İşgal Basınında Çarpıcı Yorum: Ukrayna-Rusya Savaşının Galibi Erdoğan

rasthaber
Rasthaber –  ‘İsrail’ medyası, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın en büyük
kazananının AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ve krizi doğru
yönetirse siyasi açıdan büyük bir galibiyet alacağını yazdı.

‘İsrail’in en eski gazetesi Haaretz, yayınladığı bir
makalede Türkiye’nin Rusya – Ukrayna Savaşı’ndaki konumunu inceledi.

Rusya-Ukrayna krizi başladığından beri dünyadaki genel
tavır, krizde Ukrayna’nın veya Rusya’nın desteklenmesi oldu. Özellikle Batılı
ülkeler, Ukrayna’yı destekledi ve Rusya’ya yaptırımlar uyguladı.

24 Şubat’ta Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasıyla birlikte
taraflar daha da netleşti. Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri, Rusya’ya peşi sıra
ekonomik yaptırımlar uyguladı ve hava sahasını Rus uçaklarına kapattı.

Türkiye ise hem Rusya’nın Kırım ilhakını ve Ukrayna’ya
açtığı savaşı kınadı, hem de Rusya’ya yaptırım uygulamadı. Haaretz’deki
makaleye göre, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilginç üçüncü bir yol
izledi. Türkiye’nin ne Ukrayna ne de Rusya ile bağlarını koparamayacağını
söyleyen Erdoğan, iki ülke arasında yürütmesi çok zor bir denge politikası
kurdu.

Batı ile ilişkilerin yeri doldurulamaz

Türkiye, Ukrayna’ya Bayraktar TB2 SİHA sistemleri sattı. Bu
SİHA’lar, Rus birliklerine karşı aktif olarak kullanıldı.

Türkiye ayrıca Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni uygulamaya
koydu ve NATO müttefiklerini tatmin etti. Rusya ile yakın ilişkileri sebebiyle
NATO ülkelerinin yakın takibinde olan Türk diplomasisi, Batılı müttefiklerini
rahatlattı.

Louis Fishman’a göre bu durumun sebebi, Türkiye’nin Batı ile
olan yeri doldurulamaz ilişkileri. Her ne kadar Rusya ile Türkiye arasındaki
ticaret hacmi her yıl büyüse de, Türkiye’nin asıl ekonomik ilişkileri AB ve
Amerika ile kurulu. Makaleye göre Rusya asla Amerika ve AB’nin yerini
dolduramaz.

Putin’in sabrını sınadı

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Temsilcisi Feridun
Sinirlioğlu, Rusya’nın yaptıklarını “Haksız, hukuka aykırı ve kabul edilemez”
bulduğunu söyledi. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın,
Türkiye’nin Rusya’ya yaptırım uygulamayacağını ve diyalog kanalını açık
tutacağını söyledi.

Makaleye göre bu durum, Erdoğan’ın Putin’in sabrını sınamak
istemesinden kaynaklandı. Erdoğan’ın Batı ile olan ilişkilerini tekrar
iyileştirmek istediği, fakat bunu yaparken de Putin’le olan ilişkileri koparmak
istemediğinin altı çizildi. Erdoğan’ın üçüncü yol diplomasisin, Rusya ile
köprüleri atmadan Batı eksenine dönmeyi hedeflediği iddia edildi.

Ortadoğu’da ABD’nin çizgisine dönüş

Louis Fishman, Türkiye’nin BAE, İsrail ve Mısır’a yönelik
diplomatik girişimlerini şu şekilde tanımladı:

“Türkiye, Ortadoğu’da Amerika’nın çizgisine geri dönmek
istiyor. Bu yüzden başta İsrail olmak üzere, aralarında Mısır ve BAE’nin de
bulunduğu bazı ülkeler ile ilişkilerini iyileştirmek istiyor. Bilhassa
Netanyahu döneminde kötüleşen Türkiye – İsrail ilişkilerinin düzeltilmeye
çalışılması büyük önem arz ediyor.”

ABD’den Türkiye’ye peş peşe övgüler

Türkiye – Rusya yakınlaşmasından bu yana Türkiye’ye karşı
oldukça eleştirel bir tavır takınan Amerikan siyasileri, Rusya – Ukrayna Savaşı
başladığından beri Türkiye’ye karşı olumlu yorumlar yaptı.

Özellikle Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü
vurgulaması sebebiyle ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, “Türkiye’ye
Ukrayna’ya verdiği güçlü destek için teşekkür ederim” dedi.

Cumhuriyetçi senatör Marco Rubio ise, Türkiye’nin
SİHA’larını methetti. Rubio, Amerikan Senatosu’nun İstihbarat Komitesi’nde yer
alması sebebiyle siyaseten güçlü bir figür.

Amerika’nın Cumhuriyetçi ve Demokrat siyasileri, Türkiye’nin
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni uygulama kararını almasının ardından Türkiye’yi
alkışladı.

Makaleye göre bütün bu durumlar, Amerika’nın Türkiye’ye
“yeşil ışık yaktığının” göstergesi. Louis Fishman, Rusya ile Türkiye arasındaki
bağlantıların Amerika için artık bir tehdit teşkil etmediğini iddia etti ve
şöyle dedi: “S-400 alımına rağmen artık Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkileri,
Amerika için bir tehdit değil. Türkiye, Amerika ve AB eksenine geri dönüş
yapabilecek pozisyona geldi.”

Erdoğan’ın önündeki en büyük engel

Avrupa Birliği ve ABD’nin Türkiye ile yakınlaşmaya hazır
olduğunun iddia edildiği makalede, Erdoğan’ın önünde bazı engeller olduğu
aktarıldı.

Özellikle “siyasi tutuklular” ve “siyasi haklar” konularında
AB’nin ve ABD’nin bazı beklentileri olduğu ve Erdoğan’ın gerçekten Batı ile
ilişkilerini düzeltmek istiyorsa, bu durumda adımlar atması gerektiği ifade
edildi. Aksi takdirde Batı ve Türkiye arasındaki ilişkinin bir cam kadar
kırılgan olacağı belirtildi.

Sandığı işaret ettiler

Yazıda, Erdoğan’ın bu konularda Batı çizgisine uyumlu
adımlar atmaması durumunda, bir sonraki seçimleri kaybedebileceği iddia edildi.

Louis Fishman, Erdoğan’ın güçlü lider konumundan
vazgeçmesinin bu açıdan riskli olduğunu ve izleyeceği politikaya göre bu krizin
en büyük kazananı yahut kaybedeni olabileceğini öne sürdü.

SoL

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın