Rasthaber – İnsan’da kayboluyorum sevgili,
İnşirah’ da buluyorum yüreğimi.
Ne saadet! Yalnız sana ağlıyor gözlerim.
Sana çıkıyor dolambaçlı sokakları zihnimin.
Bir “ Chang e Del ” mısrası
Sonrası yok olası bir acı
İki kişilik bilet almışım yalnızlık oyununa
Perde aralanınca göz yaşlarım oturdu yanıma.
Sordum: “ Nedir yanımda olma sebebin? “
Dedi: “ Maşukların icazetiyim bilmez misin? “
Ne saadet! Yalnız sana yazıyor kalemim.
Uzunca bir dua sonundasın sanki, kısa olmalı dileklerim.
Ve işte! Lanet sanemleşen nefse, deyip
Yol alıyorum erbainime
Yürüyorum ve sayıyorum direkleri, Bir, iki, üç
Nerede, kaçıncı direkte icazetin vuslata?
Kırk! Neden kayıyor zemin ayaklarım altında
İlerledikçe gerilemem neden?
Neden bulamıyorum seni? Kavuşamıyorum sana?
Neden sesini duyuyorum ama
Sesimin önündeki perdeyi aralayamıyorum?
Evet evet. Yalnız sana ağlıyorum.
Öyleyse nedir bu yürüdükçe uzayan mesafeler?
Lütfen! Lütfen artık vuslata izin ver.
İzin ver aksın gitsin boğazımdaki irinli cümleler.
İzin ver kuyusu olmayan bu kelimeler,
Sessizce harflere bürünsünler.
Yoksa korkuyorum!
Nedem duyacağım tüm kelimelerimden.
Yalvarıyorum kırkıncı direkte bekle beni.
Ve haccımı bitirmeme izin ver.
Sena Kılınç
