Kılıçdaroğlu’ndan İdlib Açıklaması

rasthaber
Rasthaber –  Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan CHP lideri
Kılıçdaroğlu, önümüzdeki hafta FETÖ’nün siyasi ayağını açıklayacağını söyledi.

Başkent Gaz tarafından Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na
yapılan bağışı eleştiren Kılıçdaroğlu, Kızılay yönetimine istifa çağrısında
bulundu.

​Kılıçdaroğlu, “Eğer ahlak denen bir kavram varsa
Kızılay yönetiminin istifa etmesi gerekir. Bugüne kadar Kızılay her zaman
siyasetten uzak kalmıştı. Şu anda sıcak siyasetin göbeğinde yer alıyor. Nasıl
üzülmezsiniz 152 yıllık bir kurumun bu hale gelmesine? Yüzlerce binlerce
taşınmazı var Kızılay’ın. Gidiyor Kızılay İstanbul’un güzel bir yerinde dolar
bazında tarihi bina kiralıyor. Beyefendiler güzel bir binada yaşamaya alışkın.
Araştırma önergesi kabul edilirse Kızılay’ın siyasi bir partinin nasıl arka
bahçesi olduğunu göreceğiz” diye konuştu.

‘Kızılay’ın değil AFAD’ın çadırları vardı’

Deprem bölgesindeki izlenimlerini anlatan Kılıçdaroğlu,
şunları söyledi:

“Bölgedeyken ciddi eleştiriler aldım. Ben bu kürsüde
vatandaşların sorduğu bir soruya siyasi iktidarın cevap vermesi gerektiğini
söyledim. ‘Deprem vergilerini nereye harcadınız vatandaşa açıklayın’ dedim. En
ağır eleştiriyi aldım. AFAD’a teşekkür ederim. Her yerde çadırları vardı.
Kızılay’ın değil AFAD’ın çadırları vardı. Kendilerine teşekkür ediyorum.
Depremle mücadelenin iki ayağı vardır. Birincisi önlem almaktır. Deprem
olduğunda deprem bölgesinde insanlar ölmesin diye tedbir alacaksın, binayı
dayanıklı alacaksın kardeşim. Devleti yönetmenin gerekçesi de budur. Deprem
oldu binalar yıkıldı, onun adı kriz yönetimidir. Önlem almadığınız için
insanlar ölüyor.”

‘Türk askeri yeni ateşkes hattına göre pozisyonunu almalı’

Türkiye’nin Suriye politikasına ilişkin yapılması
gerekenleri 5 maddede sıralayan Kılıçdaroğlu, şu ifadelere yer verdi:

İdlib’de konuşlanmış bulunan ve gözlem misyonu görevini
sürdüren Mehmetçiğimizin can güvenliği her şeyden önemlidir. Dolayısıyla, İdlib
bölgesi başta olmak üzere Suriye’de görev yapan tüm Mehmetçiklerimizin can
güvenliğini sağlamak adına gereken tüm askeri ve diplomatik adımlar
kararlılıkla atılmalıdır.

Türkiye, Soçi mutabakatı ile ilgili yükümlülüklerin yerine
getirilmemiş olmasından kaynaklı oluşan yeni koşullar nedeniyle, en kısa
zamanda Rusya ile birlikte İdlib’deki mevcut durumu yeniden değerlendirmelidir.
Gerekli görülmesi halinde Soçi mutabakatının unsurları, değişen koşullara
uyarlanmalıdır. Sahadaki mevcut duruma göre, gerekirse yeni bir ateşkes hattı
belirlenmeli, Türk askeri de bu yeni ateşkes hattına göre pozisyonunu
almalıdır.

Siyasi iktidar, öncelikle Suriye’de rejim değişikliğine
odaklanan siyasetini terk etmelidir. Ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eden
gruplarla her türden işbirliği sonlandırılmalıdır. Suriye’de akan kanın durması
ve siyasi geçiş sürecinin sağlanması için çaba göstermelidir. Bunun için
bölgesel ve uluslararası planda diplomatik çabalar artırılmalı, en kısa zamanda
anayasal sürecin yeniden canlandırılması için gerekli koşullar yaratılmalıdır.

İdlib’deki durum Türkiye’ye doğru yeni bir sığınmacı
dalgasını hareketlendirmiştir. Bu konuda Türkiye’nin yalnız bırakılmaması
gerekir. Bu sığınmacıların Suriye sınırları içinde oluşturulacak güvenli bir
bölgeye tahliyesi ve bu bölgede iskanları için Rusya ve rejimle birlikte
Birleşmiş Milletler’in ve AB’nin de sorumluluk üsteleneceği bir süreç
ivedilikle başlatılmalıdır.

İdlib, ülkemiz için ulusal bir güvenlik sorunudur. Aynı
zamanda İdlib’in Suriye toprağı olduğu gerçeği de unutmamalı… Bu bağlamda
küresel bir tehdit olan terörist unsurlar ile muhalif grupların silah
bırakmasına yönelik çabalar arttırılmalı; silah bırakmaya yanaşmayan cihatçı ve
muhalif gruplara karşı her türden kararlılık göstermelidir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın