Köksal Çelik: Adil Öksüz Davasında Bilgi Saklandı

rasthaber
Rasthaber –  Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, Cemaat üyesi Adil Öksüz’ü
serbest bırakan hakim Köksal Çelik’in bu kararının ardından görevden alındığını
yazdı.

Terkoğlu’nun bugünkü yazısından ilgili bölüm şöyle:

“Aradan beş yıl geçti kendimi savunamadım, bundan sonra
susmak yok.” Telefondaki hâkim, daha doğrusu eski hâkim böyle söylüyordu. “Bir
iki devlet büyüğümüz, ‘Çık kendini savun’ dediği için sizi aradım” diye devam
etti.

Geçen hafta 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde
darbenin kritik ismi olan Adil Öksüz’ün “yakalanamama” hikâyesini yazmıştım.
Savcı Cihan Ergün, Öksüz’ü 18 Temmuz günü tutuklamaya sevk ettiği halde, hâkim
Köksal Çelik tarafından serbest bırakılmıştı. Ergün, itiraz edip yeniden
tutuklama talep etti. Çelik, kararında ısrar etti. Dosya bu kez hâkim Çetin
Sönmez’e gitti. O da tutuklama talebini reddetti. Öksüz, böylece elini kolunu
sallayarak çekip gitti. İşte beni arayan Öksüz’ü o gün serbest bırakan hâkim
Köksal Çelik’ti.

Önce durumunu sordum. Anlattığına göre olayın ardından açığa
alınmıştı. Hakkında FETÖ soruşturması açılmış ancak FETÖ ile irtibatı
bulunamamıştı. Yine de 2018 yılına kadar açıkta tutulduktan sonra, “memuriyet
itibarını bozduğu” gerekçesiyle hâkimlikten atıldı. Adil Öksüz’ü serbest
bırakma kararı, hâkimlik kariyerinin sonu olmuştu. İşin ilginci, savcı Cihan
Ergün’ü eleştirmekle birlikte bir sözüne katılıyordu: “FETÖ hâlâ devlette
etkin.”

Çelik, kendisinden de intikam alındığını düşünüyor:
“FETÖ’nün Sincan’da 2015 yılında o zamanki değeri 350 trilyon olan AVM’lerine kayyum
atama kararını ve elkoyma kararını ilk defa ben vermiştim. Bu karar Türkiye’de
ilk oldu. Örnek alınarak Ankara’da Koza Altın’a kayyum atama kararı verildi.
FETÖ, benden bu kararın intikamını almış oldu.”

Tavrı korkak ve çekingendi

O gün neler yaşandı? Adil Öksüz, hâkim Köksal Çelik’in
karşısına nasıl çıktı?

Çelik anlattı:

“Savcı, Adil Öksüz’ü, tutuklama talebiyle bana 18 Temmuz
sabah saat 05.30’da gönderdi. Daha doğrusu sorgulamaya 05.30 başladım. Ben de
20 dakika sorguladım. Ağzından bir laf alamayınca ve sürekli savcılıkta verdiği
ifadeyi tekrarlayınca, anlattıklarına tam inanmadığım için 05.51’de savcıyı
aradım. Aradığımda odasında değildi. Evine gidiyordu. Onun için cep telefonunu
aradım. ‘Dosyada bir şey yok, ben tutuklama değil, yurtdışına çıkış yasağı
koymak şeklinde adli kontrol düşünüyorum’ dedim. 107 saniye konuşmuşuz. O da
‘Olabilir, sen bilirsin’ gibi şeyler dedi. Bir nevi istişare ile karar verdik.
Saat 05.55 gibi kararımı açıkladım ve diğer şüphelilerin sorgusuna başladık.
Basının yazdığı gibi bu hain (Adil Öksüz), yakalandıktan 21 dakika sonra değil,
iki gün sonra sorguya çıkarıldı. Sorgu işlemi 21 dakika sürdüğü için basın
biraz yanlış yazdı bu kısmı.”

Peki, Adil Öksüz’ün tavrı nasıldı?

Köksal Çelik anlattı:

“Tavırları korkak ve çekingendi. Bitkin bir hali vardı.
İşkenceye uğradığını iddia etti. Konuşmamak için gayret ediyordu. Ben daha çok
konuşturmak için uğraştım. Bir ara ‘Ortalık yanıyor, sen tarla bakmaya
gelmişsin’ gibi bir şey söylemişim ama bu kayıtlarda yok. O gün sorguya çıkan
kâtip Mehmet Ali Tuna’nın müfettişe verdiği ifadede var.”

Bizden bilgi saklandı

Sohbet asıl konuya geldi. Adil Öksüz’ü nasıl oldu da serbest
bıraktı? Böyle bir karar nasıl verilebilir?

