Partisi Genel Merkezi’nde düzenlenen partisinin İl Başkanları ve İl
Müfettişleri toplantısında konuştu. Karamollaoğlu, “Ruh oluyorlar.
Kayboluyorlar. Eğer bir ülkede hakikaten geçim sıkıntısı artıyorsa, bir avuç
azınlık kendi bulundukları bölgede bu ne demek diyor ya, nasıl azınlık,
soframızda ne eksik. Doğru senin sofranda eksik yok fazlası var ama bir de git
garibanın sofrasına bak bakayım.” dedi. AK Parti iktidarına
yüklenen Karamollaoğlu, “Ekonomide kendilerine göre sürekli
prensipler değiştiriyorlar, insanlar değiştiriyorlar. Rakamlar doğru çıkmıyor
mu, hatayı kendisinde arayıp rakamı düzelteceğine, o rakamı ilan eden adamları
değiştiriyorlar. İşin ehlini aramıyor. İşin üç kağıtçılığını yapacak adam
arıyor.” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi Genel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı
ve AK Parti iktidarını eleştirerek “Son zamanlarda belki
Cumhuriyetin kuruluşundan 1950’lerden sonra, tam demokratik hayata geçişten
itibaren en gergin dönemi yaşıyoruz. Özellikle geriliyor Türkiye. Ya
vatanseversin veya hainsin. Bulunduğun yere bağlı. İktidarda bulunanlar
muhalefeti hainlikle suçluyor. Ülke böyle yönetilmez. Böyle davranmak kimseye
fayda vermez. Yaptığınız hataların üzerini benzer tavırlarla örtemezsiniz.
İktidara gelirken böyle demiyorlardı. Adalet arıyorlardı. İnsan Haklarına
riayet edilmesini istiyorlardı. Avrupa Birliği’ni hedef olarak görmeleri, orayı
benimsemeleri, güya Avrupa’daki insan haklarına gösterilen ihtimamın
memleketimizde de gösterilmesi, oradaki adaletin burada da tecelli etmesiydi.
Ama bugün Avrupa’da yaşananların 10’da birini bile burada görmem mümkün değil.
‘Orada verilen kararlara ben uymam’ diyor. Dün o kararlara muhtaçtı
kendisi.” değerlendirmesinde bulundu.
Karamollaoğlu, “Hükümetin işsizliğin bittiği
memleketin problemleri, insanların hissettiği ile ortaya çıkar. İşsizlik
bitiyor artık, ama işsiz sayısı artıyorsa senin bitiyor demen işsizliği ortadan
kaldırmıyor. Halk yaşıyor. Çalışan insan adedi artarken, işsizlik azalır mı?
İki rakamı birden veriyor. Çalışan da azalıyor, işsizlik de azalıyor. Nereye
gidiyor bizimkiler. Ruh oluyorlar. Kayboluyorlar.” diye konuştu.
Karamollaoğlu, şunları söyledi:
DÜN O KARARLARA MUHTAÇTI: Zor bir dönemden
geçiyoruz. Yani koronavirüs belası sanki tuz biber gibi oldu yaşadığımız
sıkıntılara. Ama esas itibariyle, ülkemizi son 18 yıldır yöneten maalesef AK
Parti ülkemizde görünür bir takım adımların atılmasına, sanki ülkemiz
kalkınıyormuş gelişiyormuş gibi gösterilmesine rağmen her geçen gün insanımızın
sıkıntıları arttı. Derdi büyüdü. Bir defa sosyal hayatta, son zamanlarda belki
Cumhuriyetin kuruluşundan 1950’lerden sonra diyelim tam demokratik hayata
geçişten itibaren en gergin dönemi yaşıyoruz. Özellikle geriliyor Türkiye. Ya
vatanseversin veya hainsin. Bulunduğun yere bağlı. İktidarda bulunanlar
muhalefeti hainlikle suçluyor. Ülke böyle yönetilmez. Böyle davranmak kimseye
fayda vermez. Yaptığınız hataların üzerini benzer tavırlarla örtemezsiniz.
