Kani: Direniş Dünyada Zaferler Kazanıyor

rasthaber
Rasthaber – İran İslam Cumhuriyeti Devrim Muhafızları Kudüs Gücü
Komutanı Tuğgeneral İsmail Kani, İmam Hüseyin (a.s) Askeri Üniversitesi
şehitlerini anma töreninde yaptığı konuşmada, 3 Hordad (24 Mayıs) Hürremşehr’in
kurtuluş gününe değindi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Bugün Hürremşeher’in
kurtuluşunun ve bu kana bulanmış şehrin Hürremşehr’e dönüşmesinin günüdür. Bugün
İslam İnkılabı ve Kutsal Savunma tarihinde önemli bir gündür.

Hürremşehr’in kurtuluşu çok büyük bir olaydır ve
Hürremşehr’in kurtuluşuna yol açan Kudüs Operasyonunun azameti, sekiz yıllık
kutsal savunma dönemini ihtişamlı bir şekilde dünyaya tanıtmak için yeterlidir.

Hordad’ın üçünün (24 Mayıs’ın) ve tüm askeri ve operasyonel
büyüklüğü ile Hürremşehr’in kurtuluşunun azametinin, sadece Hürremşehr
topraklarının kurtuluşu olmadığını biliyoruz. Bu operasyonun büyüklüğünün
boyutlarından biri, askeri operasyonun gerçekleştirilmiş olmasıdır ve tüm dünya
Hürremşehr’in kurtuluşuna hayran kalmış ve bizim karşımızdaki düşman olan katil
Saddam, “İranlılar Hürremşehr’i ele geçirirse, onlara Basra’nın anahtarını
vereceğim” iddiasında bulunmuştur.

Hürremşehr’i, genel olarak genç yaşta ordu komutanı olan ve
İmam Humeyni (r.a) mektebinde yetişmiş gençler kurtardı. Onların çok az ve sade
teçhizatları vardı ama İmam Humeyni (r.a) mektebinde yetiştikleri ve İmam
Humeyni gibi bir komutanları olduğu için çok büyük ve hayret verici bu
operasyonu gerçekleştirdiler.’

Tuğgeneral Kani, İmam Humeyni’nin (r.a) “Hürremşehr’i Allah
kurtardı” cümlesine değinerek şunları söyledi: ‘Bu kurtuluşun azameti, bu
meydanın komutanının, Hürremşehr’i Allah’ın kurtardığını söylemesidir.
Hürremşehr’in fethinin değerinin zirvesi, bu şehri Allah kurtardı ifadesinin
kullanılmasıdır ve bu ifade, tüm dünyanın Hürremşehr’in kurtuluşu konusunda
kullandığı vasıftan çok daha yücedir.

Hürremeşhr’in İmam Humeyni’nin (r.a) mektebinde yetişen bu
gençler tarafından kurtarılması ve İmam’ın (r.a) “Hürremşehr’i Allah kurtardı”
buyurması, savaş sırasında dünyanın tüm özgür uluslarının, bunun bir savaş
alanı değil, bir insan yetiştirme üniversitesi olduğunun farkına vardığı
gerçeğini ortaya koymaktadır.

İmam Humeyni (r.a) ve bugün tam olarak aynı yolu izleyen
İmam Hamanei, böyle zorlu ve çok çetin savaş alanını bu yöntem ve bakış
açısıyla bir insan yetiştirme üniversitesine çevirdiler.

Bu mektep, dünyadaki bu iftihar dolu direniş ve mücadele
tarzını, onurlu bir şekilde yaşamak ve hedeflerine ulaşmak istiyorlarsa hangi
tarzda ve bağlamda hareket etmeleri gerektiğini tüm özgür ve Müslüman insanlara
ve hatta Müslüman olmayan özgür düşüncelilere öğretebilecek olan bir
mekteptir.’

İmam’ın (r.a) mektebi Lübnan Hizbullah’ını kuran gençleri
eğitti

Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı şu ifadelerde
bulundu: ‘Hürremşehr’in fethiyle eşzamanlı olarak ve kısa bir süre sonra, cani
Siyonist düşman Lübnan’ı güneyden işgal ederek Beyrut’u ve kuzey Lübnan’ı yok
etti. Kendisi ise çok az bir askeri hasarla, yaklaşık iki hafta içinde katılaşmış
bir kalple 3 binden fazla insanı şehit etti.

