İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS) uzmanı Dr. Raz Zimmt tarafından yayımlanan analizde, İran’ın askeri doktrinindeki değişim ve caydırıcılık unsurları değerlendirildi.
İsrailli analist Raz Zimmt’in INSS bünyesinde hazırladığı raporda, Tahran’ın onlarca yıldır “nükleer eşik ülke” statüsünü koruyarak fiili nükleer silah üretmekten kaçındığı, ancak yaşanan askeri gerilimlerin ardından nükleer doktrinin yeniden gözden geçirilmesi yönündeki baskıların arttığı vurgulanmaktadır.
Analizde Öne Çıkan Ana Başlıklar
- Nükleer Doktrin Tartışması: Direniş Ekseni’nin gücündeki aşınma, füze caydırıcılığının sınırları ve nükleer tesislere yönelik olası hasarlar neticesinde İran’daki bazı çevreler, rejimin bekasını ancak fiili bir nükleer silahın garanti edebileceğini savunmaktadır.
- Stratejik Koz Olarak Hürmüz Boğazı: Raporun dikkat çeken ana tespiti ise Tahran’ın ana caydırıcı unsurunu yalnızca nükleer seçenekte aramadığıdır. Tahran’daki stratejik aklın, Hürmüz Boğazı üzerindeki denetim ve kontrol yetkisini en az nükleer silah kadar etkili, küresel enerji piyasalarını sarsabilecek jeopolitik bir silah olarak gördüğü ifade edilmektedir.
- Konvansiyonel Güç ve Küresel Etki: İran’ın füze ve İHA kapasitesini deniz jeopolitiğiyle birleştirmesinin, Batı ve küresel aktörler üzerinde doğrudan stratejik bir caydırıcılık mekanizması oluşturduğu kaydedilmektedir.
