Netanyahu, ‘Yarım kalmış bir iş var, o da İslam Cumhuriyeti’ni yok etmektir’ demişti ve yanlış bir analizle Trump’ı İran’la savaşa sürükledi. Düşman işe ‘koşulsuz teslimiyet’ dayatmasıyla başladı ancak nihayetinde İran ile bir mutabakat zaptı imzalamak zorunda kaldı. Yani İran, ABD karşısında bir süper güç olarak masaya oturdu ve bu ülkeyi İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğine saygı duymaya zorladı.”
Düşmanın Hesap Hatası ve Caydırıcılık Algısı
Irakçi sözlerini şöyle sürdürdü: “Onların ‘sıfır zenginleştirme’ şeklindeki yasa dışı taleplerine karşı direndik. Müzakerelerde isteklerine ulaşamayacaklarını anlayınca savaşa yöneldiler. 12 günlük savaştan sonra bir hesap hatasına düştüler; İran’ın bu denli direneceğini tahmin edememişlerdi. Daha hazırlıklı olmaları gerektiğini düşünerek askeri teçhizatlarını daha da artırdılar.”
İran Dışişleri Bakanı son olarak şunları ekledi: “Savaşın gidişatı benim kontrolümde değildi; bu, karşı tarafın İran’daki bazı hedeflere ulaşmak için aldığı bir karardı. Biz ise karşı tarafın bu planını savaştan başka bir yöne çekmeye çalışıyorduk. Her şey, ‘zayıf bir İran’ algısıyla başladı. Bölgesel caydırıcılığını kaybettiği ve bunu telafi etmek için nükleer caydırıcılığa yöneleceği yönünde bir algı oluştu.”

♥️ MALCOLM-XX ♥️
İSRAİL ORDUSU, İRAN, HİZBULLAH VE ESAD’IN ELİNDEN SURİYE’Yİ GASP ETMEYE BENZEMİYORMUŞ SANIRIM ÖYLE DEĞİL Mİ EYY SURİYE’NİN ZALİM YEZİT’Çİ VE MEZHEPÇİ TERÖRİSTİ OLAN SÖZDE CUMHURBAŞKANI ŞARA ?! SAHİ SENİN VE ARKANDAKİ DESTEKÇİLERİN OLAN MEZHEP HASTALARI OLAN BÖLGESEL TESLİMİYETÇİ PATRONLARININ DA MI GÜÇLERİ YETMİYOR YOKSA İSRAİL KAYASINA HAA ?!
EEŞİMDİ İSRAİL VELEVKİ İLK ETAPDA VE SORUNSUZ VE DİRENÇSİZCE TÜM SURİYE VE ÜRDÜN TOPRAKLARINI İŞGAL ETSE BİLE SAHİ NE YAPABİLECEKSİNİZ Kİ İSRAİL’E KARŞI KOYBİLMEK ADINA SÖYLER MİSİNİZ LÜTFEN ?!
PARDON ONURLU İSLAM ÜLKESİ OLAN İRAN’I DA BU KANLI SÜREÇ DE İSRAL’LE BİRLİK OLUP DA İRAN VE HİZBULLAH’A KARŞI OLMAYACAK DÜŞMANCA SALDIRILAR VE KANLI İŞBİRLİKLERİ YAPTINIZ VE İRAN’I YALNIZ BIRAKTINIZ, İYİ TAMAM DA ZAMANINDA YEDİĞİNİZ BU EKŞİ HURMALAR BOĞAZINOZI TIRMALADIĞINDA YANİ İSRAİL SİZİ SÜNNİLİK ADINA TUFAYA GETİRİP DE ŞU ANDA SAHİPSİZ VE DİRENÇSİZ ÜLKE TOPRAKLARINIZI İŞGAL ETTİĞİNDE SAHİ SİZLERİ HANGİ İRAN GİBİ TAŞAKLI BİRİLERİNİN KURTARABLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ ACABA
RUSYA’MI, İRAN MI, ÇİN’Mİ, ARABİSTAN YA DA TÜRKİYE Mİ KİM ?!
CEVABINI BEN VEREYİM DİLERSENİZ :
HİÇ KİMSE ?!
ŞİMDİ HÖT GİBİ AYAZDA KALDINIZ MI BU KIYAMET GÜNÜNÜZDE ?!
DEMEK Kİ NEYMİŞ, KİMSENİN KÖTÜLÜĞÜ KİMSENİN YANINA KALMIYORMUŞ ?!
ALLAH’IN GÜZEL ADALETİ BUDUR İŞTE !!!…
İsrail ordusu komşu ülkeye (SURİYE’ye) girdi!
İsrail ordusuna ait 6 askeri araçtan oluşan bir birliğin Suriye’nin güneybatısındaki Kuneytra iline girdiği bildirildi.
Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın haberine göre, İsrail işgal güçlerine ait 6 askeri araç, Kuneytra’nın orta kırsalındaki Kudna Barajı yönüne doğru ilerledi.
Haberde, askeri araçların ilerleyişine insansız hava araçlarının (İHA) da eşlik ettiği belirtildi.
Suriye’nin güney bölgeleri, aylardır İsrail’in askeri kontrol noktaları kurma, baskın, arama ve gözaltı faaliyetlerini de içeren mükerrer ihlallerine ve sızma girişimlerine sahne oluyor.
KAYNAK : AA