Azerbaycan’da Hicab Yasağının Arka Planı

Betul

Kültürel Dönüşüm, Sekülerleşme ve Medeniyet Tartışması

Azerbaycan’da hicabın okullarda yasaklanması meselesi, yalnızca öğrencilerin dini kıyafetlerini belirleme özgürlüğüyle sınırlı bir konu olarak ele alınmamalıdır. Bu mesele aynı zamanda dinin kamusal alandaki yeri, devletin laiklik anlayışı, toplumsal kimliğin korunması ve modernleşme sürecinde benimsenen kültürel değerler açısından da değerlendirilmelidir.

Hicap yasağı, bu çerçevede daha kapsamlı bir tartışmanın başlangıç noktasıdır. Konu yeni bir kültürün inşası için atılan ilk adımdır.

Azerbaycan kültürel bir dönüşümün eşiğindedir. Batı medeniyetinin dıştan ithal edilmek istenmesi bir taraftan, sahip oldukları İslam medeniyetini korumak diğer taraftan Azerbaycan’ı bir tercihin eşiğine getirmiştir. Batı kültürü mü, İslam/Ehlibeyt medeniyeti mi?

Sovyetler Birliği döneminde dinî kurumlar, medreseler, vakıflar ve dinî eğitim mekanizmaları bulunmadığından dinin kamusal hayattaki rolü sınırlı kalmıştı. Bu tarihsel tecrübe, Azerbaycan toplumunun dinî bilgi üretimi, dinî otoriteyle ilişki ve kurumsal dinî hayat bakımından kendine özgü koşullarda gelişmesine yol açmıştır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Azerbaycan bağımsızlığını kazanmış, toplumsal ve kültürel hayat yeniden şekillenmeye başlamıştır. Bu süreçte bir yandan millî kimliğin güçlendirilmesi ve ekonomik kalkınma hedeflenirken diğer yandan dinî kimliğin yeniden hayata geçirilmesi da önemli bir toplumsal olgu hâline gelmiştir.

Ancak uzun süreli dinî baskıların ardından bir toplumun kendi dinî mirasını yeniden öğrenmesi ve kurumsallaştırması kolay değildir. Dinî eğitim kurumlarının sınırlı olması, nitelikli dinî bilgiye erişim sorunları ve dinî otoritelerle ilişkilerin yeniden kurulması, bu sürecin temel meseleleri arasında yer alır.

Ehlibeyt mektebi açısından bakıldığında, bu durum Şii toplumunun yalnızca inanç düzeyinde değil, aynı zamanda ilmî, ahlaki, fıkhî ve toplumsal düzeylerde de güçlenmesini gerekli kılmaktadır.

Azerbaycan’da iktidar tarafından benimsenen laiklik anlayışı, devlet ile din arasındaki ilişkinin nasıl düzenleneceği konusunda belirleyici bir rol oynuyor.

Bu nedenle anayasal düzeyde laikliğin benimsenmesi ile toplumun sekülerleştirilme sürecinin başlaması kaçınılmaz olacaktır.

Azerbaycan’daki hicap tartışması da bu düzlemde incelenmelidir. Okullarda dini kıyafetlere yönelik sınırlamaların gerekçeleri, kapsamı ve uygulama biçimi, batı medeniyet projesinin başlangıcı olarak görülebilir. Bundan dolayı söz konusu politikaların toplumsal ve kültürel sonuçları eleştirel biçimde sorgulanıyor.

Neden Azerbaycan’da bu proje hayata geçirilmeye çalışılıyor?

Azerbaycan‘ın Jeopolitik ve Dini Boyut

Laiklikle başlayan Sekülerleşme süreci ve batı medeniyeti ilkelerinin hakim kılınmasıyla gerçekleşecek kültürel dönüşüm, Alivey iktidarının ve Azerbaycanlı laiklik tek başına yapabilecekleri bir iş değildir.

Azerbaycan’ın jeopolitik ve jeostratejik batılı teorisyen ve stratejistleri bu kültürel dönmüşümün alt yapısını hazırlamışlardır.

Bunun önemini anlamak için birbirini tamamlayan birkaç unsuru dikkate almak gerekir.

Birincisi, Azerbaycan, Şii Müslüman nüfusun toplumsal ağırlığa sahip olduğu bir ülkedir. Bu özelliği, ülkeyi Şii düşüncesinin ve Ehlibeyt kültürünün toplumsal geleceği bakımından önemli kılmaktadır.

İkincisi, Sovyetler Birliği sonrasında oluşan siyasi ve toplumsal yapı, ideolojik ve kültürel konumu Azerbaycan’ın içine düştüğü boşlukta modernleşme modelini ve uluslararası yönelimlerini belirleyen başlıca unsurlardan biri olmuştur. Ülkenin Türkiye ile ilişkileri, İran ve Arap ülkeleriyle ilişkilerinin niteliği, millî kimlik anlayışı ve Batılı devletlerle geliştirdiği siyasi ve ekonomik bağlar, bu sürecin farklı boyutlarını oluşturur.

Üçüncüsü, Hazar Havzası’ndaki enerji kaynakları ve Azerbaycan’ın bölgesel konumu, ülkeyi uluslararası güç ilişkilerinin önemli aktörlerinden biri hâline getirmektedir.

Bu unsurlar, Azerbaycan’ın yalnızca iç siyaseti açısından değil, bölgesel ve küresel stratejiler bakımından da önem taşıdığını göstermektedir.

Ehlibeyt Mektebi ve Merciiyetin Önemi

Şii düşünce geleneğinde Merciiyet, dinî bilgi ve fıkhî hükümlerin açıklanması, dinî rehberlik ve taklit ilişkisi bakımından önemli bir kurumdur. Merciiyetin işlevi yalnızca bireysel ibadetlerle sınırlı değildir; dinî eğitim, toplumsal dayanışma, ahlaki sorumluluk ve dinî kimliğin korunması gibi alanlarda da etkilidir.

Bununla birlikte Merciiyetin kurumsal yapısı, dinî otoritenin toplumdaki etkisi ve âlimlerin toplumsal rolü din medeniyetinin ve Ehlibeyt kültürünün tanıtılmasında büyük önem taşımaktadır.

Ehlibeyt mektebi açısından dinî kimliğin korunması, yalnızca sembollerin muhafazasıyla sınırlı değildir. Bu kimliğin itikadi, fıkhî, felsefi, ahlaki, sosyal ve siyasi boyutlarının ilmî temeller üzerinde açıklanması da gereklidir. Bu bakımdan dinî otorite ile toplum arasındaki bağların güçlenmesi, nitelikli dinî eğitimin yaygınlaşması ve genç kuşakların kendi geleneklerini bilinçli biçimde tanıması önem taşır.

Merciiyetin etkisinin sınırlı olduğu toplumlarda dinî kimliğin mutlaka zayıflayacağı veya yozlaşmanın kaçınılmaz olduğu söylenebilir. Din medeniyeti ilmi temeller üzerine kurulu toplumsal dinî hayat aile, eğitim, kültür, dinî kurumlar ve bireysel inanç gibi farklı unsurların etkileşimiyle şekillenir.

Azerbaycan halkının din medeniyetini ve Ehlibeyt kültürünü kaynağından öğrenmeleri için merceiyet ile bağı büyük önem taşımaktadır.

Yazının devamını okumak için linke tıklayınız:https://rasthaber.com/azerbaycanda-hicab-yasaginin-arka-plani/

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın