Rasthaber – İran İslam cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile Filistin İslami Cihat Hareketi Genel Sekreteri Ziyad Nahale dün Tahran'da bir araya geldiler. Görüşmede Zarif, Filistin'e desteğin İran İslam Cumhuriyeti'nin dış politikasının temel ilkelerinden olduğunu vurguladı.
Filistin İslami Cihat Hareketi Genel Sekreteri Nahale de, İran'a Filistin halkına yardımlarından dolayı teşekkür ederek, İran'ın Filistin ülküsünün gerçek hamilerinden olduğunu belirtti.
Nahale, bazı Arap ve Batılı ülkelerin direnişe darbe vurma çabalarına işaretle, Filistin halkının daha kararlı biçimde tam zafer elde edinceye kadar yoluna devam edeceğini kaydetti.
Filistinli yetkili, direnişin sahip olduğu kabiliyet ve kapasitenin sonucunun, dönüş yürüyüşünde ve Siyonist rejimin son saldırılarındaki yenilgisinde göründüğünü de söyledi.
İmam Hamanei bir süre önce Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas'ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye'nin İran milletinin yardımlarından dolayı teşekkür mektubuna cevaben; İran İslam Cumhuriyeti'nin Filistin halkına her daim tam destek vereceğine vurgu yaptı.
İmam Hamenei, “Bugün İslam ümmetinin izzet ve iktidarına geri dönmesi sadece istikbar ve onun planları karşısında durmakla mümkün olur. Filistin meselesi İslam meselelerinin en başında gelmektedir. Siyonist rejimle müzakere yönünde hareket Filistin milletinin zaferini geciktiren, affedilemez bir hatadır ve hüsran ile sonuçlanacaktır’’ beyanatında bulundu.
Kendi topraklarından kovulmuş mazlum Filistin halkının, Siyonist işgalci ve saldırganları, tüm Filistin topraklarından kovulmasına ve kendi kaderlerine hakim olmaları için her türlü yardım, İslam ülkeleri için dini ve milli bir sorumluluk sayılıyor.
Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti Anayasası'nın 152. ve 154. maddeleri uyarınca, "Müslümanlar'ın tüm haklarına sahip çıkmak" ve "dünyanın her noktasında müstekbirler karşısında müstazaflar ve ezilenlerin haklı mücadelesine destek vermek" dış politikada İran İslam Cumhuriyeti üzerine düşen bir görev ve sorumluluk olduğu bildiriliyor.
" Her türlü tahakkümün ve tahakküm altına girmenin reddedilmesi", "özgürlük ve bağımsızlığa destek verilmesi" ve tüm dünya milletlerinin "hak ve adalet hükümetine sahip olmaları" İran İslam Cumhuriyeti nizamı için söz konusu iki maddede belirlenmiş sabit politikalarındandır.
Kudüs-i Şerif'i savunmak, tüm İslam ülkelerinin dış politikasının önceliği haline gelmeli. Bu öncelik Filistin'in kaderinin belirlenmesinde büyük öneme sahiptir. Bu nedenle İslam dünyasının esas tehdit kaynağı sayılan Siyonist rejim ile mücadele yolunda her türlü anlaşmazlık çıkarmak, dünya Müslümanları için bir ihanet sayılıyor.
Filistin uzmanlarından Hasan Hanizade, "Müslümanlar'ın ilk kıblesi olarak Filistin büyük öneme sahiptir, ancak Suudiler Filistin meselesini unutturmaya çalışıyorlar." Şeklinde bir değerlendirmede bulunuyor.
Filistin meselesi, kendi topraklarından kovulan ve hakları çiğnenen bir milletin kaderi, asla unutulacak bir konu değil. Bugün direniş geçmişe göre saldırganlar karşısında daha da güçlenmiş ve İsrail karşısında durarak, işgal rejimine kendi şom hedeflerine ulaşmasına asla müsaade etmiyor.
Nahale'nin bazı Arap ve Batılı ülkelerin direnişe darbe vurma çabalarına vurgusu; bu bağlamda açık bir mesaj içeriyor. Filistin İslami Cihat Hareketi Genel Sekreteri Nahale'nin ifade ettiği gibi Filistin halkı daha da kararlı biçimde tam zafer elde edinceye kadar kendi yoluna devam edecek.
