ABD’li askerlerin gizli itiraflarına dayanan son raporlar; İran’ın füze gücü ile karmaşık teknolojisinin, Orta Doğu’daki ABD hava savunma güçlerini şaşkına çevirdiğini ortaya koyuyor. CBS’e konuşan bir askerin ifadesine göre ABD güçleri, üslerini birer birer imha eden füzeler karşısında adeta birer “seyirci” konumunda kaldı.
ABD’de Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve etraflarındaki küçük bir grup dışında, “İran’a karşı savaştan zaferle çıkıldığı” anlatısına inanan neredeyse kimse bulunmuyor. Trump, benzin, motorin ve gıda fiyatlarını düşürebilmek adına bu anlatıyı her gün tekrarlasa da; Amerikan medyası, uzmanlar, istihbarat yetkilileri ve hatta Pentagon generalleri, ABD’yi bu savaşın “büyük kaybedeni” olarak görüyor.
Nitekim National News tarafından aktarılan son anket sonuçlarına göre, Amerikalıların %87’si ABD’nin İran savaşındaki hedeflerine ulaşamadığını düşünüyor; bu hedeflerin gerçekleştiğine inananların oranı ise yalnızca %13’te kaldı. Öte yandan YouGov-Economist’in son araştırması, seçmenlerin %53’ünün Trump’ı “yolsuz/yozlaşmış”, %51’inin ise “tehlikeli” olarak gördüğünü gösteriyor.
Resmi kurumların ve basının yayımladığı raporlar da kamuoyunun bu değerlendirmelerini doğruluyor. The Intercept, iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, İran’la savaşın getirdiği baskının ABD ordusunu aşırı derecede yıprattığını ve Pentagon’u çöküşün eşiğine getirdiğini yazdı. Raporlara göre; üsler ile gemilere yönelik kesintisiz saldırılar, savunma füzesi stoklarının tükenmesi, artan kayıplar, ekipman yıpranması, uzun süreli konuşlandırmalar, lojistik krizler ve askeri moral çöküntüsü ordudaki baskıyı doruğa çıkardı. Aynı süreçte Pentagon Genel Müfettişi, yayımladığı ilk resmi raporda İran saldırılarında bölgedeki yüzlerce ABD yapımı bina ve tesisin hasar gördüğünü veya yıkıldığını, toplam maddi zararın ise 33 milyar doları aştığını kabul etti.
CBS’in İfşaatı
Çarşamba sabahı Amerikan kamuoyu, İran’ın ABD üslerine verdiği gerçek hasarın boyutunu gözler önüne seren yeni bir sızıntıyla sarsıldı. CBS News tarafından yayımlanan özel görüntüler ve üslerde görevli askerlerin gizli itirafları, İran’ın füze ve İHA saldırıları sonrasında Suudi Arabistan ile Kuveyt’teki askeri üslerde yaşanan büyük yıkımı ortaya koydu. Aktif görevdeki kimliği belirsiz ABD askerleri tarafından kanala ulaştırılan fotoğraflarda, ağır hasar görmüş binalar, araçlar ve askeri teçhizatlar yer alıyor.
CBS raporunda şu ifadelere yer verildi:
“Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nde bir Boeing E-3 Sentry uçağı vuruldu ve kuyruk kısmı gövdeden ayrıldı. Kuveyt’teki Beuri (eski Adiri) ve Arifjan üslerine ait görüntüler de tesislerin, konteynerlerin ve araçların ağır hasar aldığını gösteriyor.”
Söz konusu üslerde konuşlu bir ABD askeri CBS’e şunları söyledi:
“Üslerimize, Amerikan halkına bildirilmeyen devasa bir hasar verildi. Orada gözlerimiz kapalı duruyoruz ve yüzümüze yumruk yiyoruz.”
Orta Doğu’daki hava savunma biriminde görevli bir diğer asker ise savaşın yönetilme şeklini eleştirerek, “Biz bu üsleri savunmuyoruz; sadece yok oluşlarını izliyoruz” dedi. Daha önce de ABD Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili Hung Cao, İran saldırılarının Bahreyn’deki ABD üslerini neredeyse tamamen yok ettiğini itiraf etmişti.
Wall Street Journal: “İran’ın Gücü ABD’yi Şaşkına Çevirdi”
The Wall Street Journal da dün yayımladığı haberde, İran’ın gelişmiş ve karmaşık füze teknolojilerinin ABD’yi şaşkınlığa uğrattığını ifşa etti. Habere göre, İran’ın Ürdün’deki ABD mevzilerine düzenlediği füze saldırısı sırasında ABD güçleri, 70 veya daha fazla sayıda gelişmiş hava savunma önleme füzesi ateşlemek zorunda kaldı.
Bilgi sahibi ABD’li ve bölgesel yetkililer, bu yüksek miktardaki önleme füzesi kullanımının, İran’ın ABD güçlerini hedef alma ve hava savunma sistemlerini zorlama kabiliyetindeki gelişimi gösterdiğini belirtti. Yetkililer, yaklaşık 20 balistik füzeden oluşan bu saldırıya karşı koyabilmek için 60 ila 70 Patriot ve 12’den fazla THAAD önleme füzesinin kullanıldığını ifade etti. Bu miktar, ABD’nin diğer savaşlarda bir hafta boyunca tükettiği mühimmata denk geliyor.
ISNA‘nın aktardığına göre Wall Street Journal raporu şöyle devam ediyor:
“Savaş boyunca İran’ın saldırıları giderek daha karmaşık hale geldi. İran; ABD savunma sistemlerini şaşırtmak için farklı füze türleri, uçuş rotaları, manevralar ve harp başlıkları kullandı. Temmuz ayında Ürdün’deki ABD üssüne düzenlenen ve üç Amerikan askerinin ölümüyle sonuçlanan saldırıda İran’ın, Çinli kurumlardan aldığı yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerini kullandığı bildirildi.”
Daha önce CNN de ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde, İran saldırıları nedeniyle THAAD sistemlerine ait önleme füzesi stoklarının %80 oranında tükendiğini duyurmuştu.
Hegseth Hakkında Azil Süreci Başlatıldı
ABD kurumlarında ve medyasında İran’ın ordudaki ağır tahribatına ilişkin raporlar geniş yer bulurken, Temsilciler Meclisi’nde Savunma Bakanı Pete Hegseth hakkındaki azil gensorusu da gündeme geldi.
Axios‘un haberine göre, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Kongre’de Hegseth’i azletme girişiminin başarı şansı düşük görülse de, Kentucky Temsilcisi Thomas Massie’nin sunduğu karar tasarısı özel bir statü taşıyor. Massie, Meclis genel kurulunda doğrudan oylama talep etme hakkına sahip olduğu için Cumhuriyetçileri, Hegseth’in İran savaşındaki tutumu konusunda açık pozisyon almaya zorlayabilir.
Axios, bu adımın Cumhuriyetçi temsilcinin Donald Trump yönetiminin savaş yetkilerini dizginlemek amacıyla yürüttüğü aylardır süren mücadelenin ciddi bir tırmanışı olduğunu vurguladı. Temsilciler Meclisi, Haziran ve Temmuz aylarında da Başkan’ı savaşı bitirmeye zorlayan “Savaş Yetkileri Kararlarını” kabul etmişti.
Temsilciler Meclisi dün, İran’daki savaşı sonlandırma yönünde üçüncü kez oy kullandı. Oylama, Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) çatışmanın en az 38 milyar dolara mal olduğunu ve füze stoklarını yeniden inşası beş yıl sürecek düzeyde tükettiğini açıklamasından saatler sonra gerçekleşti. 204’e karşı 220 oyla kabul edilen tasarıda, Demokrat çoğunluğa katılan Cumhuriyetçi milletvekillerinin sayısının arttığı görüldü. Ancak Temsilciler Meclisi’nden geçen bu kararlar, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato engeline takıldığı için henüz Başkan’ın masasına ulaşamadı.
