Siyonist Rejim İsrail işgal altında yaşadığı tüm sorunlara rağmen Lübnan
Hizbullah Hareketine karşı yeni bir psikolojik savaş başlatmıştır. Ancak Lübnan
Hizbullah Hareketinin bildirisi bu girişimi hezimete uğratmıştır.
Acaba İsrail’in
Lübnan Hizbullahı ile yaşadığı son dönem gerilimlerinin nedeni nedir?
Siyonist Rejim İsrail
geçen hafta Suriye’nin başkenti
Şam etrafına hava saldırıları düzenlemişti. Bu saldırılarda Lübnan Hizbullah Hareketi güçlerinden biri
olan Ali Kamil Muhsin şehit düşmüştü. Bu saldırının ardından Siyonist Rejim medya organları İsrail’in ordusundan naklen Lübnan Hizbullah hareketinin kendini bu olaydan dolayı intikam için
hazırladığını belirttiler. Bu durum
işgal altındaki topraklarda paniğe neden oldu.
Bu panikten dolayı ise Siyonist Rejim ordusu 27 Temmuz günü Lübnan’ın
Keferşuba yüksekliklerini ve
işgal altındaki Şebaa tarlalarını bombaladı.
Bu saldırıya paralel olarak Hizbullah aleyhindeki medyatik savaş da
başladı. Kimi Siyonist Rejim medya
organları ise Lübnan
Hizbullah’ının işgal altındaki topraklara
sızma operasyonunu gerçekleştirdiğini ve İsrail güçlerine saldırdığını
ancak Hizbullah güçlerinden bazılarının
bu saldırılarda yaralandıklarını veya şehit düştüklerini bildirdi.
Buna rağmen Lübnan Hizbullah Hareketi hızlı bir şekilde bu iddiaların yalan olduğunu açıkladı. Lübnan
Hizbullah Hareketi Siyonist Rejim İsrail
medya organlarının işgal altındaki
topraklara sızma operasyonu ile alakalı haberleri yalanlayıp bu haberleri Siyonistlerin
hayali ve yalandan zaferlerinin icadı doğrultusunda olduğunu bildirdi.
Aslında bu
bildiri bir yandan Siyonist Rejim İsrail’in Lübnan Hizbullah
Hareketine karşı başlattığı savaşın
yenilgisine yol açtı bir diğer yandan da Hizbullah’ın Ali Kamil Muhsin şehadeti
yüzünden tepki fırsatını korumuş oldu. Çünkü Hizbullah bu kez de
kesin olarak Hizbullah güçlerinden birinin şehit düşmesi ve bu günlerde
yapılan bombardımlarının yanıtsız kalmayacağına karşılık bulacağına
vurgu yaptı.
Burada sorulması
gereken bir başka soru da bu İsrail’den
kaynaklanan medyatik savaşın Lübnan
Hizbullah hareketine karşı hedefinin ne olduğudur?
Görünen o ki en önemli hedef de Hizbullah Hareketinin
konumu ile ilgilidir. Direniş Grupları
arasında Lübnan Hizbullah hareketi en güçlü aktördür. Bu hareket 2000 ve 2006
yıllarında İsrail’in yenilmezlik hikayesini ve efsanesini bitiren bir diğer yandan da önemli bir taarruz ve caydırıcılık gücüne
sahip direniş hareketidir. Bu yüzden
Siyonist Rejim başbakanı Binyamin Netanyahu da
Hizbullah’ın bu belirgin konumu ve kabiliyetlerini tehdit göstererek
kendi şahsi çıkarlarını sağlamak istiyor.
Netanyahu’nun bir başka hedefi de, Lübnan Hizbullah
Hareketine karşı savaş açmaya sığınarak
iktidarda kalmayı hedefliyor.
Birçok Siyonist uzman ise
Netanyahu’nun siyasi ömrünün geçen yıl bittiğini ancak
onun parlamentoyu tekrarlı bir
şekilde feshedip üç dönem parlamento seçimleri düzenleyerek sonunda da koronavirüsü suistimal edip
kapsamlı kabine oluşturup dışişleri bakanlığı ve savaş bakanlığını
koalisyondaki ortağı Benny Gantz’ın takımına vererek iktidarda kalmayı
başardığını söylüyor. Buna rağmen işgal
altındaki topraklarda Netanyahu aleyhinde
büyük itiraz ve protesto gösterilerinin
düzenlenmesi Siyonist Rejim başbakanını
bir kez daha uçuruma doğru itti. Bu kez
ise Netanyahu Siyonist Rejimi savaşa
dahil ederek iktidardan çıkma
dosyasını kapatmak istiyor.
Burada üzerinde
durulması gereken son nokta ise, 33 Günlük Savaşın Ehud Olmert
başbakanlığı döneminde yaşanıp
Siyonist Rejimin ağır bir yenilgi almasına rağmen Netanyahu son onyılda Lübnan Hizbullah’ına darbe vurarak İsrail ordusunun itibarını geri kazandırmak
istemesidir. Şimdi ise 33 Günlük Savaşın 14’üncü yıldönümünde medyatik savaş ile yine de aynı şey yapılmak isteniyor.
Ancak gerçekte işgal altındaki topraklardaki kamu oyu
bile Lübnan Hizbullah hareketinin bizzat yayımladığı haberleri ve
bildirilerinin İsrail kabinesinin
haberlerinden daha fazla inanılabilir
olduğunu düşünüyorlar. Şimdi de Netanyahu başlattığı medyatik savaşında
yenilgiye uğramış ve mevcut sayısız iç krizlere ilaveten Lübnan Hizbullah Hareketinin misillemesinden
dolayı da panikte kalmaya devam etmelidir.
