İran Gazeteleri Ruhani’yi “Ne Affedeceğiz, Ne Unutacağız” Manşetleriyle Uğurladı

rasthaber
Rasthaber –  18 Haziran’da İran Cumhurbaşkanı seçilen İbrahim Reisi, yemin ederek göreve başladı. İbrahim Reisi, yolsuzlukla mücadele ve
ülkenin ekonomik sorunlarını çözme sözü verdi. Reisi, “İran halkına
yönelik yaptırımlar kaldırılmalı. Bu hedefe yönelik her tür diplomatik planı
destekleyeceğiz” dedi.

Fehim Taştekin İran’daki yeni döneme ilişkin bir yazı kaleme
aldı:

”Orta Doğu’nun yine kritik zamanlarından birinde İran’da
görev değişimi yaşanıyor. Nizamın mutemet adamı olarak ‘aday eleme’
taktikleriyle sandıktan çıkartılan Ayetullah İbrahim Reisi dün yemin ederek
cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu.

Reisi ile birlikte neyin ne kadar değişeceğinden bağımsız
olarak İran’ı çevreleyen koşullar dramatik değişimler gösteriyor.

İran’ın Reisi ile birlikte nereye gideceğine dair tahminler
yürütülürken özellikle İsrail’le gemi savaşının anlamı üzerinde durmak
gerekiyor.

Bu tür bir denklemin ortasında İran’daki iktidar değişimi
her haliyle önemli. Bu değişim Joe Biden’ın ABD’de başkan olmasının ardından
Viyana’da yeniden başlayan nükleer müzakerelere de denk geldi. Tıkanan masa
yeni yönetimi bekliyor ve herkes ne tür koşullarla dönüleceğini merak ediyor.
ABD’nin pazarlığa İran’ın balistik füze programı ve Orta Doğu’daki
faaliyetlerini sınırlama taleplerini ekleme çabası ve yaptırımları kaldırmaması
bu tıkanmanın ana nedeniydi. Giden Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani esnek yaklaşımdan
yana olsa da anayasa gereği ulusal güvenlik ve dış politikada kararları
belirleyen dini lider Ayetullah Ali Hamaney taviz verilmesine yeşil ışık
yakmadı. İç ve dış politikada sıfır tecrübe ile işe koyulan Reisi dini liderlik
ile cumhurbaşkanlığı arasındaki uyumsuzluğu mantıken ortadan kaldırıyor. Reisi
devrim hükümeti kurma sözüyle dini liderlik, Genelkurmay Başkanlığı, Devrim
Muhafızları, Kudüs Gücü gibi nizamın taşıyıcı kolonlarının peşin desteğiyle
koltuğa oturdu. Başka bir yol tutturması kapasite, durduğu zemin, dünya görüşü
ve içerdeki bağlantıları bakımından zaten mümkün değil.  

Ruhani giderayak Batı ile diyalogun başarısızlığından
muhafazakârları suçlarken dünyaya açılmak için füze programının da müzakereye
açılması gerektiğini ima ederek “Tüm alanlarda müzakere edebilmemiz için bize
izin verilmelidir” dedi. Muhafazakâr medya “Ne affedeceğiz ne de
unutacağız”, “Amerika’ya itimat hükümeti yolun sonuna geldi” ve
“Helal etmeyeceğiz” gibi manşetlerle Ruhani’yi uğurladı.

Reisi’nin ‘devrimci’ kadroları öne çıkaracağı, Devrim Muhafızları
ve Kudüs Gücü’nün pozisyonunun daha da güçleneceği beklentisi hakim. Orada
başka türden bir akıl yürütülüyor. Stratejik sabırdan gerilim bandına
sıçramanın masada İran lehine kesin sonuçlar vereceğini düşünüyorlar. Bu
stratejinin garantisi var mı, yok. ABD de el yükseltirse ki öyle yapıyor, batı
ile ilişkiler tekrar 2015 öncesine dönebilir.’’

Makalenin tamamını okumak için tıklayınız

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın