Lübnan’da hükümetinin geleceği ile ilgili iki görüş belirtilmektedir. Bunlardan
biri tarafsız, diğeri ise medeni hükümetin kurulmasına vurgu yapmaktadır.
Lübnan 2020 yılında başbakanın
tanıtılması yönünde 2. kez siyasi grupların pazarlıklarına şahit oluyor. İlk
pazarlık 2020 Ocak’ta Hassan Diyab hükümetinin kurulması ile sonuçlandı. Ancak
bu hükümetin ömrü de 7 aydan daha az oldu ve istifa etmek zorunda kaldı. Diyab kabinesinin yenilgiye uğraması ile
kimileri Lübnan’ın tarafsız bir hükümete ihtiyaç duyduğunu öne sürüyor.
Tarafsız hükümet Amerika ve Fransa’nın Lübnan’daki yönetim
mahiyeti ile ilgili öne sürdüğü bir kavramdır. Amerika dışişleri bakanı siyasi
işler yardımcısı David Hale ise Beyrut limanı enkazlarını incelemesinde Lübnan’ın
sadece teknokratlardan oluşan tarafsız ve bağımsız hükümetin kurulması ile
ekonomik ve mali sorunlar ve krizlerden kurtulabileceğini belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da 6 Ağustos’ta yaptığı
ziyarette Lübnan’da tarafsız ve bağımsız hükümetin kurulmasına vurgu
yapmıştır. Bu fikir ise Lübnan’ın Maruni
Hristiyanları baş piskoposu Beşşare Petros Râi tarafından da öne sürülmesi ile
Lübnan’da tarafsız hükümetin kurulması taslağı hazırlandı.
Ancak bu fikrin bir
yandan uygulanmaya geçirilemeyeceği ve bir yandan da Lübnan’ın çıkarlarını
sağlayamayacağı söylenebilir. Bu yüzden
de uygulanması pek mümkün görünmüyor.
Zaten Lübnan’daki iktidar ve yönetim yapısı fırkacılığı yüzünden
tarafsız hükümet kurulmasını da imkansız kılıyor.
Bir diğer yandan ise ülkenin yönetiminde rolü olanlar da
tarafsız olamazlar. Bu yüzden böyle bir hükümet zaten Lübnan’ın çıkarlarını karşılayamazken
bir taraftan da siyasi grupların baskıları ile karşılaşır ve Diyab kabinesinin
kaderini paylaşmak zorunda kalır.
Buna esasen Seyyid
Hasan Nasrullah bu görüşün asıl karşıtlarından biri olarak Lübnan’da tarafsız
hükümetin kurulmasının vakit kaybından başka bir şeyin olmadığını belirtmiştir.
Bir başka görüş de Lübnan’ın tarafsız bir hükümet değil ulusal
yaklaşımlı medeni bir hükümete ihtiyacı olmasıdır. Lübnan parlamentosu başkanı Nebih Berri ve
Lübnan savunma bakanı Ziyne Akker de bu görüşü paylaşıyorlar. Medeni hükümetten
amaç ise tüm gruplardan oluşan kapsamlı bir hükümettir. Böyle bir hükümet
aşiretler ve fırkaların etkisi altında kalmamalıdır. Başka bir ifade ile medeni hükümeti, ulusal
birlik hükümeti adlandırmak da mümkün.
Aslında medeni
hükümetin düşüncesi, Lübnan için uygun bir seçenektir. Ancak gerçekleşme şartı parlamento seçim
sonuçlarını kabullenmek ve Lübnan iktidar yapısının gelişmelere ulusal açıdan
yaklaşmayan kişilerden vazgeçmesidir.
Bu çerçevede yabancı dayatmalara da direnmek şart. Hassan Diyab ise bağımsız uzmanlar ve bilirkişilere
göre ulusal bakışa sahip, aşiret ve fırkacı yaklaşımlardan ve yönlenmelerden
uzak çalışan Lübnan’ın nadir başbakanlarından biri idi. Hassan Diyab
yolsuzlukla ciddi bir şekilde mücadele etmek istiyordu. Ancak kimi
şahsiyetlerin dış mihraklara bağlı olması ve ulusal bakışa sahip olmaması
Diyab’a karşı baskıları arttırdı ve sabotajların gerçekleşmesine yol açtı. Bu
yüzden Diyab istifa etmek zorunda kaldı.
Son bir haftada başbakanlık adayı olarak gösterilenler Saad
Hariri gibi Lübnan’da medeni hükümet kurma iradesi ve gücüne sahip değillerdir.
Çünkü ülkeyi iç gerçekler ve koşullara göre yönetmiyorlar. Bu tür şahsiyetler bölgesel ve bölge dışı
güçlerin karmaşık planlarını yerine getirmek sureti ile Lübnan’ın durumunu daha
da çetrefilleştireceklerdir.
Bu durumda kaybeden taraf, zaten ekonomi zorluklar yaşayan
Lübnan halkı olacaktır.