İktidara gelirken böyle demiyorlardı. Adalet arıyorlardı. İnsan Haklarına
riayet edilmesini istiyorlardı. Avrupa Birliği’ni hedef olarak görmeleri, orayı
benimsemeleri güya Avrupa’daki insan haklarına gösterilen ihtimamın
memleketimizde de gösterilmesi, oradaki adaletin burada da tecelli etmesiydi.
Ama bugün Avrupa’da yaşananların 10’da birini bile burada görmem mümkün değil. ‘Orada
verilen kararlara ben uymam’ diyor. Dün o kararlara muhtaçtı kendisi.
İSRAF, YOLSUZLUK HAVZASI: Öbür taraftan Türkiye
bir yolsuzluk, israf, rüşvet havzasına döndü. Devlette işiniz varsa mutlaka bir
şeyler ödemek mecburiyetindesiniz, resmi ödemelerin dışında. Rakamlar
milyarlar, milyarlarca dolar ile ifade ediliyor. Onun içinde Türkiye’de artık
yatırımlar durdu. Sadece devletin yaptığı, yapacağı hizmet yatırımları var.
Onları da zaten kimin önceden alacağı belli. Şeffaflık denilen iş tarihe
karıştı. Şimdi biz böyle bir ülkede yaşıyoruz. Allah’tan korkun. Bir memleketi
bir ülkenin insanlarını özellikle sizin gibi düşünmedikleri için, sizi
siyaseten artık tercih etmedikleri için ötekileştirmeye, itelemeye hakkınız var
mı? Bundan dolayı da sürekli kan kaybediyorlar kan kaybettikleri için de
hatalarını düzelteceklerine kabahati vatandaşa kesiyor. Arkasından da her geçen
gün, biraz daha hukuksuz davranmaya ve insanları itham etmeye, ezmeye
meylediyor.
İŞİN ÜÇ KAĞITÇILIĞINI YAPACAK ADAM ARIYOR: Ekonomide
kendilerine göre sürekli prensipler değiştiriyorlar, insanlar değiştiriyorlar.
Rakamlar doğru çıkmıyor mu, hatayı kendisinde arayıp rakamı düzelteceğine, o
rakamı ilan eden adamları değiştiriyorlar. El insaf. TÜİK Başkanı oldu diye bir
adam rakamları sizin istediğiniz gibi üretemez ki. ‘Onu üretemiyorsan sen
beceriksizsin. Git yerine başka birisi gelsin beni tatmin edecek rakam
istiyorum’ diyor. Nasıl yaparsan yap, o benim işim değil senin işin. İşin
ehlini aramıyor. İşin üç kağıtçılığını yapacak adam arıyor. Böylece sen
memleketi düzeltemezsin ki…
RUH OLUYOR, KAYBOLUYORLAR: Memleketin
problemleri, insanların hissettiği ile ortaya çıkar. İşsizlik bitiyor artık,
ama işsiz sayısı artıyorsa senin bitiyor demen işsizliği ortadan kaldırmıyor.
Halk yaşıyor. Çalışan insan adedi artarken, işsizlik azalır mı? İki rakamı
birden veriyor. Çalışan da azalıyor, işsizlik de azalıyor. Nereye gidiyor
bizimkiler. Ruh oluyorlar. Kayboluyorlar. Eğer bir ülkede hakikaten geçim
sıkıntısı artıyorsa, bir avuç azınlık kendi bulundukları bölgede ‘Bu ne demek
diyor ya, nasıl azınlık, soframızda ne eksik’. Doğru senin sofranda eksik yok
fazlası var ama bir de git garibanın sofrasına bak bakayım. Onun sofrasında ne
var. Çöpten topladığı ekmek var. Bunu nasıl düzelteceğini de bilmiyor. Bu sefer
yeni vergilere, bu sefer zamlara başlıyor ama bu da kesinlikle çözüm olmuyor.