Bu suç ve cinayetleri işlediler. Ancak bir örneği
Hürremşehr’in kurtuluşu olan İmam’ın (r.a) mektebinden alınan ders, Lübnan’da
Hizbullah’ın kurucuları olan gençlerin yetiştirilmesine yol açtı. Bugün, yaklaşık
40 yıl sonra, Yüce İmam’ın (r.a) mektebi sayesinde mücadele ve direniş sahasına
giren Lübnan’daki Hizbullah’ın bu genç erkek ve kadınlarının ne kadar büyük ve
azametli olduğunu görüyorsunuz.’

Bugün Siyonist rejim Lübnan Hizbullah’ına tek bir ok bile
atmaya cesaret edemiyor

Tuğgeneral İsmail Kani, Hizbullah’ın Lübnan’daki otoritesine
değinerek şunları söyledi: ‘Bugün Siyonist rejim bir Hizbullah gencine tek bir
kurşun bile sıkmaya cesaret edemiyor. Geçen yıl Hizbullah’ın evlatlarından biri
Suriye’de katil Siyonist rejimin saldırısı sonucu şehit olmuş ve Lübnan
Hizbullah’ı misilleme yapacağını açıklamıştı.

Hizbullah’ın bu açıklamasından itibaren Siyonist cephede
subay üniformalı tek bir kişi görmediniz ve herkes firari oldu. İşte İmam’ın
(r.a) mektebinin yüceliği budur. 
Allah’ın kurtardığı Hürremşehr’in kurtuluşunun değeri, böyle insanların
o mektepte yetişmesidir.

Şehitler, şehitlerin yolunu devam ettirmede, yani İslam’ı ve
devrimi koruma konusunda başarılı oldular. Elbette şehitler için yapılan anma
toplantıları bazı şehitler adına yapılmış olabilir ama şehitler adına yapılan
her toplantı tüm şehitlere aittir. Şehitleri anma törenleri bir yas değil, bir
onur, gurur ve iftihar toplantısıdır.

Hürremşehr’in fethinin hünerlerinden biri, kahraman
Hizbullah’ın doğuşuydu. 3 Hordad’ın (24 Mayıs) bir başka hüneri ise, 4.
Khordad’ın (25 Mayıs) ortaya çıkışı ve Siyonistlerin güney Lübnan’dan kaçışıydı
ama ne yazık ki takvimlerimizde buna çok az değinilmektedir.’

Hürremşehr’i özgürleştirme kültürü, Siyonistlerin güney
Lübnan’dan kaçmasına neden oldu

Kudüs Gücü Komutanı, Lübnan’ın Siyonistlere karşı verdiği
mücadeleye ve Siyonistlerin 2000 yılında Lübnan’dan kaçışına değinerek şunları
söyledi: ‘2000 yılında ve 1982’de Siyonistler tarafından işlenen suç ve
cinayetten sonra, İsrail askerleri güney Lübnan’da baskının zirvesine girdiler.
İmam’ın (r.a) mektebinde yetişen öğrenciler, aynı Hürremşehr’i fethettikleri
kültür ve sahip oldukları en asgari donanımla Siyonist rejim karşısında geri
çekilmek yerine 4 Hordad (25 Mayıs) 2000’de Siyonist rejimi güney Lübnan’dan
çıkarmayı başardılar.

Siyonistler güney Lübnan’dan kaçtıklarında, öğle yemekleri
ocaklarının üstündeydi ve radyoları açıktı. Lübnan direnişinin evlatları ve
Hizbullah, İmam’ın düşünce tarzıyla ve 3. Hordad (24 Mayıs) kültürüyle bu
şekilde Siyonistleri yenmeyi başardı.’

