güvensizliğin ve yoksulluğun yayıldığını belirterek, “Yeni bir düzen
gerekiyor. Bunu nasıl yapacağımız asıl soru. Barış, adalet, akıl ve mantıkla ve
kararlılıkla yapılması gerekiyor.” dedi.
Kalın, İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF), Beyoğlu
Anadolu İmam Hatip Lisesi ile Beyoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı iş birliğiyle
düzenlenen 3. Uluslararası Model OIC Liseler Zirvesi’ne katıldı. Dünyanın zor
zamanlardan geçtiğini söyleyen Kalın, “Bu bizim ruhumuzu sıkmamalı, kötü
şeyler tabii ki oluyor ama yola devam etmemiz lazım. Ümitlerimizi canlı
tutmamız lazım.” ifadelerini kullandı.
‘SOĞUK SAVAŞ’TAN SONRA GELEN HASTALIKLI DÜZEN’
Salondaki katılımcı gençleri işaret ederek “Gelecek
şimdiden burada.” diyen Kalın, şöyle sürdürdü: “Gelecekte genç
olmayacaksınız ve bizim gibi olgun olacaksınız. Geleceği inşa edecekler. Modern
bilim, teknoloji, sanal gerçeklik, iliştirilmiş gerçeklik, sosyal medya ve
bütün ara bağlantılarla gelecek zaten burada. Sizin buraya gelmeniz ve
elinizdeki konuları tartışacak olmanız bir kanıtı bu etkinin. Küresel düzeyde
politika yaratılmasına etki ediyorsunuz. Fikirlerinizi dinlemek istiyoruz. Siz
de burada fikir alışverişinde bulunuyorsunuz. Bu dünya düzeni bir adalet
yaratmıyor. Adaletsizlik, güvensizlik ve yoksulluk yayılıyor. Kaos hüküm
sürüyor. Güvensizlik, belirsizlik ve ümitsizlik doğudan batıya, güneyden kuzeye
herkesi etkiliyor. Bu dünya sistemi genel olarak başarısız oldu. Bu düzen de
artık standartları karşılamıyor. Adalet, dürüstlük, eşitlik, insanlık ve insani
değerlerini karşılamıyor. Yeni bir düzen gerekiyor. Bunu nasıl yapacağımız asıl
soru. Barış, adalet, akıl ve mantıkla ve kararlılıkla yapılması gerekiyor.
Savaş hiçbir zaman çözüm getirmez. Kuzeyimizdeki savaş da mevcut dünya
düzeninin hastalığını gösteriyor. Bu düzen Soğuk Savaş’ın sonunda ortaya çıktı.
Hiçbir zaman adalet, eşitlik ve doğruluk getirmedi.”
‘ADALET OLMAZA BARIŞ SÜRMEZ’
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, savaşta insanların hayatını
kaybettiğini ve şehirlerin yok olduğunu belirterek, sonunda da ümidin yok
olduğunu söyledi.
Adaletin olmadığı yerde kaos ve düzensizliğin hüküm
süreceğine dikkati çeken Kalın, şunları kaydetti: “Filistin sorununu ele
alacak olursanız, adalet olmadan Kudüs ve Mescid-i Aksa’da sürdürülebilir barış
gerçekleşmez. Adalete dayanmayan barış hiçbir zaman pratik ve uygulanabilir
olmayacaktır çünkü ana unsurlar eksik olacaktır. Başka bir çatışmadan
bahsedecek olursak Afrika’da, Güney Amerika’da veya Ukrayna’da adalet
olmaksızın sürdürülebilir bir barış olamaz. Her şeyi kendi yerine yerleştirmek
için bir anlayış ve bilinç olmak zorunda. Biz insanlar olarak bu doğal düzende
nereye aitiz? Bunu hatırlamamız lazım. Adalet de en ulvi terimlerden birisidir.
Adalet, sadece sosyal ve politik bir kavram değildir. Derin metafizik, dini,
kozmolojik kökler ve temellere sahiptir. Allah’ın isimlerinden birisi de
adildir. İnsanlar da adil olmalı. Dünya, adalete bağlı olarak yaratılmıştır,
bundan dolayı insanın eylemleri de adalete dayalı olmalı. Bizim yolculuğumuzun
amacı nedir? Bu kavram olmadan doğayla hiçbir zaman barış yapamayız. En ileri
ve teknolojik cihazlar elimizde olabilir ama doğa ile barışı sağlayamayız.”
YAPAY HİYERARŞİLER VE ORYANTALİZM
Kalın, mevcut dünya düzeninin adalet getirmediğini
yineleyerek, adalet kavramının kar, zevk dünyası ve yapay hiyerarşilere kurban
edildiğini vurguladı. Kalın, insanın nerede olduğunun coğrafya algısını da
etkileyeceğinin altını çizerek, “Türkiye’den, Afrika’dan, Somali’den,
Malezya’dan, Irak’tan veya Vietnam’dan olmanız önemli değil. Önemli olan sizin
algınız. Sizin nerede köklü olduğunu düşündüğünüzdür. İnsanlığın ürettiği bütün
kültürlerin size öğretecek ve gösterecek derin güzellikleri vardır. Yapay
hiyerarşilerin karşıtıyız. Dünyanın bir tarafı kültürel olarak daha zengin
diyemeyiz. Böyle bir Avrupa merkezli veya oryantalist bakış açısına
karşıyız.” dedi.
AFRİKA’NIN, ÇİN’İN, LATİN AMERİKA’NIN FORMLARI
Sanat için de tek bir ölçü kullanılamayacağını vurgulayan
Kalın, şöyle konuştu: “Dünyanın farklı yerlerinde tablolar ya da heykeller
olmadığını gördüğünüzde ‘Geri kültürlerdir.’ diyemezsiniz. Afrikalılar, Avrupalıların
tablolarına bakarak, ‘Bunlar neden doğayı tekrar ediyor?’ diyebilirler çünkü
Afrika’da doğanın içinde yaşamaya devam ediyorlar. Sanatlarında kopyalama
ihtiyacı duymadılar. Mimari veya müzikle ifade ettiler. Yüzlerce yıl ayakta
kalacak yapılar yerine yok olacak yapılar inşa ettiler. Dünyanın ne kadar
geçici olduğunu gösteren bir yapıdır bu. Çin’e veya Latin Amerika’ya gidin,
farklı yaratıcılık formları göreceksiniz.”
