basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
2021 bütçesini tükenmişlik bütçesi olarak niteleyen
Karamollaoğlu, “Bu bütçede, Türkiye’de yaşayan dertli ve gariban insanlar yok
maalesef, sadece birkaç seçilmiş insan veya torpil yapılarak ihale alan
insanlar var. Bu bütçede, Türkiye’nin kaynaklarının aktarıldığı 3-5 şirket var,
19 bin liralık işe 17 milyon lira ödenen kimseler var, bir avuç mutlu azınlık
var ama bu millet yok. Bu bütçe, Türkiye’nin dertlerine derman olabilecek bir
bütçe değildir.” dedi.
ASGARİ ÜCRETE ENFLASYONUN ÜZERİNDE ZAM YAPILMALI
Asgari ücret görüşmelerinin çalışanın aleyhine tecelli
edecek gibi göründüğünü vurgulayan Karamollaoğlu, asgari ücretle ilgili sözlerinin
bazıları tarafından çarpıtıldığını anımsattı.
Temel Karamollaoğlu, şöyle devam etti:
“Bir insan bir şey söylediği zaman onu anlamıyorsa
gelir sorar düzeltmesini ister ama anlıyor da çarpıtıyorsa bu düpe düz
ahlaksızlıktır. Bu ahlaksızlığı yapanlar hakikaten garibanın halini hiç
anlamayanlar. Biz ne dedik ekonomide iki
rakam belirtilir! Açlık sınırı ve yoksulluk sınırı. Normal şartlarda bir ülkede
hedef 8000 lirayı yakalamak olmalıdır, bu bir yılda olmaz ama bir süreç
belirlenir 10 sene sonra veya 15 sene sonra Türkiye’de yaşayan insanın eline
yoksulluk sınırında bir ücretin geçmesi gerekir. En önemli adımlardan birisi de asgari
ücretten vergi alınmaması primlerin de devlet tarafından karşılanmasıdır. Eğer bu yapılırsa asgari ücret 2900 liranın
üstüne çıkar ve eşel mobil sistemi ile de enflasyonun üzerinde yüzde 7 reel zam
yapılmalıdır. Bu yapıldığı takdirde
3300-3500 gibi bir rakama tekabül eder. Bu sağlanırsa bundan sonra her sene bu
yol takip edilirse 10 yıl sonra asgari ücretlinin eline geçen para yoksulluk
sınırına yaklaşır.”
BEBEK MAMALARI KİLİTLİ KUTULARDA MUHAFAZA EDİLİYOR
Vatandaşın zor durumda olduğunu ifade eden Karamollaoğlu,
“Bir markete girdiğimiz zaman, bebek mamalarının çalınmaması için kilitli
kutularda muhafaza edildiği bir süreç yaşıyoruz. Anne-babalar çaresiz. Son bir
yılda, bebek bezi yüzde 40, bebek maması yüzde 32, süt yüzde 50 zamlanmış. Bir
kutu mama, 200 liranın üzerine çıkmış durumda.” diye konuştu.
Karamollaoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar:
Bütçe, iktidarın, ülke problemlerine karşı sunacağı bir
reçete olmalıdır. İktidar, her yıl kırdığı faiz rekoruna bir yenisini daha
eklemeye niyetli görülüyor. 2021 bütçe hedefinde faize ayrılan miktar 179,5
milyar lira. Bütçe’de faize ayrılan pay 179,5 milyar lirayken yatırımlara
ayrılan pay 103.7 milyar lira, yarıma ayrılan pay ise 22 milyar lira. Kanunlara
göre, milli gelirin en az yüzde 1’i tarıma ayrılmalıydı yani 43 milyar lira
ayrılması gerekirken, bunun yarısı ayrılmış.