2 Hordad (23 Mayıs) ideolojisini destekleyenler ya
direniş ehli değillerdi ya da devrim ve direniş sahnesinden kopmuşlardı

İsmail Kani sözlerine şöyle devam etti: ‘2 Hordad (23 Mayıs)
adı verilen başka bir olay daha var. Hordad’ın 3 ve 4’ü (24-25 Mayıs) doğrudan
direnişle bağlantılıdır ve 2 Hordad da (23 Mayıs) doğrudan direnişle ilgilidir.

Bu günlerin art ada gelmesi, İmam’ın (r.a) mektebinde
hareket edersek, işte o zaman 3 ve 4 Hordad (24-25 Mayıs) olacağını ve herhangi
bir nedenle geri kalırsak da 2 Hordad’da (23 Mayıs) yer alacağımızı düşünmemiz
için Allah’ın bir inayetidir.

Bizim bazı insanlarla bir savaşımız yok. Basiret, Devrim
Muhafızları güçlerinin ve direnişin evlatlarının en önemli özelliklerinden
biridir. 2 Hordad (23 Mayıs) hakkında çok fazla sözlenen şey var ama hepsini
toplayacak olursak, bu söylenenlerin özü şudur: ‘2 Hordad (23 Mayıs)
düşüncesini destekleyenler ya direniş ehli değillerdi ya da devrim ve direniş
sahnesinden kopmuşlardı. Hiçbiri direniş alanının ve direnişin devamının adamı
değildi. İslam İnkılabı direniş sahasının adamı olacak kişiler istiyor.

Direniş, İslam İnkılabının kalesinin zirvesidir. Direnişin
doruk noktasına ulaşmasıyla İslam İnkılabının zaferi sonucuna ulaştı. Şah her
şeyi devralmıştı ve Şah’ın SAVAK cehennemi, özgürlükten bahsetmek isteyen
herkesi en kötü hapishanelerin köşesine attı. İnsanlar karakolların önünden
geçmek istediklerinde bile karakollara bakmaya cesaret edemiyorlardı. Şah’ın
cehennem rejimi işte halka bu şekilde bir korku salmıştı. Tüm dünya ve en çok
da katil Amerika ve Siyonist rejim Şah rejimini destekledi. Ancak yüce İmam
(r.a) hem direndi hem de evlatlarına direnişi öğretti ve İslam Devrimi zafere
ulaştı.

Bundan sonra da adım adım direniş gösterdiğimiz her yerde
kazandık ve tarihimizde bugün ve yarın, takvimlere direniş ve istikrar günü
olarak yazılan iki gündür. Şehit Süleymani’nin şehadet günü olan 3 Ocak da
tarihte direniş günü olarak geçmektedir ki bunların hepsi çok anlamlıdır. Daha
önemli olan ise İslam İnkılabının her alanda direniş ve istikrar göstermiş
olmasıdır.

İslam rejimi ve İslam İnkılabı Devrim Muhafızları ve
özellikle bu yoldaki üst düzey şehitlerimiz, tüm tatlı zorluklarıyla birlikte
bu yolda dirençli olduklarını ve Allah’ın dinini ihya etmek için ayakta duran
bu rejimin canlı, taze ve diri olduğunu iftiharla kanıtlamışlardır. Bu
direnişin örneklerini son yıllarda defalarca gördünüz. Dünyada direnişin ne
kadar etkili olduğunu, direnenlerin ne kadar onurlu olduğunu ve ne zaferler
elde ettiklerini gördünüz. Buna karşılık olarak da mücadele alanında sabrı ve
direnişi olmayanların da ne kadar kaybettiğini gördünüz?

Bugün Batı Asya bölgesinin siyasi coğrafyasında
Amerikalılar, Amerikalılarla iyi ilişkileri olan her ülkenin sorunlarının ve
sıkıntılarının çözüleceğini fazlasıyla tebliğ ediyorlar. Ama Amerika Birleşik
Devletleri ve Siyonist rejimle ilişki kuran ülkelere baktığımızda onların
şartlarının ne olduğu ortadadır. Buna karşılık olarak İran İslam Cumhuriyeti
ise tüm baskılara rağmen ABD’nin karşısına durdu ve izzet ve onuruyla dünyada
parladı. İran İslam Cumhuriyeti bugün hem itibarını koruyor hem de başkalarına
izzet ve onur dersi veriyor ve onlara yardım ediyor.’

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın