NATO üyeliğini onaylama pozisyonunda olan Türkiye’yi kışkırtarak manipüle etme
amacını mı taşıyor?
İsveç’in başkenti Stockholm’de
Kurban Bayramı’nın ilk günü bir caminin önünde polis koruması nezaretinde bir
kişi Kur’an-ı Kerim yaktı. Tüm dünyada Müslümanlar tarafından infiiale sebep
olan bu eylemi yapan kişinin Salvan Momika isimli Süryani kökenli Irak
vatandaşı olduğu ve bir zaman Haşdi Şabi çatısı altındaki İmam Ali Tugayları’na
bağlı İsa İbn Meryem Tugayı’nın eski üyesi olduğu ortaya çıktı.
Musul kentinde
Hristiyanların yoğun olduğu Hamdaniye ilçesinde doğan Salvan Momika Haşdi Şabi
milis gücünün desteği ile “Süryani Şahinleri” adlı bir birlikte kurmuştu.
Irak’ta savaşın bitmesinden sonra Salvan
siyasi arenada kendi cemaatini temsil etmek amacıyla Süryani Birliği
Partisini’de kurmuştu. Daha sonra tehdit aldığını öne sürerek Almanyaya
sığınmacı olarak başvurdu ama reddedilmesi üzerine İsveç’e geçti.
Polis koruması ve gazeteciler
nezaretinde yaptığı eylemden sonra beş yıldır İsveç’te yaşadığını ve ateist
olduğunu beyan etti.
Haber duyulduktan sonra bütün dünyada protesto gösterileri
tertip edildi. Bilhassa Irak’ta Ayetullah Sistani’nin çağrısı üzerine protesto
eylemleri yapılarak İsveç konsolosluğu basıldı.
Daha önce bu ülkenin aşırı
sağcı siyasi partilerinden Stram Kurs partisinin lideri Rasmus Paludan’ da
Türkiye büyükelçiliği karşısında Kur’an-ı Kerim yakmıştı.
İsveç’te Çarşamba günü yapılan bu
menfur saldırı İsveç’in Nato’ya girme çabasının Türkiye’ onay vermeyerek
engellenmesi ve saldırganın renkli kimliği sebebiyle ilginç bir hale geldi ve
ne amaçla yapıldığı ve kimler tarafından teşvik edildiği merak konusu oldu.
Bu
bireysel bir eylem miydi yoksa Batı’nın klasik İslam ve Müslümanlara
mesafelerini korumaya ve dengelemeye yönelik rutin emniyet supabı eylemlerinden
biri miydi? Bundan iki hafta sonra Litvanya’nın başkenti Vilnius’da NATO
zirvesi var ve İsveç ve Firlandiya’nın üyeliği görüşülecekti. Türkiye ve
Maceristan İsveç’in NATO üyeliğini çeşitli çekingeler koyarak onaylamamışlardı.
Geçen süreç içinde İsveç ve Finlandiya, süreci başlatabilmek için Türkiye’nin
terörle mücadele konusunda taleplerini içeren üçlü anlaşmaya 28 Haziran’da imza
atmak durumunda kalmışlardı.
Erdoğan birazda seçim sürecinde iç
malzeme olarak kullandığı ve radikal tepkisini sürdürdüğü politikasında ikili
görüşmeler ve aracıların diyaloğları ve seçim sürecinin zaferle sonuçlanması
sebepleri ile yumuşama temayülleri gösterirken sonucunda Stockholm’de bu
saldırı düzenlenerek yeni bir gerginliğin bu konuda oluşması ve neticesinde
Litvanya’daki görüşmenin de ertelenmesi birden bire hangi hesap ve güç
dengesinin olduğu belli olmayan bir el tarafından ustalıkla provoke ederek
amacına ulaştı.
Sanki bu mesele Hindistan’da Hindu’lar ile Müslümanlar arasında
ne zaman bir yakınlaşma ve hoşgörü atmosferi oluşsa ortaya parçalanmış bir inek
kafası atarak durumu tekrar kavgaya dönüştürmeleri gibi bir hal aldı. Ne zaman
Nato görüşmesi yapılacak Türkiye ve İsveç ile karşılıklı iletişim kurulacak o
zaman biri meydanlara çıkıyor ve Kur’anı Kerim yakıyor.
Peki Batı Kur’an’ı
Kerim’e bu saldırıyı niçin yapıyor? Ya da bu soruyu şöyle soralım. Kur’an yakma
eylemleri özellikle İsveç’te kim tarafından teşvik ediliyor ve amaç nedir? Amaç
İslamafobiyi canlandırmak mı yoksa başka bir siyasi dengenin oluşumu için
manipülasyon yapmak mı?Daha önce Rasmus Paludan’ın Kur’an yakma eylemlerinin
Kremlin destekli Rusya Today çalışanı 320 İsveç kronu ödemeyi Chang Frick adlı
gazetecinin yaptığını duyurdu. Frick şu anda aşırı sağcı İsveç Demokratları
adlı partinin düzenli olarak medya işlerini yapıyor.
The Insider adlı internet sitesine
röportaj veren Chang Frick ise eylem izni için gereken ödemeyi yaptığını kabul
etti ancak “Kuran yakılması fikrinin kendisine ait olmadığını” ileri
sürdü. Frick röportajında 2014’ten beri RT için çalışmadığını ve 2014’te
Rusya’nın Kırım’ı ilhakından sonra Rusya’yı desteklemediğini iddia etti. Rasmus
Paludan daha önce İsveç medyasına yaptığı açıklamada eylemi “Bazı
İsveçliler Türk büyükelçiliği önünde Kuran yakmamı istiyor” diyerek haklı
çıkarmaya çalışmıştı.
Eski bir İsveç Demokrat yetkilisi
olan Frick, İsveç’teki göçe odaklanan aşırı sağcı bir internet sitesinin
kurucusu. New York Times’a verdigi bir röportajda Rusya Devlet Başkanı Vladimir
Putin ile olan ilişkisine yönelik şaka yapmış, Rusya’ya yaptığı bir gezinin
ardından cebinden bir tomar ruble çıkararak muhabire “İşte benim asıl
patronum! Putin” demişti. NYT ilgili haberinde Rusya’nın İsveç’te aşırı
sağcı İsveç Demokratlarına yardım yaptığını yazmıştı.
Paludan’ın eyleminin ardından ise
İsveç-Türkiye-Finlandiya arasında bu iki ülkenin NATO’ya katılım talebi için
yapılan üçlü görüşmeler Türkiye tarafından askıya alınmıştı. Cumhurbaşkanı
Erdoğan İsveç’in artık NATO üyeliği için Türkiye’den destek beklememesi
gerektiğini söylemişti.
Bütün bu problemler diplomatik görüşmeler ve
aracılıklar sayesinde neredeyse aşılmıştı ve iki hafta sonraki toplantıda
muhtemelen Erdoğan’ın onay vereceği bir sonuç elde edilecekti. Ama Kurban
bayramının ilk günü gizli eller yine müdahalelerini yaparak süreci sekamete
uğrattı.
Bu arada İsveç’ li gazeciler ve siyaset uzmanları Kur’an yakma
eylemlerinin İsveç halkının hiç ilgisini çekmediğini de belirtiyorlar.
Tüm bunlardan anlaşılan İsveç’te
Kur’an yakma eyleminin İsveç kamuoyuna yönelik olmadığı ve daha çok dünya
Müslüman kamuoyunun tepkisini tetikleyerek yapılacak protesto eylemlerinin
tamda İsveç’in NATO üyeliğinin görüşüleceği toplantıların yapılacağı zamana
denk getirilmesi için birileri tarafından üstelik para ödenerek taşeron
şahıslara yaptırıldığıdır. Burada seçilen kişilerin önce İsveç ırkçı partileri
elemanlarının daha sonra Irak muhalefeti Süryani bir vatandaş olması belki de
meseleyi karmaşık hale getirip asıl niyetin anlaşılmasının zorlaştırılması
amacını taşımasındandır.
Bundan fayda sağlayacak oluşumların İsveç’in NATO’ya
girmesini istemeyen bir yapı olduğu fikri daha ağır basıyor. Bu İsveç iç
siyasetinde bunu istemeyen bir grup olabileceği gibi Rusya ilişkileri de
düşünüldüğünde belki de Moskova’nın ABD’nin saldırgan politikalarına ve Avrasya
birliğini korumaya yönelik psikolojik ve sosyal manipülasyon politikalarının
bir ürünü de olabilir.
Cambridge Analitica adlı şirketin bir uygulama aracılığıyla
sosyal medya kullanıcılarını verilerini çekmesi ve bu yolla seçimlere müdahale
ettiğinin ortaya çıkmasıyla dijital alanda yapılan uluslararası manipülasyonlar
ile olaylara ve bilhassa seçimlere etki etmenin mümkün olduğunu ortaya
koymuştur. Trump’ın seçildiği ABD seçimler başta olmak üzere Brexit referandumu,
Hindistan, Fransa ve Almanya’daki seçimlerde dış müdahalelerinin varlığına
yönelik ciddi emarelerin bulunmuş olması bu iddiaları doğruluk ihtimalini hayli
artırdı. Artık hegemonya devletleri dijital enformasyon alanlarında çok yönlü
yatırımlar yaparak farklı ülkelerdeki siyasi olaylara müdahale edip istedikleri
yönde gündemler oluşturabilmektedirler. Geçtigimiz seçim süreci içinde bu tür
müdahalelerin Rusya tarafından Türkiye için yapıldığı da iddia edilmişti.
Bu konuda ilgili kuruluşun Türkiye
servisinin hazırladığı rapor, Rusya’nın Türkiye’deki medya operasyonları ile
krize sebep olabilecek bazı stratejik olaylar üzerinden örnekler vererek seçim
ve kitlesel olaylar ürerinde geleneksel motifli sosyal medya yönlendirmelerinin
nasıl etkin olduğunu örneklendirerek Rusya’nın Türkiye üzerinde etki oluşturma
durumunu açıklamaktadır. Rusya’nın son dönemde Türkiye’de yerleşik bir hal alan
anti-Amerikancı söylemin oluşumunda büyük pay sahibi olduğu ve Türkiye’nin
başta ABD olmak üzere NATO ve Batı’dan uzaklaşmasında doğrudan rol aldığı gibi
iddialar raporun ana gündem maddelerini teşkil etmektedir.
İsveç ve Kur’an
yakma eylemlerinin bu gaye ile Rusya tarafından organize ediliyor olması bir
ihtimal ve bazılarına göre de iddiadır. İsveç’in stratejik konumu ve kurmaya
çalıştığı NATO üyeliği ilişkisi nedeniyle ilk aşamada Kur’an yakma eylemleri
akla gelen ilk ihtimal budur. Netice itibarı ile bu eylemlerin bireysel
olmadığı ve bir organizasyon tarafından finanse edildiği itiraf edilmiştir.
Süreç zamanla bunu daha iyi ortaya koçacak ve anlaşılır hale getirecektir.
FATİH BİLGİN