BU BÜTÇE BİR AVUÇ MUTLU AZINLIK VAR AMA MİLLET YOK
Bu bütçede, Türkiye’de yaşayan dertli ve gariban insanlar
yok maalesef, sadece birkaç seçilmiş insan veya torpil yapılarak ihale alan
insanlar var. Bu bütçede, Sivas’ta 500 liralık yardım için metrelerce kuyruk
oluşturanlar yok, Saraçhane’de bir tas sıcak çorba için kuyruğa giren yüzlerce
gariban yok, asgari ücretle çocuğunu okutmaya ve evini geçindirmeye çalışanlar
yok. Bu bütçede, Türkiye’nin kaynaklarının aktarıldığı 3-5 şirket var, 19 bin
liralık işe 17 milyon lira ödenen kimseler var, bir avuç mutlu azınlık var ama
bu millet yok. Bu bütçe, Türkiye’nin dertlerine derman olabilecek bir bütçe değildir.
Saadet Partisi olarak bizim derdimiz açlık sınırında hayatını devam ettirmeye
çalışan milyonlardır.
BEBEK MAMALARI ÇALIŞMASIN DİYE KİLİTLİ KUTULARDA
Çok acı ve üzücü bir tabloyu, içinde bulunduğumuz durumun
anlaşılması için burada dile getirmek istiyorum bir markete girdiğimiz zaman,
bebek mamalarının çalınmaması için kilitli kutularda muhafaza edildiği bir
süreç yaşıyoruz. Anne-babalar çaresiz. Son bir yılda, bebek bezi yüzde 40,
bebek maması yüzde 32, süt yüzde 50 zamlanmış. Bir kutu mama, 200 liranın
üzerine çıkmış durumda. İşte bu tablo Türkiye’nin acı tablosudur, ülkemizin,
insanımızın gerçeğidir.
Çok açık bir şekilde ifade ettik. Asgari ücrette hedef açlık
sınırı değil, yoksulluk sınırı olmalı alınacak tebdirlerle 15 yıl içerisinde bu
hedefe ulaşılacaktır dedik. Bizim önerimizi iyi anlamadan Saadet Partisi,
asgari ücret için 8000 lira önerdi diye yalan haberler yapanların, ya kafaları
çalışmıyor ya da ya da ahlâksızlardır.
NİÇİN ÇİN MENŞEİLİ AŞI TERCİH EDİLDİ?
Salgının etkisi ne yazık ki şiddetli bir şekilde
hissediliyor, dünyada aşı ile ilgili yapılan çalışmaları ise yakinen takip
etmekteyiz. Fakat burada bazı soruları Sağlık Bakanlığımıza yöneltmek
istiyorum. Aşı konusunda niçin Çin menşeli aşı tercih edildi? Bunu kaça
alıyoruz? Bu aşıyı satın alma sürecinde hangi şirketler aracılık yaptı? Orada
10 olan burada 15 mi satılacak yoksa 80 mi bilmek istiyoruz? Niçin şeffaflık
yok? İlk dalgada başarılı bir şekilde götürülmeye çalışılan süreç rakamların
şeffaflığını kaybetmesi ile ne yazık ki akamete uğratıldı. Hali ile kovid-19
salgın sürecini şeffaf götürmeyen iktidarın aşı ile ilgili aldığı kararlara da
güvenemiyoruz. Bu sorulara cevap verilmesinin doğru olacağını düşünüyoruz.
AB ÜYESİ BİR TÜRKİYE OLABİLİR AMA…
Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardan
birisi AB zirvesinin yapılmasıdır. AB zirvesinde alınacak kararlar sonrası
Türkiye’nin ciddi yaptırımlar ile karşı karşıya kalması söz konusu. AB
Parlamentosunda şaşalarla karşılanmış bir ülkeydik şimdi ise tam tersi. Biz AB
aşığı değiliz, AB üyesi bir Türkiye olabilir mi? Olabilir ama Türkiye İslam
ülkeleri ile yaptığı anlaşmalara sadık kalacaksa bu olabilir. Bunu rahmetli
Erbakan Hocamız söylemişti zamanında…
Belirtelim ki biz Mavi Vatan, Doğu Akdeniz gibi konularda
hükümetin yanındayız.