Köksal Çelik, kendisinin hata yaptığını düşünmüyor:

“Benim sorgumdan bir buçuk gün önce, 16 Temmuz’da, bu hainin
kim olduğu kışla karakolunda öğrenilmiş. Ama ne jandarma ne de Emniyet
görevlileri bana ya da savcılığa bu durumu söyledi. Yani bizden bilgi saklandı.
Bir de basının yazdığı gibi bu hain Akıncı Kışlası’nda değil, kışladan bir
kilometre dışarıda bir yerde yakalanmış. Üzerinden çıkanlar bize getirilse ya
da görevliler bize bunun kim olduğunu söylese ya da savcı hemen tutuklamaya
sevk etmeyip dört günlük gözaltı süresini kullansa bu hata olmazdı.

Üssün içinde değil, dışarıda yakalanmış ve sivil gözüküyor.
Şüphe var ama ben o şüpheyi savcıya sorup gidereyim dedim. Aradım, o da Adil
Öksüz’ü somut delille değil, bir ayet manası sorarak çözmüş. Aradığımda ayetle
çözdüğünü de bana söylemedi. Bu arada hayatımda ilk defa şahit oldum bir ayet
manasıyla şüpheli çözen savcıya!

Yine bu hain yakalandıktan sonra kışla karakolunda hakkında
hazırlanan mavi renkli dosya, bana ya da savcılığa getirilmemiş. Olaydan bir ay
sonra HSK müfettişi soruşturma için karakola gittiğinde, tutulan tutanaklar,
hainin çıplak resmi, HSK müfettişine veriliyor. Zaten üzerinden çıkan saat,
GPRS aleti, cep telefonu vs… Biz hiçbir şey görmedik. Çünkü önümüze
getirilmedi. Buna o gün görev yapan savcı, başsavcı ve vekilleri şahittir.

Bana dosya değil, sadece yarım santimetrelik bir üst yazı,
bir de ifade ile tutuklanma isteği gönderildi. Buna şimdiki İstanbul
Başsavcısı, o dönem aynı adliyede çalıştığımız Şaban Yılmaz şahittir. Delil
olacak objeler ve tutanaklar bizden gizlendi, dosyaya konmadı, sonra basın bizi
kamikazeci olarak gösterdi. Aynı basın bir zamanlar ‘hükümetin hâkimi’ diye
haber yapıyordu.”

Adil Öksüz’e yol verilmiş

Peki, hata kimde? Öksüz’ün kaçışı sadece bir hâkimin sorunu
mu?

Köksal Çelik, o geceden daha büyük bir fotoğrafı işaret
ediyor:

“Ben ‘yurtdışı çıkış yasağı’ şeklinde karar verip bırakınca,
Aydın’dan aranmış, ‘Biz onu bir yıldan beri bir para trafiğinden dolayı
arıyorduk’ diye. Üç kişilik bir suç örgütünü bile devlet görevlilerinin takip
ettiği ülkemizde, devasa bir yapının bir elemanın takip edilmemesi hâkimin suçu
mu? Bu hainin (Adil Öksüz) adı, darbeden önce açılan FETÖ Çatı İddianamesi’nde
‘Deniz Kuvvetleri İmamı’ olarak geçiyor. Orada şüpheli yapılsa ya da yakalama
kararı çıkarılsa zaten bizim önümüze geldiğinde yakalama kararı infaz edilecek
ve kimsenin hata yapma imkânı olmayacaktı. Ben o tarihte yılda dört bin karara
imza atıyordum. Ankara’da yazılan bütün iddianameleri takip etme, okuma imkânım
ve zamanım yok.”

Cihan Ergün’ün söylediklerine, FETÖ’den değil Adil Öksüz
kararından dolayı hâkimlikten atılan Köksal Çelik’in söylediklerini ekleyince,
bir tablo ortaya çıkıyor. Adil Öksüz, daha önce çeşitli iddianamelerde adı
FETÖ’nün imamı olarak geçtiği halde takip edilmedi. Elini kolunu sallayarak
yurtdışına çıktı, döndü. Darbe çalışmalarına devam etti. O gün de Akıncı
Üssü’ne FETÖ imamı olarak gitti. 15 Temmuz’un ertesi sabah yakalandı. Hatta o
sırada da ifşa oldu. Ama hakkında bilinenler, üstünden çıkanlar yargıdan
gizlendi. Öksüz’e böylece serbest kalması için yol verildi. Hem savcı hem
hâkimin anlaştığı konu ise bugün hâlâ devletin içinde Öksüz’ü koruyanların
yoluna devam ettiği. Acaba Adil Öksüz de kendisine yol verildiğini biliyor
muydu?

 

Telefon kapandı. Denizlerin bilgisi kuşkusuz bir damlasında
gizli. Herkes konuşsa suyun dibini görebileceğiz. Kim bilir ne zaman?

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın