sürecine başlayan Türkiye’nin en uzun sınır komşusu Suriye ile de diplomatik
temas kurmasına yönelik önemli açıklamalar geldi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 13. Büyükelçiler
Konferansı’nın son gününde yaptığı basın toplantısında, “Muhalefetle
Suriye’deki rejimi bizim bir şekilde anlaştırmamız lazım. Aksi takdirde kalıcı
bir barış olmaz, bunu hep söylüyoruz” diye konuştu.
Suriye ile istihbaratlar dışında doğrudan diplomatik temasın
söz konusu olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Çavuşoğlu, “Şu anda
böyle bir temas söz konusu değil. Cumhurbaşkanımız zaten o soruya cevap
verdiler. Sonuçta uzun zamandır zaten (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin ve
Rus yetkililer ‘Sizi rejimle görüştürelim’… Esad ile Cumhurbaşkanımızı
görüştürmek istediler. Cumhurbaşkanımız da istihbaratların görüşmesinin faydalı
olacağını söylemişlerdi” yanıtını verdi.
Çavuşoğlu’nun bu açıklamalarının ardından Suriye’nin
kuzeyindeki bölgelerde Türkiye’ye yönelik protestolar gerçekleştirildi,
eylemler Türk bayrağını yakma seviyesine kadar ulaştı.
MHP lideri Bahçeli ve AK Parti’den destek
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise “Dışişleri
Bakanımızın Suriyeli muhaliflerle Esad rejimi arasında barışın tesis edilmesi
hususundaki yapıcı ve gerçekçi sözleri kalıcı çözüm arayışlarına güçlü bir
nefestir” açıklamasıyla Bakan Çavuşoğlu’nun açıklamasına destek verdi.
Bundan hiç kimsenin rahatsız olmasına gerek olmadığını
söyleyen Bahçeli, “Türkiye’nin Suriye ile görüşme düzeyini siyasi diyalog
mertebesine çıkarması, bu çerçevede terör örgütlerinin yuvalandıkları her
coğrafi alandan işbirliğiyle sökülüp atılması önümüzdeki siyasi gündem
konularından birisi olmaya namzettir ve hatta ciddiyetle ele alınmaya
değerdir” ifadelerini kullandı.
Bahçeli, 2023’e kadar tüm komşularla normalleşme
atmosferinin hakim olmasının arzu ve umutları olduğunu söyledi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı da Suriye ile
olan ikili ilişkilerin doğrudan hale gelebileceğini ve ilişki seviyesinin
yükselebileceğini söyledi.
‘Bir diplomatik zeminin oluşmuş olması çok önemli’
Türkiye ve Suriye arasında yeniden diplomatik temas kurma
sürecine Sputnik’e yorumlayan AK Parti MKYK üyesi Metin Külünk ise ‘Batı’nın
hedefinin küçültülmüş paramparça olmuş bir coğrafya kurmak’ olduğunu
hatırlatarak şunları söyledi:
“11 yıldan bu yana Esad’ın basiretsiz politikalarının
sonucunda, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne ve güvenliğine yönelik tehdit olan
bir fotoğrafı oraya çıkıyor. Bu fotoğraftan Suriye’nin toprak bütünlüğüne dem
vuran Şam da rahatsız. Ancak bundan Batı dünyası mutlu. Bütün yükü Türkiye çekiyor,
Suriye kendi içinde müthiş bir acıya teslim oldu, 10 milyona yakın vatandaşı
yeryüzüne dağıldı, yıkılmış harabe olmuş bir ülke ortaya çıktı. Sınırımız
PKK’nın, DEAŞ’in tehditleriyle baş başa kaldı. Şimdi bunun bu şekilde devam
etmesi mümkün değil. Türkiye doğal olarak uluslararası hukuktan doğan haklarını
kullandı. Terör tehdidini başladığı yerden bitirmek üzere sınır ötesi
operasyonlarla toprak bütünlüğümüze yönelik saldırıları engelledi. Ancak bir
nokta var ki terör örgütleri orada halen duruyor. Bundan Rusya da rahatsız.
Soçi zirvesinde de ortaya çıktı ki Batı hegemonyasının Suriye üzerinden
Rusya’ya kadar uzanan bu tehdidinin sonsuza kadar burada yaşaması mümkün değil.
Bunun çıkış yolu olarak Sayın Bahçeli ve Sayın Yazıcı’nın destek verdiği gibi bir
diplomatik zeminin oluşmuş olması çok önemli.”
‘Rusya ve Türkiye’nin iki güçlü liderinin varlığı bu
süreçte en büyük güvencemiz’
“Tabii ki Rusya ve Türkiye’nin iki güçlü liderinin varlığı
bu süreçte en büyük güvencemiz” diyen devam eden Külünk, şunları ifade etti:
“Sayın Putin şunu görüyor; Rusya’nın güvenliği aslında
Akdeniz’den başlıyor, Türkiye’nin güvenliği Rusya’yı doğrudan ilgilendiriyor.
Türkiye’nin güvenliği İran’ı da ilgilendiriyor. O halde bölge ülkelerinin bu
konuda işbirliği yapması gerekiyor. Türkiye’nin güçlü devlet yapısı İran ve
Rusya’nın da varlığını koruma noktasında son derece kritik önemde. Sayın Putin bunu
görüyor. Ve Türkiye’ye, Rusya’ya saldırının nereden geldiğini, Suriye’yi kimin
istikrarsızlaştırdığını görüyor. Bayrağımıza yönelik alçakça provokatif
saldırıların yakalanmış sanıklarıyla PKK eliyle yapıldığı tespit edilmiş
durumda. Türkiye’ye yönelik Suriye ile diplomatik ilişkilerin bu noktaya
gelmesinden kimin rahatsız olduğunu yine Atlantik’e, FETÖ’ye ve arkasındaki
akla baktığımızda çok net görüyoruz. O zaman bu coğrafyanın birliğini
beraberliğini isteyenlerin memnun olduğu ancak bu coğrafyanın parçalanmasını
isteyenlerin mutsuz olduğu bir sürecin kapısı açıldı. Bu sürecin gelecekte bu
coğrafyada Suriye ile Irak’la kendi aralarında sosyal, kültürel, iktisadi
birliğin kapılarını açmaya vesile olacak bir olmasını temenni ediyorum.”
Süreci bozmaya yönelik ‘provokatif eylemler olabilir’
uyarısı
AK Parti MKYK üyesi Külünk, “Süreç çok hızlı gelişmeye
başladı” diye devam ederek şunları ekledi:
“Sayın Cumhurbaşkanımız zamanı iyi okuyan bir liderdir.
Zaten Soçi zirvesi bu noktadaki bütün ipuçlarını verdi ve süreç çok hızlı
işlemeye başladı. Burada dikkatli olunması gereken nokta şu; Suriye’nin içinde
de bu denklemi bozmak isteyen sızıntı unsurların olduğunu olacağını beraberinde
Atlantik ötesine müzahir terör örgütlerinin bu süreci sabote etmek için ciddi
provokatif eylemlerin içinde olacaklarını görmeliyiz. Gelişmeleri şu soru
üzerinden yorumlamalıyız; bu eylemin sonuçları bu coğrafyaya yarar mı yaramaz
mı? Çünkü bu bir büyük adım. Türkiye ve Suriye ilişkileri temenni ederiz ki
2011 Haziran’ından öncesine dönsün. Bu mümkün mü? Şu anda çok imkan dahilinde
görünmüyor. Ama imkansız mı, değil.”
